ayırmaya ile cümle
ayırmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Çok sinirliyken iyiyle kötüyü ayırmaya çalışmanın bir faydası yoktur.It is no use trying to separate the sheep from the goats while in a state of madness.
Tatlı için yer ayırmaya çalışıyorum.I'm trying to save room for dessert.
İş ortakları olarak on yıl sonra, yollarını ayırmaya karar verdiler.After ten years as business partners, they decided to part ways.
Tom, Mary ve John arasındaki kavgayı ayırmaya çalıştı.Tom tried to break up the fight between Mary and John.
Kavgayı ayırmaya çalışıyordum sadece.I was just trying to stop the fight.
Kaçan hükümlüler yollarını ayırmaya karar verdiler.The escaped convicts agreed to part ways.
Polis, iki düşman çeteyi ayırmaya çalıştı.The police tried to separate the two hostile gangs.
Hiçbir şey bizi bir daha asla ayırmayacak.Nothing will ever separate us again.
Bizi parçalara ayırmaya çalışıyorlar.They're trying to tear us apart.
Sami, Ferit ve Leyla'yı ayırmaya çalıştı.Sami tried to separate Farid and Layla.
Kane ve Big Show, daha sonra yollarını ayırmaya karar vermişti.Kane and Big Show would then go their separate ways.
Bu yaklaşımı uyarlayarak Marx anahtar bulguları ideolojik önyargılardan ayırmaya çalışmıştır.By adopting this approach, Marx attempted to separate key findings from ideological biases.
Romeo kavgayı ayırmaya çalışırken Merceuito ölümcül yara alır.Mercutio is fatally wounded when Romeo attempts to break up the fight.
Elimizde 9 çarpı 9 var yani daha fazla ayırmaya gerek yok.We have a 9 and a 9, so no need to factor any more.
Bu gibi durumlarda yapmamız gereken şey herhangi bir ifadeyi ayırmaya çalışmak. .The general idea here is just see if there's anything you can factor out.
İşten biraz vakit ayırmaya karar verdim.And I decided to take some time out from work.
Her şeyi iyi-kötü diye ayırmaya başlarız.We begin separating everything into good versus evil.
Şimdi diyorsunuzdur ki : Neden bunu çarpanlarına ayırmaya devam etmedik?So this actually isn't more-- this isn't factorable in the reals anymore.
Yapmanız gereken: kendinizi diğer insanlardan ayırmaya başlamak.What you do is, you take yourself and you start separating yourself from others
Bir sinapsa yakından bakalım. Ve gözlerimizi de yeşil nöronun içinden ayırmayalım.Let's zoom in on one synapse, and keep your eyes on the interior of the green neuron.
Diyelim ki mevduatlarımın %10'unu nakit olarak bir kenara ayırmaya karar veriyorum.Let me say I want to keep 10% of it in cash.
Bu enzim ayırmaya yararIt's able to plunk it off.
Kartezyen fonksiyonları kutupsal koordinatlara ayırmaya devam edelim. .All right, let's keep converting Cartesian functions to polar coordinates.
Neden Intel buna para ayırmaya istekli?Why is Intel willing to fund that?
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı.Look at me.
Tek solukta uzun bir sunum yapmaktansa sunumu üç bölüme ayırmaya çalıştım.In this rather long sort of marathon presentation,
Gözünü üzerimden hiç ayırmayacak mısın, Tükürüğümü yutacak kadar bile beni rahat bırakmayacak mısın?How long will you not look away from me, nor leave me alone until I swallow down my spittle?
Ve yanlarında, gözlerini kendi eşlerinden ayırmayan iri gözlü huriler var.And with them maidens of modest look and large lustrous eyes,
Ve yanlarında,.eşlerinden gözlerini ayırmayan huriler olacak ki her biri de eşit ve aynı yaşta.With companions of modest look, the same in age, by their side.
Bu paylaşımı ayırmaya izniniz yok çünkü sahibi başka bir kullanıcı.You are not allowed to unmount this share. It is owned by another user.
Cumhurbaşkanı, yeni hükümetin bu amaç doğrultusunda önemli kaynak ayırmaya devam edeceğini kaydetti.The new government, he said, would continue allocating considerable resources towards this end.
Hükümet ayrıca yolsuzluk ve organize suçla mücadeleye para ayırmaya da karar verdi.The government also decided to pump money into combating corruption and organised crime.
AB, Hırvatistan için 3,5 milyar avro ayırmaya hazırlanıyorEU poised to allocate 3.5 billion euros for Croatia
Bakan, Sırp hükümetinin onların "vatanseverler ve hainler" olarak ayırmayacağını vurguladı.He stressed that the Serbian government would not divide them into "patriots and traitors".
Bütün sihirlerini kullanarak onları ayırmaya çalışır.She uses her magical powers to break them up.
