Ana içeriğe geç
Sözlük

aya ile cümle

aya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'la toplantını ayarladım.I've arranged your meeting with Tom.
Ben çalışırken bütün gece ayaktaydım.I've been up all night studying.
Onu düşündüğüm için bütün gece ayaktaydım.I've been up all night thinking about that.
Neredeyse bütün gece ayaktaydım.I've been up almost all night.
Üç gündür ayaktayım.I've been up for three days.
2:30'dan beri ayaktayım.I've been up since 2:30.
Ayak bileğimi incittim.I've hurt my ankle.
6.30'a kadar ayakta olmalıyım.I have to be up by 6:30.
6.30'a kadar ayakta olmam gerekiyor.I have to be up by 6:30.
6.30'a kadar ayakta olmak zorundayım.I have to be up by 6:30.
Ayakkabılarımı giymeliyim.I have to put my shoes on.
Ayakkabılarımı giymem lâzım.I have to put my shoes on.
Ayak sesleri duydum ama kimseyi görmedim.I heard footsteps, but I didn't see anyone.
Bileziği dolabımdaki bir ayakkabıya sakladım.I hid the bracelet in a shoe in my closet.
Sadece bu ayakkabıları aldım.I just bought these shoes.
Ben ayakkabılarımı giymedim.I don't have shoes on.
Ayakta durmayı sevmiyorum.I don't like being stood up.
Yeni bir çift ayakkabı satın almak istiyorum.I want to buy a new pair of shoes.
Ben ayağına dolanmayacağım.I won't get in your way.
Her köpeğin dört tane ayağı vardır.Every dog has four legs.
Sadece bu ayakkabıların uyduğundan emin olmak istiyorum.I just want to make sure these shoes fit.
Buna nasıl ayak uyduracağımı biliyorum.I know how to settle this.
Ayakkabılarını seviyorum.I like your shoes.
Ayağının kırık olmadığından emin olmam gerekiyor.I need to make sure your leg isn't broken.
Bakıyorum ayakkabılarını çıkarmamışsın.I notice you haven't taken off your shoes.
Tom'un, sağ ayağında küçük bir dövme olduğunu fark ettim.I noticed that Tom had a small tattoo on his right foot.
Tom'un ayağını kırdığı günü hatırlıyorum.I remember the day Tom broke his leg.
Tom'un sınıfın geri kalanına ayak uydurmada sorunu var.Tom has trouble keeping up with the rest of the class.
Ayakta durmak istiyorum.I'd like to stand.
Ayağa kalk, Tom.Stand up, Tom.
Ayaklarımı ovaladım.I rubbed my feet.
Yeni bir ayakkabıyla asla fazla yürümemeliydim.I should've never walked so much in a new pair of shoes.
Sanırım bu ayakkabı çiftini alacağım.I think I'll buy this pair of shoes.
Tom ayakkabılarını bağlayamıyor.Tom can't tie his shoes.
Tom ayakkabılarını bağlayamaz.Tom can't tie his own shoes.
Tom ayakkabılarını tek başına bağlayamaz.Tom can't tie his shoes by himself.
Tom ayakkabılarını nasıl bağlayacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to tie his shoes.
Tom'un ayakkabı bağcıkları çözük.Tom's shoelaces are untied.
Tom ve Mary her ikisi de ayağa kalktı.Tom and Mary both stood up.
Tom ve Mary birbirlerine baktılar ve ayağa kalktılar.Tom and Mary looked at each other and stood up.
Ayağını debriyajdan kaldır.Take your foot off the clutch.
O ayağa fırladı.He jumped to his feet.
Tom Ay'a ilk ayak basışın yalan olduğuna inanıyor.Tom believes that the moon landings were faked.
O, kısa bir etek ve yüksek topuklu ayakkabı giyiyordu.She was wearing a short skirt and high heels.
Ayakkabılarımı giydim.I put on my shoes.
Bunlar gördüğüm en çirkin ayakkabılar.Those are the ugliest shoes I've ever seen.
Tom yalın ayak yürümeye alışık değildir.Tom isn't used to walking barefooted.
Ayakkabılarım delik.My shoes have holes in them.
Ayakkabım rahat değil.My shoes are not comfortable.
Ayakkabılarımı attım.I threw away my shoes.
Yeni ayakkabılara ihtiyacım var.I need new shoes.
Onun büyük ayakları var.He has big feet.
Onun küçücük ayakları var.She has tiny feet.
Dönek ayak takımı.Fickle rabble.
Tom bir çift siyah ayakkabı aramak için dolabını didik didik aradı.Tom rummaged through his closet looking for a pair of black shoes.
Senin sahip olduğun aynı tür koşu ayakkabılarını almayı düşünüyordum.I was thinking of getting the same kind of running shoes you have.
Bu ayakkabıları bu gece randevumuzda giyeceğim.I'm going to wear these shoes on our date tonight.
Bu ayakkabının daha uzun ömürlü olacağını düşündüm.I thought this pair of shoes would last longer.
Binanın hâlâ ayakta durduğuna şaşırdım.I'm surprised that building is still standing.
Dün gece çok geç saatlere kadar ayakta kalmamalıydım.I shouldn't have stayed up so late last night.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod