ay ile cümle
ay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, çiçekleri yaz aylarında her gün sular .He waters the flowers every day in summer.
O, evinden ayrılmak istemedi.He didn't want to part with his house.
O, az önce evden ayrıldı.He has just left home.
Ailesinden ayrılmayı sevmiyordu.He didn't like being separated from his family.
O, ailesinden ayrı yaşıyor.He lives apart from his family.
Onun üyelik ayrıcalıkları vardır.He has the privileges of membership.
O, sınıf ayrımlarının ortadan kaldırılmasını savundu.He advocated abolishing class distinctions.
O, iki yıllığına yurt dışında eğitim görme ayrıcalığına sahipti.He had the privilege of studying abroad for two years.
Okuldan ayrıldıktan sonra, Londra'ya gitti.After he left school, he went to London.
Kuralları ayrıntılı olarak açıkladı.He explained the rules in detail.
Bacakları ayrık durdu.He stood with his legs wide apart.
Birden ayağını frene koydu.He put his foot on the brake suddenly.
Geçen şubat ayından beri bize yazmadı.He has not written to us since last February.
O, soygunu ayrıntılı olarak anlattı.He described the robbery in detail.
O bir ayna aldı ve dilini inceledi.He picked up a mirror and examined his tongue.
O, ayakkabılarını giymek için durdu.He stopped to put on his shoes.
O bir ayakkabı dükkânı çalıştırıyor.He runs a shoe shop.
O bir ayakkabı dükkânı işletir.He runs a shoe shop.
Ayı göründüğünde o, hayatını kurtarmak için kaçtı.He ran for his life when the bear appeared.
Tekrar tekrar aynı hikayeyi anlatmaya devam etti.He kept on telling the same story over and over.
O karar vermek için uzun bir zaman ayırdığından dolayı bir üne sahiptir.He has a reputation for taking a long time to make up his mind.
O, ayda iki ya da üç kez golf oynar.He plays golf two or three times a month.
O, ayda 300,000 yen kazanır.He earns 300,000 yen a month.
O, ayda üç kez saç tıraşı olur.He gets a haircut three times a month.
O, ayda bir kez Londra'ya gider.He goes to London once a month.
Ay'ın yüzeyinde durdu.He stood on the surface of the moon.
Onun aylık maaşı 500.000 yenden az değildir.His monthly salary is no less than 500,000 yen.
Onun aylık geliri 2.000 dolar.He has a monthly income of 2,000 dollars.
Ay sonuna kadar bütün parasını harcamış olacak.He will have spent all his money by the end of the month.
Aya ayak basan ilk insandı.He was the first man to land on the moon.
O, eski ayakkabılar giydi.He wore old shoes.
O, sakin bir hayat yaşadığı memleketinden ayrıldı.He retired to his hometown, where he lived a quiet life.
O geri dönmemek üzere evden ayrıldı.He left home never to return.
O, İspanya'ya gitmek için evinden ayrıldı.He left home for Spain.
O, mayıs ayının sonunda Paris'e gitti.He went to Paris at the end of May.
Çocuklarına ayırdığı bir hesapta biraz parası vardı.He had some money in an account that he'd set aside for his kids.
O, liseden ayrıldı.He dropped out of high school.
O, az önce ofisten ayrıldı.He left the office just now.
O, her an ayrılabilir.He may leave any minute.
Bu ay 100 dolar bir kenara koydu.He laid by 100 dollars this month.
Bu ay henüz raporu teslim etmedi.He hasn't yet turned in the report this month.
Bu ayın başına kadar bizimle kaldı.He stayed with us until the beginning of this month.
O, şimdi evden ayrılıyor.He is leaving home now.
O ayda bir kez ebeveynlerine yazar.He writes to his parents once a month.
Eşinden ayrı yaşıyor.He is living apart from his wife.
Dün bir çift siyah ayakkabı aldı.He bought a pair of black shoes yesterday.
Geçen yıl eylül ayında bu okula girdi.He got into this school in September last year.
O, üç tane yedi ve yine aynı sayıda yiyebileceğini söyledi.He ate three and said he could eat as many again.
O, üç gün içinde ayrılıyor.He is leaving in three days.
O, üç gün önce ayrıldı.He left three days ago.
Aynı fikirde değil gibi görünüyor.He seems not to agree.
Benim devam ettiğim aynı okula devam ediyor.He attends the same school that I do.
Bizim varışımızdan kısa bir süre sonra ayrıldı.He left soon after our arrival.
O, benim sahip olduğum aynı kameraya sahiptir.He has the same camera as I have.
Benim kullandığım sözlüğün aynısını kullanır.He uses the same dictionary as I do.
O, ayağa kalkmam için eli ile işaret etti.He motioned me to stand up.
O beni selamlamak için ayağa kalktı.He rose to his feet to greet me.
Bana şirketten ayrılmak istediğini söyledi.He told me that he wanted to leave the company.
O bana ayağa kalkmamı emretti.He ordered me to stand up.
O benim için bir yer ayırdı.He kept a seat for me.