Bu nedenle Dudu, Betüş'ün de aldatılacağını düşünmekte ve onları ayırmaya çalışmaktadır.So Dudu believes that Betül will get cheated on as well and tries to break them up.
2000'li yılların sonlarında, Wanda kendine bir gün ayırmaya karar verir.In a late 2000s setting, Wanda decides to have a day to herself.
Neopren kiriş bandı veya u-şekilli kauçuk ara parçalar, alt zemini kirişten ayırmaya yardımcı olur.Neoprene joist tape or u-shaped rubber spacers help decouple the subfloor from the joist.
Aynı zamanda kütleyle ağırlık kavramlarını ayırmaya özellikle önem vermiştir.Gleichzeitig widmete er sich intensiv dem Gewichtheben.
Bu nedenle Beşiktaş ile yollarını ayırmaya karar verdi.So entschließt er sich, Brotkrumen auf den Weg zu streuen.
Tom Jerry'i gövdesinden ayırmaya kalkışır, ağaçkakan süreklilikle kedinin kafasını gagalar.Tom pourchasse Jerry mais ce dernier utilise son "piège à chat".
Alman birlikleri Sovyet birliklerini birbirinden ayırmaya çalıştılar ve daha sonra imha ettiler.Les troupes allemandes cherchèrent à isoler puis détruire les unités individuellement.
Bütün sihirlerini kullanarak onları ayırmaya çalışır.Éste los termina fusionando con su magia.
Bu nedenle Dudu, Betüş'ün de aldatılacağını düşünmekte ve onları ayırmaya çalışmaktadır.Bajo estas circunstancias, My Melody es sospechosa de ayudarlos a escapar.
Bu yaklaşımı uyarlayarak Marx anahtar bulguları ideolojik önyargılardan ayırmaya çalışmıştır.وباعتماده على هذه الطريقة حاول ماركس أن يفصل النتائج الرئيسية عن الانحياز الأيدولوجي.
1751'de, Baron Axel Fredrik Cronstedt bakırı nikolitten ayırmaya çalışırken, nikeli elde etti.In 1751 probeerde Axel Fredrik Cronstedt koper te isoleren uit nikkoliet.
Bu nedenle Beşiktaş ile yollarını ayırmaya karar verdi.Daarom besloot hij met wielrennen te stoppen.
Bütün sihirlerini kullanarak onları ayırmaya çalışır.Dock deltar dom i striden genom att använda diverse magi.
Wilson & Reeder 1993 yılında bu türleri beş sistematik gruba ayırmaya çalışmıştır.Між 1993 та 2001 роками ODMG опублікувала п'ять ревізій своїх специфікацій.
Diğer WWE süperstarları onları ayırmaya geldi.Primary GSM) niiden erottamiseksi toisistaan.
Alman birlikleri Sovyet birliklerini birbirinden ayırmaya çalıştılar ve daha sonra imha ettiler.De tyske tropper søgte at isolere enkeltenheder og derpå ødelægge dem.
Wilson & Reeder 1993 yılında bu türleri beş sistematik gruba ayırmaya çalışmıştır.Ifølge Wilson & Reeder 2005 omfatter slægten 25 arter som er fordelt i otte grupper.
Ama sonunda onu sadrazamlık görevinden ayırmaya karar verdiler.Til slut stoppede han sit arbejde i Eigenwijks.
Bütün sihirlerini kullanarak onları ayırmaya çalışır.様々な呪文を学ぶことで魔法を使いこなす。
Bu yaklaşımı uyarlayarak Marx anahtar bulguları ideolojik önyargılardan ayırmaya çalışmıştır.이 접근법을 통해 마르크스는 중대한 발견들을 이념적 편향으로부터 분리하려 시도했다.
Tom Jerry'i gövdesinden ayırmaya kalkışır, ağaçkakan süreklilikle kedinin kafasını gagalar.Том успява да махне пръстена от ръката на Джери, когато собственикът му се прибира.
Romeo kavgayı ayırmaya çalışırken Merceuito ölümcül yara alır.Меркуцио вече е смъртоносно ранен, когато Ромео се опитва да прекрати двубоя.
Shane onları ayırmaya çalışırken bu sefer Owens yanlışlıkla Shane'e tekme attı.Оуенс ги прекъсва, сбива се със Стайлс, но този път Оуенс сритва Шейн без да иска.
Görevliler onları ayırmaya çalıştı ama görevlileri dövdüler ve yine birbirlerine saldırdılar.Služba uopće nije prljala ruke, kažnjenici su za nju obavljali posao ubijajući se međusobno.
Bütün sihirlerini kullanarak onları ayırmaya çalışır.Vseh svojih čarobnih sposobnosti se naučijo tam.
İlgili Sayfalar