ay ile cümle
ay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Her iki ayağını da yerde sıkıca tut.Keep both feet firmly on the ground.
Birbirine zıt iki şeyi aynı anda idare edemezsin.You can't have it both ways.
Avcı ayının izlerini takip etti.The hunter followed the bear's tracks.
Avcı bir ayıya ateş etti.The hunter shot a bear.
İyi İngilizceyi kötü İngilizceden nasıl ayırırsın?How can you tell good English from bad English?
İyiyi kötüden ayırt etmek kolaydır.It is easy to distinguish good from evil.
İyi bir kitap arkadaşların en iyisidir, bugün ve daima aynı.A good book is the best of friends, the same today and forever.
Primatlar sadece maymunları değil fakat aynı zamanda insanı da kapsıyor.The primates include not only the apes, but also man.
Tren öylesine kalabalıktı ki Ueno'ya kadar bütün yol boyunca ayakta durmak zorundaydım.The train was so crowded that I had to stand all the way to Ueno.
Tren az önce ayrıldı.The train just left.
Tren zamanında ayrıldı.The train left on time.
Kurtlarla köpekleri birbirinden ayırabilir misin?Can you tell wolves from dogs?
Yaşlı adam ayaklarını sürüyordu.The old man was plodding along.
Biz ayrıca ayrı sigara içme bölümü yapmak zorunda kalacağız.We'll also have to create a separate smoking section, won't we?
Tema parkı geçen ay kapatıldı.The theme park was closed down last month.
Öncelikle karar verilmesi gereken şey üzerinde karar veririz sonra iki takıma ayrılırız.First, we decide on that which needs to be decided, then we split into two teams.
Ayakkabımın arkasına yapışmış sakız var.There's gum stuck to the back of my shoe.
Rio karnavalı şubat ayında yapılır.Rio's carnival is held in February.
Muayene odasından tam ayrılırken doktor hoşça kal diyerek elini salladı.Just as we were leaving the exam room the doctor waved his hand saying, 'bye-bye'.
Ayar kolunu yukarı doğru hareket ettirerek koltuk yüksekliğini ayarlayabilirsiniz.You can adjust the seat height by moving the adjustment lever up.
Ayrıca şirket bilgisi oturumundan sonra bile biz bazen şirket turları düzenleriz.Furthermore, even after the company information session, we sometimes hold company tours.
Düğün töreni geçtiğimiz ay yapıldı.I held a wedding ceremony last month.
Benim ayakkabı bağlarım çözüldü.My shoelaces came undone.
Sana sadece 10 dakika ayırabilirim.I can spare you just 10 minutes.
21 ay önce kışın derinliklerinde başlayan şey bu sonbahar gecesinde sona eremez.What began 21 months ago in the depths of winter cannot end on this autumn night.
Özellikle aynı fikirde olmadığımızda, seni dinleyeceğim.I will listen to you, especially when we disagree.
Tüm kaynaklarını aynı işe yatırma.Don't put all your eggs in one basket.
Herkes bir aydır, ve hiç kimseye göstermediği karanlık bir yüzü vardır.Everyone is a moon, and has a dark side which he never shows to anybody.
Herkes bir aydır, ve herhangi birine asla göstermeyeceği karanlık bir tarafı vardır.Everyone is a moon, and has a dark side which he never shows to anybody.
O, sen ayrıldıktan sonra odaya girdi.He entered the room after you left.
Ben Mart ayında ayrılıyorum.I'll be leaving in March.
Bir yılda on iki ay var.There are twelve months in a year.
Stok geçen temmuz ayında yüksek noktaya ulaştı.The stock reached its high point last July.
Nisanda aydınlık soğuk bir gündü ve saat on üçü vuruyordu.It was a bright cold day in April, and the clocks were striking thirteen.
Ayrıca çeşitlerimizde mercimeğimiz var.We also have lentils in our assortment.
Ayağımı kırdığımdan beri koltuk değnekleriyle yürüyorum.Since I broke my foot, I'm walking with crutches.
Maciek karısını aralık ayında kaybetti.Maciek lost his life in December.
Su içebilirsin fakat aynı zamanda da onun yürümesine izin verebilirsin.You can drink water, but you can also let it walk.
Ay zaten çıktı.The moon is already out.
Gümüşü kalaydan ayırabilir misin?Can you tell silver and tin apart?
Ayıracak zamanımız var.We have time to spare.
Evimden ayrılmak üzereyken ondan bir telefon görüşmesi aldım.When I was about to leave my house, I got a telephone call from her.
Bazı insanlar gazete okurlar ve aynı zamanda TV izlerler.Some people read the newspaper and watch TV at the same time.
İnsanlar ayağa kalktı ve şarkı söylemeye başladı.The people stood up and began to sing.
Aylardır oğlundan haber almadığı için o endişeli.She's worried since she hasn't heard from her son for many months.
O, aylardır oğlundan bir mektup almadığı için endişeli.She's worried because she hasn't received a letter from her son for many months.
Bu çiçekler sadece güzel değil, aynı zamanda güzel kokuyorlar.These flowers aren't only beautiful, but they smell nice.
O tüm itirazlarımın sonrasında, o evden ayrıldı.Even after all of my objections, she left home.
O dans ayakkabıları giyiyordu.She was wearing pumps.
Şu ayakkabılar bu beyaz etekle mükemmel bir uyum sağlar.Those shoes are a perfect match for this white skirt.
Bu ayakkabılar, bu beyaz etekle iyi gider.Those shoes go well with this white skirt.
Şu ayakkabılar bu beyaz etekle iyi gider.Those shoes go well with this white skirt.
O buradan hemen ayrıldı.She left here right away.
Ne kadar çok çabalarsam çabalayayım asla onunla aynı seviyeye gelemem.No matter how hard I try, I will never be able to catch up with him.
Buradan aceleyle ayrıldı.She left here in a hurry.
Neye karar verilmesi gerektiğine karar verelim, sonra iki takıma ayıralım.Let's decide what needs to be decided, then let's split into two teams, OK?
Haziran ayının başında Toronto'ya geldim.I came to Toronto at the beginning of June.
Ona odadan ayrılmasını söyledim.I told him to leave the room.
Erkek arkadaşından ayrılmayı planlıyor.She plans to break up with her boyfriend.
Ondan ayrılmayı planlıyorum.I plan to break up with her.