ay ile cümle

ay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yaşlı ayı derin uykuda.The old bear is fast asleep.
Dünya'nın Ay'dan görüntüsü, 20. yüzyılın ikonik resimlerinden birisidir.The view of the Earth from the Moon is one of the iconic images of the 20th century.
Dünyanın Ay'dan görünümü, 20. yüzyılın simgesel görüntülerinden biridir.The view of the Earth from the Moon is one of the iconic images of the 20th century.
Ayrılma zamanı.It's time to separate.
Ay odayı aydınlattı.The moon lit the room.
O yatak odasından ayrıldı ve oturma odasına girdi.He left the bedroom and entered the living room.
Ayvaları iyice yıka.Wash the quinces thoroughly.
Ayvaları iyice yıkayın.Wash the quinces thoroughly.
Sesi nasıl ayarlayacağımı bana söyleyebilir misiniz?Could you tell me how to adjust the volume?
Benim ayakkabı bağcığım yürüyen merdivene takıldı.My shoelace got caught in the escalator.
Odaya ayaklarının ucuna basarak girdi.He entered the room on tiptoes.
Nisan ayında adada çok tatilci yok.In April there were not many holidayers on the island.
Bu cümleyi İngilizceden ayırın lütfen.Please unlink this sentence from English.
O bir ayna aldı ve dikkatle dilini inceledi.He took a mirror and carefully examined his tongue.
Somon balığını küçük parçalara ayır.Cut the salmon into small pieces.
Ne! Sen benim çikolata ayımı yedim mi?What! You've eaten my chocolate bear?
Ben ısıya duyarlı olduğum gibi, yaz aylarında klima olmadan rahatça yaşayamam.As I'm sensitive to heat, I can't live comfortably without air-conditioning in summer.
Gece, o aya baktı.At night, she gazed at the moon.
Aynı hatayı tekrar yapma.Don't make the same mistake again.
Küçük kız kardeşimle aynı zamanda mı ayrıldın?Did you leave at the same time as my younger sister?
O odadan ayrıldı ve dışarı çıktı.She left the room and went outside.
Birlikte ya da ayrı?Together or separately?
İş ortakları olarak on yıl sonra, yollarını ayırmaya karar verdiler.After ten years as business partners, they decided to part ways.
Şimdilik bize ayrılmamamızı tavsiye ettiler.They advised us to stay put for the time being.
Annem ayaklarımın temiz olmadığını fark etti.My mother noticed that my feet weren't clean.
Biz temmuz ayında Tanabata'yı kutluyoruz.We celebrate Tanabata in July.
Biz temmuz ayında Yıldız Festivalini kutluyoruz.We celebrate the Star Festival in July.
Tel Aviv'e gitmek için bugün Kahire'den ayrılıyorlar.They are leaving Cairo today heading for Tel Aviv.
Ayrıca,bebeğim sekiz aylık,sağlıklı ve çabucak büyüyor.My baby is also eight months old, is healthy and is growing by leaps and bounds.
Ayrılmayacaklar gibi görünüyor.It sounds like they're not going to leave.
Hâlâ çok gençken, Roger çiftlikten ayrıldı.Roger left the farm when he was still very young.
İnsanların ayda yaşamasının mümkün olduğunu düşünüyorum.I think it's possible for people to live on the moon.
Aynı değerlere sahip değiliz.We don't have the same values.
Aynı değerleri paylaşmıyoruz.We don't share the same values.
Aynı ata iki eyer koyamazsın.You can't put two saddles on the same horse.
Ayakkabıların çözülmüş.Your shoes are untied.
Onların hepsi aynı zamanda ayağa kalktı.They all stood up at the same time.
Almanya, Hollanda ile aynı sınırı paylaşır.Germany shares a border with the Netherlands.
Ben bir seferinde bir adamın çıplak ayakla sıcak kömürlerin üzerinde yürümesini gördüm.I once saw a man walk barefoot over hot coals.
İyi iş çıkarıyorsun, aynen devam!Keep up the good work!
Aynı nehre iki kez giremezsin.You can't step into the same river twice.
Onu görünce ayağa kalktı.Seeing that, he stood up.
Bakın, çocuklar suyun içinde çıplak ayakla yürüyor.Look, the boys are walking barefoot in the water.
Ben bir otelde oda ayırtmak istiyorum.I'd like to reserve a room in a hotel.
O önceden ayarlanmış bir işti.It was a put-up job.
Aynı anda telefonda konuşmak ve araç kullanmak tehlikelidir.It's dangerous to talk on the phone and drive at the same time.
Sabah saat ikiye kadar ayaktasın. Bir gece kuşu gibisin!You stay up until two in the morning. You're such a night owl!
Emekli olur olmaz tüm zamanımı Tatoeba'ya ayıracağım.Once I retire, I will dedicate my whole time to Tatoeba.
O kız arkadaşından ayrıldıktan sonra evin etrafında amaçsızca dolaştı.After breaking up with his girlfriend he moped around the house for a whole month.
O büyükebeveynlerinin yaşadığı aynı evde yaşıyor.She lives in the same house her grandparents lived in.
Belki benim torunum Mars'a ayak basan ilk kişi olacak.Maybe my grandchild will be the first person to set foot on Mars.
O, ırksal ayrımcılığa karşı çıktı.He's opposed to racial discrimination.
Irksal ayrımcılığa karşı çıktı.He's opposed to racial discrimination.
O ırksal ayrımcılığa karşıdır.He's opposed to racial discrimination.
Sadece bir şakaydı.Aydınlat!It was just a joke. Lighten up!
Artık aynı fikirde değilim.I can't agree more.
Bir insanın kalbi, yaklaşık olarak yumruğuyla aynı boyuttadır.A person's heart is approximately the same size as their fist.
Evet, ayrıldığımızda kötü hissettim ama hiç uykum kaçmadı.Yeah, I felt bad when we broke up, but I don't lose any sleep over it.
1918 yılında, pirinç fiyatından kaynaklanan ayaklanmalar tüm dünyada patlak verdi.In 1918, revolts due to the price of rice erupted all around the country.
Yaklaşık ayda kaç kez arabanı yıkarsın?About how many times a month do you wash your car?

İlgili Sayfalar