ay ile cümle
ay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İkisi aynı sonuca vardı.The two came to the same conclusion.
Aynı anda iki rolü oynamaya çalıştı ve başarısız oldu.He tried to play two roles at the same time and failed.
Bu eve tekrar asla ayak basmayacağım.I'll never set foot in this house again.
Kutsal ayin iki kez ertelendikten sonra gerçekleşti.The sacred ritual took place after being postponed twice.
Etin yağını ayırın.Trim the fat off the meat.
Güneş ışığı odayı aydınlatıyor.Sunlight brightens the room.
Doğu doğan güneşle aydınlandı.The east was brightened by the rising sun.
Japonya'da haziran ayında çok yağmur yağar.It rains a lot in June in Japan.
Japonya'da insanlar bir eve girdikleri zaman ayakkabılarını çıkarırlar.In Japan people take off their shoes when they enter a house.
Japonya'da bir eve girdiğinizde ayakkabılarınızı çıkarmanız gerekiyor.You are supposed to take off your shoes when entering a house in Japan.
Japonya'da yeni dönem nisan ayında başlar.The new term starts in April in Japan.
Japonya'da yeni bir okul yılı nisan ayında başlar.In Japan a new school year starts in April.
Japonya'da yağışlı mevsim genellikle haziran ayında başlar.In Japan, the rainy season usually begins in June.
Japonya'nın pek çok ayırt edici özellikleri vardır.Japan has many distinctive traits.
Japonya'da Kasım ayında genellikle iyi hava vardır.There is usually good weather in November throughout Japan.
Bir Japon evine girerken ayakkabılarını çıkarmalısın.You must remove your shoes when you enter a Japanese house.
Japonya 1933'te Milletler Cemiyetinden ayrıldı.Japan seceded from the League of Nations in 1933.
Japonya'dan ayrılalı on yıl oldu.It has been ten years since I left Japan.
Japonya Denizi Japonya'yı Asya Kıtası'ndan ayırır.The Japan Sea separates Japan from the Asian Continent.
Japonlar eve girerken ayakkabılarını çıkarırlar.The Japanese take off their shoes when they enter a house.
Girişte ayakkabılarımızı çıkarmamız gerek.We are supposed to take off our shoes at the entrance.
Girişte ayakkabılarımızı çıkarmamız gerekiyor.We are supposed to take off our shoes at the entrance.
Çıplak ayakla sıcak kumda yürüyemeyiz.We cannot walk on the hot sand with bare feet.
Çiftçiler iyi elmaları kötü olanlardan ayırır.Farmers separate good apples from bad ones.
At arka ayaklarının üzerinde yükseldi.The horse rose on its hind legs.
Erik Mart ayında çiçek açar.Plum blossoms come out in March.
O almak zorunda olduğu başka bir şey olmadığı için mağazadan ayrıldı.She left the store because she didn't have anything else that she had to buy.
Doktorlar aynı fikirde olmazsa kim karar verecek?Who shall decide when doctors disagree?
Sergi bir ay daha açık kalacak.The exhibition will be open for another month.
Sergi bir ay daha açık olacak.The exhibition will be open for another month.
Ağustos ayının başında İngiltere'ye hareket etti.He left for England at the beginning of August.
Kontrol için her altı ayda bir gelmelisin.You must come every six months for a check-up.
Altı ay önce sağ gözümdeki katarakt için bir ameliyat geçirdim.Six months ago I had an operation for the cataract in my right eye.
Altı ay önce sezaryen ameliyatı oldum.I had a Caesarian section six months ago.
Bir ayaklanma patlak verdi.A revolt broke out.
Suçlu ayak izleri bıraktı.The criminal left footprints.
O, o kadar hızlı yürüdü ki o ona ayak uyduramadı.He walked so fast that she couldn't keep up with him.
Onun odadan ayrıldığını fark etmedim.I didn't notice when he left the room.
Ayrılışını niçin ertelediğini biliyor musun?Do you know why he put off his departure?
Fransaya gittiğinden beri iki ay geçti.Two months have passed since he left for France.
Aylar ondan haber olmadan geçti.Months went past without any news from him.
Evden ayrılır ayrılmaz yağmur yağmaya başladı.He had hardly left home when it began to rain.
O aşağıya inerken ayak seslerini duyduk.We heard him come downstairs.
O giderken bana ayın 25'ine kadar tekrar geleceğini söyledi.When he was leaving, he told me that he would come again by the 25th.
O ayrılıncaya kadar orada kaldım.I stayed there until he had left.
Tahtaya ne yazdıysa aynen defterime geçirdim.I copied in my notebook whatever he wrote on the blackboard.
Onun aynı fikirde olup olmaması umurumda değil.I don't care whether he agrees or not.
Onun bir bisiklete binmeyi öğrenmesi üç ayını aldı.It took him three months to learn to ride a bicycle.
Bisiklete binmeyi öğrenmek üç ayını aldı.It took him three months to learn to ride a bicycle.
Japonya'dan ayrıldığından beri üç ay oldu.It has been three months since he left Japan.
O içeri girdi ve aynı zamanda zil çaldı.He came in, and at the same time the bell rang.
Ondan ayrılmak zorunda olduğu gün sonunda geldi.The day came at last when he had to part from her.
O gelir gelmez, ayrılacağız.We will leave as soon as he comes.
O gelse de gelmese de sonuç aynı olacak.Whether he comes or not, the result will be the same.
Onun ayakta durması herkesin odadan çıkmaya başlama işaretiydi.His standing up was the signal for everybody to start leaving the room.
Öğrencilik günlerimizden beri o ve ben ayrılmaz arkadaşlarız.He and I have been inseparable friends since our student days.
Bir zamanlar bir akşam yemeği partisinde onunla aynı masaya oturdum.I once sat at the same table with him at a dinner party.
Onu erkek kardeşinden ayıramıyorum.I cannot tell him from his brother.
Onu erkek kardeşinden ayırmak kolaydır.It is easy to tell him from his brother.
Onunla bir randevu ayarlayalım.Make an appointment with him.