Bu enzim ayırmaya yarar
It's able to plunk it off.
Duruşmada yoksulu kayırmayacaksınız.
neither shall you favor a poor man in his cause.
Tatlı için yer ayırmaya çalışıyorum.
I'm trying to save room for dessert.
Bizi parçalara ayırmaya çalışıyorlar.
They're trying to tear us apart.
Kavgayı ayırmaya çalışıyordum sadece.
I was just trying to stop the fight.
Neden Intel buna para ayırmaya istekli?
Why is Intel willing to fund that?
İşten biraz vakit ayırmaya karar verdim.
And I decided to take some time out from work.
Her şeyi iyi-kötü diye ayırmaya başlarız.
We begin separating everything into good versus evil.
Sami, Ferit ve Leyla'yı ayırmaya çalıştı.
Sami tried to separate Farid and Layla.
Polis, iki düşman çeteyi ayırmaya çalıştı.
The police tried to separate the two hostile gangs.
Hiçbir şey bizi bir daha asla ayırmayacak.
Nothing will ever separate us again.
Kaçan hükümlüler yollarını ayırmaya karar verdiler.
The escaped convicts agreed to part ways.
ayırmaya ile daha fazla örnek cümle →