Her devlet, kendi ülkesini bölgelere ayırmaktadır.Fiecare provincie poate să recruteze propria armată din provincie.
Fiziği günümüzde klasik fizik ve modern fizik diye ikiye ayırmak mümkün.Ma a fizika leegyszerűsítve klasszikus fizikára és modern fizikára bontható.
Derin kanallar ve fiyortlar adaları birbirlerinden ve anakaradan ayırmaktadır.A szigeteket mély csatornák és fjordok választják el egymástól és a szárazföldtől.
Çahşamak, bir şeyi parçalamak, ufak parçalara ayırmak anlamına gelir.Mivel szemétből áll, képes magát kisebb darabokra osztani.
Bu kumullar lagünler ile kıyı alanını birbirinden ayırmaktadır.A tavakat ezzel szemben a part menti államok között kell felosztani.
Kesriye Yarımadası gölü ikiye ayırmaktadır.A sziklakertet a tó két részre osztja.
Kalp ve aortu birbirinden ayırmak zordur.Sydän- ja pintapuuta on vaikea erottaa toisistaan.
Ayırıcılar fiziksel olarak iki elektrot ayırmak için doğrudan temas ederek kısa devre önlemek için.Separaattorien tulee fyysisesti erottaa kaksi elektrodia estääkseen suoran kontaktin aiheuttama oikosulku.
Derin kanallar ve fiyortlar adaları birbirlerinden ve anakaradan ayırmaktadır.Pitkät ja kapeat saaret erottavat laguunit toisistaan sekä Patraksenlahdesta.
Öncelikli olarak yiyeceği parçalara ayırmak için tutmaya yararlar.Mustamamba puolestaan käyttää ravinnokseen lähinnä pikkunisäkkäitä.
Bazı ülkeler h harfiyle ayırmaktadır (2h30).Hector) Aikalintu – 2.30 (säv.
Pastor Maldonado, sponsor desteğinin çekilmesinin ardından Renault ile yollarını ayırmak zorunda kaldı.Pastor Maldonado menetti tallipaikkansa Renault'lla rahoitusvaikeuksien vuoksi.
Arkeologlar Kurgan kültürünü çeşitli alt kültürlere ayırmaktalardır.Monimiehisyys polyandria on sallittua varsin harvoissa kulttuureissa.
Ülke GSYİH'sinin %1,8'ini askerî harcamalara ayırmaktadır.Sotilasmenot ovat 1,75 % bruttokansantuotteesta.
Ülke GSYİH'sinin %1,8'ini askerî harcamalara ayırmaktadır.Η κυβέρνηση σήμερα χρησιμοποιεί περίπου 1.8% του ΑΕΠ για στρατιωτικές δαπάνες.
Bunları ayırmak için noktalamak gerekir.Πρέπει να αποφασίσουν πώς θα τα διανείμουν.
"Özel" kelimesi, Tokyo'nun ilçelerini Japonya'nın diğer büyükşehirlerindeki ilçelerden (区 ku) ayırmaktadır.Ordet "speciel" adskiller bydistrikterne fra de bydistrikter, der findes i andre store japanske byer.
Nersan, Bademus'u kafasını vücudundan ayırmak suretiyle öldürdü.Under hængningen af Barzan blev hans hoved skilt fra kroppen.
Tanrı Işığı Karanlıktan Ayırmakta.Det symboliserede overgangen fra lys til mørke.
En az iki sözcükten oluşurlar ve biçimsel olarak ikiye ayırmak olasıdır.Det betyder, at man må kan gå ud fra, at byen som organisationsform må være opfundet mindst to gange.
Kalp ve aortu birbirinden ayırmak zordur.Forenden og bagenden er svære at skelne fra hinanden.
Bunları uçaklardan ayırmak çok kolaydır.Dette gjør at de er vanskelige å skille fra planeter.
Derin kanallar ve fiyortlar adaları birbirlerinden ve anakaradan ayırmaktadır.Dype kanaler og fjorder skiller dem fra fastlandet.
Bunları ayırmak için noktalamak gerekir.Dette burde være nok til å markere seg.
İranlılar, Müslüman Oğuzları şamancı olanlardan ayırmak için Türkî iman (inanmış Türk) demekteydi.De ble kalt kafir («vantro») av de muslimske nabofolkene fordi ikke var muslimer.
Nersan, Bademus'u kafasını vücudundan ayırmak suretiyle öldürdü.Tyngden var i seg selv nok til å skille hodet fra kroppen.
Bilgisayar güvenliğinde, sandbox, çalışan programları ayırmak için bir güvenlik mekanizmasıdır.Dalam keamanan komputer, sandbox adalah mekanisme keamanan untuk memisahkan program yang sedang berjalan.
Abhaz grubunu Abhaz ve Abaza şeklinde iki alt kısma ayırmak mümkündür.Hatun melahirkan 2 anak, yaitu: 'Abbas dan Fathimah.
Her devlet, kendi ülkesini bölgelere ayırmaktadır.Setiap negara tentu membutuhkan senjata untuk mempertahankan wilayahnya.
