Ana içeriğe geç
Sözlük

aya ile cümle

aya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Şu ayakkabılar İtalya'da yapıldı.Those shoes were made in Italy.
Otur! Ayağa kalkma.Sit down! Don't stand up.
Aya gitmek istiyorum.I want to go to the moon.
Çorap ve ayakkabılar yeni.The socks and sneakers are new.
Sandalyemiz yok. Ayakta dururken yer misin?We're out of chairs. Would you mind eating while standing up?
Ayakkabıcının çocukları yalın ayak gider.The cobbler's children go barefoot.
Çimlerin üzerinde çıplak ayakla dolaşmayı severim.I love walking barefoot on the grass.
Bu ayakkabılar eski modadır.Those shoes are old fashioned.
O, odaya girdiğinde o ayağa kalktı.When she entered the room, he stood up.
John Mary'yi ayağa kaldırdı.John made Mary stand up.
Ben bu ayakkabıları seçtim.I chose these shoes.
Şunlar şimdiye kadar gördüğün en pahalı ayakkabılar.Those are the most expensive shoes I've ever seen.
Ben ayakkabılarımı çıkardım.I took my shoes off.
Bir ayakkabı tamircisi de bir ayakkabıcı olarak bilinir.A cobbler is also known as a shoemaker.
Herkesin yedi parmak ve üç ayak parmağı vardır.Everyone has seven fingers and three toes.
Dün bir ayakkabı mağazasına gittim.I went to a shoe store yesterday.
Ayağa kalk ve yürü.Stand up and walk.
Ayakkabı tamircisi yeni bir örs arıyor.The cobbler is looking for a new anvil.
Aritmetik ayakkabılarını çıkarmadan yirmiye kadar sayabilmektir.Arithmetic is being able to count up to twenty without taking off your shoes.
Cambaz ayakları üzerinde yürüyebilir misin?Can you walk on stilts?
Bu şeyleri koyabileceğim bir ayakkabı kutun var mı?Do you have a shoe box where I can put these things?
Bu yarışma önceden ayarlanmış.This contest is fixed.
Hatta yabancı topraklara asla ayak basmadı.He has never even set foot on foreign soil.
Ayakos'un günlüğünü tekrar okumaya can atıyorum.I'm looking forward to reading Ayako's diary again.
Ayağa kalkmana gerek yok.You don't need to stand up.
Öyle ayakkabılar istiyorum.I would like shoes like that.
Geç saatlere kadar ayakta kalmamak prensibimdir.I make it a rule not to stay up late.
Geç saatlere kadar ayakta kalmamayı prensip edindim.I make it a rule not to stay up late.
Ayaklarınız ıslanırsa, üşütürsünüz.If your feet get wet, you'll catch a cold.
Büyük değişiklikler ayakta.Big changes are afoot.
Ayaklarınız sizi kalbinizin olduğu yere götürecektir.Your feet will lead you to where your heart is.
Lütfen Bay Doi ile görüşmemi ayarlar mısın?Will you please arrange for me to meet Mr. Doi?
Ayağım karıncalandı.My foot fell asleep.
Ayakkabıyı çorap olmadan giymek hoşuma gidiyor.I don't like to wear shoes without socks.
Tom ayakkabı bağcıklarını nasıl bağlayacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to tie his shoelaces.
Her ne kadar bu ayakkabıları artık giymesem de, onları atmaya kıyamıyorum.Even though I don't wear those shoes anymore, I can't bring myself to get rid of them.
Öğretmenleri girdiğinde öğrenciler ayağa kalkar.Students stand up when their teacher enters.
Joseph futbol oynayamaz. Top ayağına dolaşır ve her şeyi karman çorman eder.Joseph can't play soccer. He trips on the ball and mixes everything up.
Tom ve Mary ayarlanmış bir evliliğe sahipti.Tom and Mary had an arranged marriage.
Hangi ayakkabıları seviyorsunuz?Which shoes do you like?
Japonlar bir eve girmeden önce ayakkabılarını çıkarırlar.The Japanese take off their shoes before entering a house.
Zaman ayarlı bomba gürültüyle patladı.The time bomb exploded with a loud noise.
Bunlara ayakkabı denir.These are called shoes.
Sen ayağa kalkmalıydın.You should have stood up.
Tom gözlüğünü ayarladı.Tom adjusted his glasses.
Sen ayak parmaklarına bacaklarını eğmeden dokunabilir misin?Can you touch your toes without bending your legs?
Otur. Ayakta durmana izin verilmiyor.Sit down. You are not allowed to stand up.
Henüz yeni bir çift ayakkabı aldım.I just bought a new pair of shoes.
Ayağa kalkabilir misin?Can you stand up?
Bu ayakkabı çiftini deneyebilir miyim?Can I try on this pair of shoes?
Konuşmak için ayağa kalkmalısınız.You should stand up to speak.
Sunumu bitirmeye çalışırken bütün gece ayaktaydım.I had been up all night trying to finish the presentation.
Diğer ayakkabım nerede?Where's my other shoe?
John'un yaptığı gibi bu cihazı ayarlamak için hiç kimsenin yeterli bilgisi yok.Nobody has enough knowledge to adjust this equipment like John did.
Gece gece sizi ayakta tutan nedir?What keeps you awake at night?
Ayakkabılarını nerede bıraktın?Where did you leave your shoes?
El tırnakları ayak tırnaklarına göre yaklaşık dört kat daha hızlı büyür.Fingernails grow nearly four times faster than toenails.
İskoçya'dan nefret ediyorsan ayağa kalk!Stand up if you hate Scotland!
Ayartılmaktan başka her şeye dayanabilirim.I can resist everything but temptation.
Ayakkabılarımı bağlamak için çömeldim.I knelt down to tie my shoes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod