ay ile cümle
ay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Aylardır onu görmedim.I have not seen him in months.
O gerçeği kurgudan ayıramaz.He can't tell fact from fiction.
O neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayıramaz.He can't tell right from wrong.
O gece geç saatlere kadar ayakta kalma alışkanlığındadır.He is in the habit of staying up late at night.
Yeşili maviden ayıramadı.He couldn't tell green from blue.
Ona ayak uydurmaya çalış.Try to keep up with him.
Onun erkek kardeşi geçen ay öldü.His brother passed away last month.
Onun sağ ayağı uyuşmuştu.His right leg was asleep.
Onun ailesinin aylık 800 dolar geliri var.His family has 800 dollars coming in every month.
Onun yüzü aydınlandı.His face brightened.
Onun aylığı enflasyona ayak uyduramıyor.His salary can't keep pace with inflation.
Onun maaşı aylık 250.000 yen.His salary is 250 thousand yen per month.
Çamur onun ayakkabılarına yapıştı.The mud clung to his shoes.
Onun ayakkabıları o kadar eskiydi ki parmakları onlardan dışarı çıkıyordu.His shoes were so old that his toes were sticking out of them.
Onun ayakkabıları kahverengidir.His shoes are brown.
Onun aylık geliri ailesini geçindiremez.He cannot support his family on his monthly income.
Onun söylediklerinin çoğuyla aynı fikirdeyim.I am in agreement with most of what he says.
Yardımcısı ayakkabılarını parlattı.His assistant polished his shoes.
Yeni romanı gelecek ay piyasaya çıkacak.His new novel will come out next month.
Yeni kitabı önümüzdeki ay çıkacak.His new book is going to come out next month.
Onun yeni kitabı gelecek ay çıkacak.His new book will appear next month.
Onun yeni kitabının önümüzdeki ay piyasaya çıkması planlanıyor.His new book is planned to appear next month.
Onun ikiz kız kardeşlerini ayırt edemiyorum.I can't tell his twin sisters apart.
Onun odası aydınlıktı.His room was brightly lit.
Onun söylediği gerçeğe aykırıdır.What he has said is contrary to fact.
Bir ay önce onu gördüğünü söyledi.He said he had seen her a month before.
O, olayı ayrıntılı olarak anlattı.He described the scene in detail.
Bizim geldiğimiz aynı günde Japonya'dan ayrıldı.He left Japan on the same day that we arrived.
O, tam ben evden ayrılırken geldi.He arrived just as I was leaving home.
Ayağa kalktı ve şapkasına uzandı.He stood up and reached for his hat.
1970 yılında bir ay arayla doğdu.They were born one month apart in 1970.
Aynı anda yedi kişiyi dinleyebilir.He could listen to seven people at once.
İlk yıl üniversiteden ayrıldı.He dropped out of college in the first year.
O, birkaç gün önce buradan ayrıldı.He left here a few days ago.
O iki aydır yeni bir kitap üzerinde çalışıyor.He has been working on a new book for two months.
Aynı hatayı iki kez yaptı.He has made the same mistake twice.
İki defa aynı hatayı yaptı.He has made the same mistake twice.
İkinci yılında okuldan ayrıldı.He dropped out of school in his second year.
O, Mart ayında okulu bitirdi.He finished school in March.
Nisanda o, Japonya'dan ayrılacak.He will leave Japan in April.
Mayıs ayı ortasında Japonya'ya dönecek.He will come back to Japan in the middle of May.
Haziran ayında Tokyo'dan ayrılacak ve Kansai'ye gidecek.He will leave Tokyo and come to Kansai in June.
O, her zamanki gibi aylaktır.He is as idle as ever.
O yarın Şikago'dan ayrılıyor.He is leaving Chicago tomorrow.
Senin kullandığın aynı kitapları kullanıyor.He uses the same books as you use.
O, o işte ayda beş yüz dolardan daha fazla kazanır.He earns more than five hundred dollars a month in that job.
O iyi bir aylık kazanıyor.He earns a good salary.
O, evinden ayrılmak zorunda kaldı.He had to part with his house.
O, her zaman saat yedide evden ayrılır.He always leaves home at seven.
O her zaman aynı şeyi söylüyor.He always says the same thing.
O aynı hatayı yapmaya devam ediyor.He keeps making the same mistake.
O aynı hatayı yapıp duruyor.He keeps making the same mistake.
Durmadan aynı hatayı yapıyor.He keeps making the same mistake.
Ödeme yapmadan restorandan ayrıldı.He left the restaurant without paying.
O aç olduğunu söyledi ve sonra ayrıca susuz olduğunu da ekledi.He said he was hungry, and then he added that he was also thirsty.
Sadece o değil fakat aynı zamanda onun kız kardeşleri de sinemaya gitti.Not only he but also his sisters went to the movies.
O bizimle aynı fikirde olmayacak.He will not agree with us.
Tanaka öğretim tarihinin akışına aykırıdır.Tanaka's teaching goes against the stream of history.
O ayakkabılarını parlattı.He shined his shoes.
O bana ayıların kışı nasıl geçirdiği hususunda bölüm ve ayet verdi.He gave me chapter and verse on how bears pass the winter.