Tanrı suları Gök cennetten ayırmakta.Maka turunlah batara Wisnu dari surga.
Burada efektif talebi mutlak talebten ayırmak gerekmektedir.Agama menuntut penyerahan total dari pemeluknya.
Bu onlara, gözlerini ekrandan ayırmak ve başka bir şey izlemek için bir bahane olurdu." diyerek vazgeçmiştir.Sẽ thật là có lỗi nếu bắt họ rời mắt khỏi màn hình để chú tâm vào một cái gì khác."
Bu etkilenmeler, Takahata'nın çalışmalarını fantastik kurgu ağırlıklı birçok animeden ayırmaktadır.Cách làm việc cẩn thận như vậy đã giúp Kutuzov giải quyết trọn vẹn nhiều vấn đề ngoại giao.
Öncelikli olarak yiyeceği parçalara ayırmak için tutmaya yararlar.Chúng được sử dụng chủ yếu để nghiền nhỏ thức ăn trong quá trình nhai.
İkiye ayırmak mümkündür.Nó có thể được chia thành hai phần.
İzbırak’ın bilimsel yayınlarını iki döneme ayırmak gerekir.Như vậy bạn sẽ không phải xem một thông báo đến 2 lần.
Toplumu yönetenler ve yönetilenler olarak, art zamanlı şekilde, iki sınıfa ayırmak mümkündür.社会の管理階級と被管理階級として、通時的な方法で2つの階級に分けることが出来る。
Meyveleri basit meyveler, küme (agregat) meyveler ve bileşik meyveler olmak üzere üç kısma ayırmak mümkündür.毛色は栗毛で三本の脚が白く(長白)、額には星斑(星)がある。
Sayılarda, ondalık bölümü ayırmak için kullanılır.一部のミッションでエリアを分断するように配置されている。
Nova onları hep ayırmak zorunda kalır.いつも違う女を連れている。
Bununla birlikte kendisi yaşamını iki kısma ayırmaktadır.2つの現生目と2つの絶滅目を含む。
Kalp ve aortu birbirinden ayırmak zordur.心臓と誘導の位置関係は個々人でずれがある。
Meyveleri basit meyveler, küme (agregat) meyveler ve bileşik meyveler olmak üzere üç kısma ayırmak mümkündür.绒羽分成三种:雏绒羽、体绒羽和粉绒羽,其中粉绒羽是一种特殊的绒羽,只存在一部分鸟类中。
RSA sayılarını çarpanlarına ayırmak için bu algoritmalar kullanılır.這種算法可以用來分解RSA數。
Bu zaman erkeği ayırmak için uygun zamandır.他还是时间划分者。
Rus lehçelerini ayırmak gerekirse Kuzey, Merkez ve Güney Rus lehçeleri diye ayırabiliriz.根据居住位置的不同,可进一步分为北部、中部、南部方言。
Bununla birlikte kendisi yaşamını iki kısma ayırmaktadır.他還寫了兩部自傳,敘述其對抗此病的歷程。
Bu test, hücre duvarlarının türüne göre çok farklı olan iki bakteri tipini ayırmakta son derece faydalıdır.通过这种测试我们可以区分两种细胞壁结构不同的细菌。
Tanrı Işığı Karanlıktan Ayırmakta.自此之後光與闇就分隔了。
İyiyi kötüden ayırmak isteyen her birey, aklın yol göstermesine muhtaçtır.但是,若你想要好人做惡事,就需要宗教了。
Bu teknikte gaz kromatografisi farklı bileşikleri ayırmak amacı ile kullanılır.在该技术中,气相色谱仪用于分隔不同的化合物。
Tanrı Işığı Karanlıktan Ayırmakta.‘어둠에서 빛이 비쳐오너라.’
Bunları ayırmak için çok fazla enerji gereklidir.다른 물질로부터 분리하는 데 많은 에너지가 소모된다.
İkiz olmamalarına rağmen ikiz gibi görünürler ve hangisinin büyük olduğunu ayırmak çok zordur.둘의 생김새는 일란성 쌍둥이라 매우 똑같아서 구분하기가 힘들다.
Bu zaman erkeği ayırmak için uygun zamandır.지금이야말로 임금이 친히 나라를 맡기에 걸맞은 시기이다.
Tanrı suları Gök cennetten ayırmakta.그러면 네가 하늘에서 보물을 차지하게 될 것이다.
Renkler aynı olduğundan ayırmak mümkün olmayacağından tek tek parçaların denenmesi gerekir.같은 색의 세 비중앙 면 조각이 구분할 수 없을 수 있다.
İkiye ayırmak mümkündür.2개까지 자유응답이 가능하다.
Bunları ayırmak için noktalamak gerekir.이러한 조건을 분리공리라고 한다.
Ancak Lazlar, kendilerini bu bölgelerin diğer vatandaşlarından ayırmak için gittikçe daha çok çalıştılar.מצד שני הלאזים נוטים להפריד את עצמם מהתושבים האחרים של המחוז.