O, dimdik ayağa fırladı.She stood bolt upright.
Ayakkabılarımı bağlarken bunu tut.Hold this while I tie my shoes.
O tabiri caizse ayaklı bir ansiklopedidir.He's what they call a walking encyclopedia.
Ayakkabılar hayatını değiştirecek. Sinderella'ya sor.Shoes will change your life. Ask Cinderella.
Bu sizi ayaklarınızın üzerinde tutar.It keeps you on your toes.
Tom'un sınıfının geri kalan kısmına ayak uydurma sorunu vardı.Tom has trouble keeping up with the rest of his class.
Ayağa kalkmanızı istiyorum.I want you to stand up.
Ayağa kalkmanı istiyorum.I want you to stand up.
Birkaç ayakkabı satın almak istiyorum.I want to buy some shoes.
Tom ayakkabılarını cilalamak istedi.Tom wanted to polish his shoes.
Bir görüşme ayarlamanı istiyorum.I want you to arrange a meeting.
İstersen ayağa kalkabilirsin.You can stand up if you want to.
Onu yanlışlıkla ayağından vurdu.He accidentally shot him in the foot.
Tom kendini ayağından vurdu.Tom shot himself in the foot.
Tom silahını temizlerken kazara kendini ayağından vurdu.Tom accidentally shot himself in the foot while cleaning his gun.
Tom'la bir görüşme ayarlamak isterim.I'd like to set up a meeting with Tom.
Onlar birbirinden elini ayağını çekemezler.They can't keep their hands off each other.
Tom'un ayakkabılarını nereden aldığını öğrenmek istiyorum.I want to find out where Tom bought his shoes.
Tom yeni ayakkabılarını giymek istedi.Tom wanted to wear his new shoes.
Sen ayakkabılarını çıkarmak isteyebilirsin.You might want to take off your shoes.
Tom'un ayak altında dolaşmamızı istemiyorsan, dolaşmayız.If you don't want us to get in Tom's way, we won't.
Seninle konuşurken ayağa kalk!Stand up when I'm talking to you!
Ben sizinle konuşurken ayağa kalkın!Stand up when I'm talking to you!
Kendi ayakkabılarını bağlamayı öğrendiğinde kaç yaşındaydın?How old were you when you learned to tie your own shoes?
Birini eleştirmeden önce onların ayakkabılarında bir mil yürümen gerekli.Before you criticize someone, you should walk a mile in their shoes.
Tom ayağını dereye koyduğunda ayağını ısıran bir şey hissetti.When Tom put his foot into the stream, he felt something bite his toe.
Bir şeyin üstüne bastım ve ayağımı kestim.I stepped on something and cut my foot.
Atın dört tane ayağı vardır.The horse has four feet.
Onlar ayakta durdu.They stood.
Ben ayakta duracağım.I'll stand.
Herkes ayakta dayanıyor.Everyone's standing.
Ayakta durma.Don't stand.
O, tüm ayak işlerini yaptı.He did all the legwork.
Ben hâlâ ayak işleri yapmak zorundayım.I still have to run errands.
Senin ayak parmaklarını yalayabilir miyim?Can I lick your toes?
Onlar masa altından ayakla birbirlerini taciz ediyorlardı.They were playing footsie under the table.
Tom Mary'yi ayartıyor.Tom is leading Mary astray.
Bu ayakkabılar ayaklarıma uyuyor.These shoes fit my feet.
Onların yeni ayakkabılara ihtiyacı var.They need new shoes.
Mary'nin yeni ayakkabıya ihtiyacı var.Mary needs new shoes.
O beni gece ayakta tutar.It keeps me up at night.
Biz ayakta duracağız.We'll stand.
Kim ayakta duruyor?Who's standing?
Ayakta duruyorum.I'm standing.
Biz ayakta duruyoruz.We're standing.
Tom ayakta duruyor.Tom is standing.
Kim ayakta durdu?Who stood?
Tom ayakta durdu.Tom stood.
Tom'un ayağı takıldı.Tom tripped.
Ayak parmaklarıma basmayın.Don't step on my toes.
Gururunu ayaklar altına alma.You need to swallow your pride.
Ayağa kalk.Get on your feet.
Geç saatlere kadar ayaktasın.You're up late.
Ayaklarım beni mahvediyor.My feet are killing me.
O ona bir ayak masajı yaptı.He gave her a foot massage.
Masanın ayaklarını tamir etti.He repaired the legs of the table.
Tom ayakta.Tom is up.
Tom ayak uydurdu.Tom kept pace.
Tom ayakta kaldı.Tom remained standing.
Tom dışarıda ayaklarını sürüyerek yürüdü.Tom shuffled out.