Köpek, Tom'un tenis ayakkabılarından birini çiğnemiş.The dog chewed on one of Tom's tennis shoes.
Tom, Mary'nin ayak bileğinde bir dövmesi olduğunu fark etti.Tom noticed Mary had a tattoo on her ankle.
Bu raporu yazmak için bütün gece ayaktaydım.I was up all night writing this report.
Tom sana ayak uyduramayacak.Tom won't be able to keep up with you.
Bu ayakkabılar için otuz dolar ödedim.I paid thirty dollars for these shoes.
Bu ayakkabıları asla tekrar giymiyorum.I'm never wearing these shoes again.
Ben o konuda çalıştığım için bütün gece ayaktaydım.I was up all night working on that.
Tom ayak seslerini duydu ve yukarıya baktı.Tom heard footsteps and looked up.
Ayakkabılarını ters giymişsin.Your shoes are on the wrong feet.
Bütün gece beyin fırtınası yaparak ayaktaydım.I was up all night brainstorming.
Ben bir çift deri ayakkabı satın aldım.I bought a pair of leather shoes.
Ayağa kalkmakta sorun yaşıyorum.I'm having trouble standing up.
Birkaç ayak işi yapacağım.I'm going to run a few errands.
Eve erken gitmek için ayartıldım.I was tempted to go home early.
Sadece ayakta durmaktan usandım.I'm just tired of standing up.
Ben bir aya kadar döneceğim.I'll be back in a month or so.
Sana ayak uydurabileceğimi umuyorum.I hope I can keep up with you.
Ben tüm gece çalışmada ayakta olacağım.I'll be up all night working.
Ben randevuyu ayarlayacağım.I'll set up the appointment.
Tom ayakkabılarını geri giydi.Tom put his shoes back on.
Bunu senin için ayarlayacağım.I'll arrange that for you.
Ben her zaman bu kadar erken ayaktayım.I'm always up this early.
Tom ayakkabıları denedi.Tom tried the shoes on.
Tom ayakkabılarını çıkarttı.Tom took his shoes off.
Tom aya baktı.Tom looked at the moon.
Bir görüşme ayarlarım.I'll arrange a meeting.
Ayak uydurmaya çalışıyorum.I'm trying to keep up.
Ayakkabılarını parlatacağım.I'll shine your shoes.
Tom'un ayakta olup olmadığını göreceğim.I'll see if Tom is up.
Tom'un ayakları soğuktu.Tom's feet were cold.
Tom'un ayaklarını uyuşmuş hissediyordu.Tom's feet felt numb.
Onların hepsi yalın ayak.They're all barefoot.
Ayakta yiyeceğim.I'll eat standing up.
Onlar yeni ayakkabı mı?Are those new shoes?
Onlar yeni ayakkabılar mı?Are those new shoes?
Tom'un ayakları ıslandı.Tom's feet got wet.
Tom'un köpeği ayağa kalktı.Tom's dog stood up.
Tom tekrar ayağa kalktı.Tom stood up again.
Tom güvercin ayak.Tom is pigeon-toed.
Tom kronometreyi ayarladı.Tom set the timer.
Ayaklarını sil.Wipe your feet.
Atlar ayakta uyurlar.Horses sleep standing up.
Çıplak ayakla ateşin üzerinde yürüdü.He walked barefoot over the fire.
O, sıcak korlar üzerinde çıplak ayakla yürüdü.She walked barefoot over the hot embers.
O, kendi ayaklarına baktı.She stared at her feet.
O ayaklarına baktı.He stared at his feet.
O, ayaklarına baktı.He stared at her feet.
Hızına ayak uyduramıyorum.I cannot keep up with the pace.
Bu ayakkabılar artık bana uymuyor.These shoes don't fit me anymore.
Bu ayakkabılar artık uymuyor.These shoes don't fit anymore.
Hendek on ayak derinliğinde.The ditch is ten feet deep.
Hendek on ayak uzunluğunda.The ditch is ten feet long.
Ben o ayakkabılara sahip değilim.I didn't have those shoes.
Tom ve Mary balayları için aya gittiler.Tom and Mary went to the moon for their honeymoon.
Bir zamanlar Tom'un ayağı trende yüksek topuklu giyen bir kadın tarafından ezildi.Tom's foot was once crushed by a woman wearing high heels in the train.
Motive değilsen hemen eve dön. Sadece bir ayak bağı olacaksın.If you're not motivated, go back home. You'll just be a hindrance.
Lütfen ayakkabılarını çıkardığın zaman onları ayakkabı kutusuna koy.Please put your shoes in the getabako when you take them off.
Lütfen ayakkabılarını çıkardığında onları ayakkabı kutusuna koy.Please put your shoes in the shoebox when you take them off.
Tom bir ragbi maçı sırasında sol ayak bileğini kırdı.Tom broke his left ankle during a rugby match.
Hangi ayakkabıları giyiyorsun?Which shoes are you wearing?