ay ile cümle
ay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Sınıf arkadaşlarına ayak uydurmaya çalışıyor.He tries to keep abreast of his classmates.
O sınıfın geri kalanına ayak uydurmayı zor buluyor.He finds it difficult to keep up with the rest of the class.
O, klarnetini ayarlattı.He had his clarinet tuned.
O, grubundan ayrıldı.He strayed from his group.
O maçı daha iyi görmek için ayağa kalktı.He stood up so as to see the game better.
Ceketini giydi ve evden ayrıldı.He put on his coat and left the house.
O ne zaman buraya gelse, aynı yemeği sipariş eder.Whenever he comes to this place, he orders the same dish.
Bu şehirden ayrılmadan önce, O bizi görmeye gelecek.He'll come to see us before he leaves this city.
O, geçen ağustos ayında geri geldi.He came back last August.
İki aydır diyette.He has been on a diet for two months.
Önümüzdeki nisan ayı on yaşında olacak.He will be ten next April.
O, veda etmeden ayrıldı.He left without saying goodbye.
O hoşça kal demeden evden ayrıldı.He left the house without so much as saying goodbye.
O, Shakespeare'le aynı dönemde yaşadı.He was contemporary with Shakespeare.
O her zaman içer ama her zaman ayık görünür.He drinks a lot but always seems sober.
Hemen ayağa kalkamadı.He wasn't able to stand up at once.
Engin bilgi sahibi bir adam o; diğer bir ifadeyle ayaklı sözlük gibi.He is a man of great knowledge, that is to say, a walking dictionary.
O, tüm raflarını ayarladı.He measured all his shelves.
Oraya gitmek için yol boyunca ayakta kalması söylendi.He was told to remain standing all the way to go there.
Fransızca romanın çevirisi onun üç aydan daha fazla süresini aldı.The translation of the French novel took him more than three months.
O, kağıdı ikiye ayırdı.He tore the paper in two.
O, kazaya ayrıntılı bir açıklama getirdi.He gave a detailed description of the accident.
Handa benim için bir oda ayırttı.He booked a room for me at the inn.
Ona cömert bir aylık maaş ödenir.He is paid a handsome monthly salary.
O, sadece geçen ay yurt dışından geri geldi.He came back from abroad only last month.
O, masayı kendine ayırdı.He had the table to himself.
O, babasından ayrıldı.He went away from his father.
O, Tom'un iş bitirilmeden önce ayrıldığını gördü.He saw Tom leave before the job was finished.
Ne kadar meşgul olursa olsun, ayda en az bir kez ebeveynlerine yazar.He writes home to his parents at least once a month, no matter how busy he is.
O, aylak olma eğilimindedir.He tends to be idle.
O sadece bir motosiklete değil fakat aynı zamanda bir arabaya da sahip.He's got not only a motorbike but also a car.
Tart istedi, ve ben aynısını ısmarladım.He asked for pie, and I ordered the same.
Ayağını merdivene koydu.He put his foot on the ladder.
O yakışıklıdır. Ayrıca sporda iyidir.He is handsome. In addition, he is good at sport.
O, ahlaksızlığı erdemden ayıramayacak kadar çok üzgündü.He was too upset to distinguish vice from virtue.
Ayda bir kez saçını kestirir.He has his hair cut once a month.
O ayda bir kez buraya gelir.He comes here once a month.
O, ayrıca hayvanlara karşı naziktir.He was also kind to animals.
Halen ayakta duruyor.He is still standing.
Şimdi bir aydır hastalık izninde.He has been on sick leave for a month now.
Mademki o, işinden ayrıldı ona güvenemem.Now that he has quit his job, I can't depend on him.
Yavaşça ayağa kalktı.He stood up slowly.
O sadece iyi bir vuruşçu değil fakat aynı zamanda harika bir savunma.He is not only a good batter but also a wonderful defense.
Avrupa'ya gitmek için japonya'dan ayrıldı.He left Japan for Europe.
O yanlış çocuk grubuyla aylak aylak dolaşıyor.He hangs around with the wrong group of kids.
Kasıtlı olarak ayağıma bastı.He stepped on my foot on purpose.
Bana yardım etmek için yolundan ayrıldı.He went out of his way to help me.
Bir doktor ve aynı zamanda bir romancıdır.He is a doctor and also a novelist.
Bir ay boyunca Londra'da kaldı.He stayed in London over a month.
Geçen hafta ayrıldığından beri eve gelmedi.He hasn't come home since he left last week.
Kişisel nedenlerden dolayı şirketten ayrıldı.He left the company on account of personal reasons.
O bir çift ayakkabı satın aldı.He bought a pair of shoes.
Geri dönmemek üzere buradan ayrılacak.He will leave here for good.
O sadece İngilizce değil aynı zamanda Fransızca da konuşur.He can speak not only English but also French.
O sadece İngilizce değil aynı zamanda Almanca da konuşabilir.He can speak not only English but also German.
O sadece İngilizce değil fakat aynı zamanda Almanca da konuşur.He can speak not only English but also German.
O İngilizce okuyor ama ayrıca Almanca okuyor.He is studying English, but he is also studying German.
Aylardır Avrupa'da dolaşıyor.He has been wandering over Europe for months.
O, yaz aylarında uzun bir yürüyüş için dışarı çıkardı.He would go to out for a long walk in summer.
O yaz aylarında yüzmeyi seviyor.He likes swimming in summer.