ay ile cümle

ay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu odaya girdiğim dakikadan beri gözlerimi senden ayıramadım.I couldn't take my eyes off of you from the minute I entered this room.
Bir aptal ve parası kolayca ayrılır.A fool and his money are easily parted.
Ayrılmış olmalı.He must have left.
O, ayrılmış olmalı.He must have left.
1900 yılında İngiltere'den ayrıldı, asla geri dönmedi.In 1900 he left England, never to return.
Sen aynı hatayı yaptın.You made the same mistake.
Bazen aynı zamanda düşünceli ve dürüst olmak zor.Sometimes it's hard to be tactful and honest at the same time.
O sadece Hindistan'da değil aynı zamanda Çin'de de iyi tanınmaktadır.She is not only well known in India, but is also well known in China.
Köpekler renkler arasında ayrım yapamazlar.Dogs can't distinguish between colors.
Köpekler renkleri ayıramazlar.Dogs can't tell colors apart.
Biz aynı fikirdeyiz.We agree.
Aynı fikirdeyiz.We agree.
O bir yıl ve beş aylık ama henüz yürüyemiyor.He's a year and five months old, but he can't walk yet.
Ben de yeni bir çift ayakkabı var.I got a new pair of shoes.
Yeni bir çift ayakkabım var.I got a new pair of shoes.
20 yıldan sonra şirketten ayrıldı.She left the company after 20 years.
Ay'a ne zaman hareket edeceksin? Hepimizin sana ihtiyacı var.When will you leave for the Moon? We all need you.
Köpek ayakkabımı yedi.The dog ate my shoe.
Giderler için 2200 dolar ayrıldı.2200 dollars have been allocated for expenses.
Nasıl çalıştığını anlamak için ayrı şeyler almayı isterim.I like to take things apart to see what makes them tick.
Tom ve Jim aynı boydalar.Tom and Jim are the same height.
O ayrılırken her zaman insanlara hoşça kal demeyi unutur.He always forgets to say goodbye to people when leaving.
Ben ayda sadece on beş kilo gelirdim.On the moon I would weigh only fifteen kilos.
Onunla ocak ayında tanıştım.I met him in January.
Ayağım ağrıyor.My foot is aching.
Evim iki ay önce hazırdı.My house was ready two months ago.
Depozito olarak üç aylık kira vermelisiniz.You have to give three months' rent as a deposit.
Sen meşgul bir adamsın, bu yüzden programımı seninkine göre ayarlayacağım.You are a busy man, so I will adjust my schedule to yours.
Sadece onun oğlu değil fakat aynı zamanda kızı da ünlü.Not only his son, but his daughter is also famous.
Onun sadece oğlu değil aynı zamanda kızı da ünlüdür.Not only his son, but his daughter is famous as well.
Ayrıca krem peyniri krema ile değiştirebilirsiniz.You can also replace the mascarpone with cream.
Kurbağayı kara kurbağasından ayırt edemem.I cannot distinguish a frog from a toad.
O, şirketten ayrılmaya karar verdi.He's decided to leave the company.
Tren kalabalık olduğu için, Kyoto'ya giden bütün yol boyunca ayakta durdum.Since the train was crowded, I stood all the way to Kyoto.
Doğru, daha ayakkabılarını giyememişken; yalan, dünyanın öbür ucuna gitmiştir bile.A lie can travel halfway around the world while the truth is putting on its shoes.
Ben birkaç aydır Martha'yı görmediğim için, dün onu ziyaret etmek için gittim.Since I hadn't seen Martha for several months, I went to visit her yesterday.
Ay parlak parlıyordu.The moon was shining bright.
Ben sizinle tamamen aynı fikirdeyim, bayım.I do agree with you entirely, Sir.
Hey çocuklar kavga etmeyi bırakın. Hadi ama, ayrılın!Hey boys, stop fighting. Come on, break it up!
Ödevsiz hak, ayrıcalıktır.A right without a duty is a privilege.
Yanlış ayakla çıktık.We got off on the wrong foot.
Ayin Latincede söylenirdi.The mass used to be said in Latin.
Düğününüz için bir tarih ayarladın mı?Have you set a date for your wedding?
Siz arkadaşlar aynı görünüyorsunuz.You guys look the same.
Çocuk istismarı yasalara aykırıdır.Child abuse is against the law.
Üç ay önce evlendiler.They got married three months ago.
Tom'un treni beş dakika önce ayrıldı.Tom's train left five minutes ago.
Ayın sonunda faturalarımızı ödemeliyiz.We pay our bills at the end of the month.
Mayıs ayında yıllık konferansları var.They have their annual conference in May.
Ben erken ayrılmak istiyorum.I want to leave early.
Onlar tam aynı yüze sahipler.They have the exact same face.
Amuda kalkıp duran biri hariç, herkes aynı görünüyor.Everyone looks the same, except the one standing on his head.
Bu ayakkabılar mükemmel şekilde uyuyor.These shoes fit perfectly.
Aynı şeyleri söylüyorsun, bunları daha önce konuşmuştuk.You're covering the same ground. We already talked about this.
Bir futbol oyununda Mary ayağını yaraladı.Mary injured her foot in a soccer game.
Birçok kişi yargıcın kararı ile aynı fikirde değildi.Many people disagreed with the judge's decision.
Çocuk, kuru yaprakları ayağıyla itti.The children kicked the dry leaves into the air.
Tom binadan ayrılmak zorunda kalacak.Tom will have to leave the building.
Patronum işten erken ayrılmama izin vermedi.My boss would not let me leave work early.
Yıldırım gökyüzünü aydınlattı.The lightning lit up the sky.

İlgili Sayfalar