Onları birbirinden ayırmak kolay.Их легко разлучить.
Ancak, onları birbirlerinden ayırmamızı sağlayan fazladan bir yapıları vardır.При этом возникают различные представления, которые сменяют друг друга.
Tanrı Işığı Karanlıktan Ayırmakta.Веди меня от тьмы к свету.
İç duvarlar akropolü küçük parçalara ayırmaktadır.Внутренние стены делят акрополь на более мелкие участки.
"Özel" kelimesi, Tokyo'nun ilçelerini Japonya'nın diğer büyükşehirlerindeki ilçelerden (区 ku) ayırmaktadır.Слово «специальные» отличает эти районы от районов основных крупных городов Японии.
Bunları uçaklardan ayırmak çok kolaydır.Из-за этого отличить их от планет достаточно трудно.
Kılıcını yanından asla ayırmaz.Практически никогда не расстаётся со своим деревянным мечом.
Bir anlamda sihrin kimyasını simyadan ayırmalıyız.Нам нужно отделить химию магии от алхимии, так сказать.
Sonra, "Kutsamak için bana bir hak ayırmadın mı?" diye sordu.Что не спросил меня, я сказал (ответил)».
Ülke, yıllık gelirlerinin %1,2'sini askeriyeye ayırmaktadır.Военные расходы составляют 2,3 % от годового ВВП.
Sanatçı etkinliğini eğitim etkinliğinden hiç ayırmadı.Музыкант никогда не скрывал своего опыта употребления наркотиков.
Linnee canlıları sadece iki gruba ayırmaktadır.Линдси остается одна между двумя мертвецами.
CNBC-e, yayınlarını gündüz ve akşam kuşağı olarak ikiye ayırmaktaydı.Вещание Polsat велось в двух блоках программ: дневном и ночном.
İyiyi kötüden ayırmak isteyen her birey, aklın yol göstermesine muhtaçtır.Любые попытки отличить добро от зла обречены на провал.
Kalutron, uranyum izotoplarını ayırmak için kullanılan bir kütle spektrometresidir.Фактически, это был ускорительный масс-спектрометр для разделения изотопов урана.
1990'ların sonunda, işletim sistemine Psion'un yeni EPOC32 sistemi'nden ayırmak için EPOC16 adı verildi.В 1990-х EPOC16 уступила место EPOC32.
Bu durumda bireysel kimlikle sosyal kimliği birbirinden ayırmak gerekir.Анализируя индивидуальные мотивы они забывают социальные.
Kesriye Yarımadası gölü ikiye ayırmaktadır.Плотина разделяет озеро на две части.
Ancak bunlar her biçimsel dili ayırmak için yeterli değildir, bkz.Не все языки могут быть заданы с помощью КС-грамматик.
Bu anlamda Nicolai Sinai sureleri yapısallıklarına göre 3 farklı kategoriye ayırmaktadır.Как и в случае с гидронимами, метод переименований можно подразделить на 4 категории.
Peter 1857'de çikolata yapımına ilk adımını attığında süt ile suyu birbirinden ayırmada güçlük çekmiştir.عندما بدأ دانيال بيتر بعمله في صنع شوكولاتة الحليب في عام 1857، كانت لديه مشكلة في إزالة الماء من الحليب.
Fiziği günümüzde klasik fizik ve modern fizik diye ikiye ayırmak mümkün.يمكن تقسيم الفيزياء إلى فيزياء كلاسيكية وفيزياء حديثة.
Tanrı Işığı Karanlıktan Ayırmakta.وفصل الله بين النور والظلمة.
Normatif İktisadı (ne olmalı) pozitif iktisattan (ne) ayırmak yaygındır.وكل ما يعذب به هؤلاء هو رغبتهم الأبدية في مصير خير من مصيرهم، وعلمهم بأنهم من ينالوا هذا المصير.
Bu özel durumda çift tabakalar oluşturulmaktadır, yük ayırma, bazı Debye uzunluklarını uzayabilir.بهذه الحالة الخاصة تكون الطبقات المزدوجة متشكلة ويمكن أن يمتد توزيع الشحن إلى عشرات من أطوال ديباي.
Yapışık ikizlerin çoğu şimdi ayrı fonksiyonel organları ayırma girişiminin ameliyatı için değerlendirildi.يتم تقييم معظم التوائم الملتصقة الآن للخضوع لعملية جراحية لمحاولة فصلها إلى أجسام وظيفية منفصلة.
Şabel Nehri şehri ikiye ayırmaktadır.يقسم نهر بسكارا المدينة إلى قسمين.
Bu yaklaşımı uyarlayarak Marx anahtar bulguları ideolojik önyargılardan ayırmaya çalışmıştır.وباعتماده على هذه الطريقة حاول ماركس أن يفصل النتائج الرئيسية عن الانحياز الأيدولوجي.
Yalnızca $ işaretiyle veya diğer dolar para birimlerinden ayırmak için C$ ile gösterilmektedir.يشار إليه اختصارًا بعلامة الدولار $، أو C$ لتمييزه عن العملات الأخرى المسماة بالدولار.
Her sorunu çözümü için gerekli sayıda parçalara ayırmak.تقسيم كل مشكلة إلى أجزائها.
Yeni arabamın üstüne bir ağaç düştü ve onu hurdaya ayırmak zorunda kaldım.سقطت شجرة فوق سيارتي الجديدة وأجبرت على أخذها لساحة الخردوات.
1990'ların sonunda, işletim sistemine Psion'un yeni EPOC32 sistemi'nden ayırmak için EPOC16 adı verildi.No final dos anos 90, o sistema operacional foi referido como EPOC16 , para distingui-lo do então novo EPOC32.
Tanrı Işığı Karanlıktan Ayırmakta.A luz é separada da escuridão.
Bu onlara, gözlerini ekrandan ayırmak ve başka bir şey izlemek için bir bahane olurdu." diyerek vazgeçmiştir.Seria uma desculpa para desviar o olho da tela e assistir a algo mais".
Ancak Lazlar, kendilerini bu bölgelerin diğer vatandaşlarından ayırmak için gittikçe daha çok çalıştılar.No entanto, cada vez mais os lazes tentam diferenciar-se dos outros habitantes dessas regiões.
Ama parçalara ayırmadan kendimi ve onları nasıl özgür bırakırım.Mas como me libertar e libertá-los sem rasgos.
"Manyetik Ayırma ile Zenginleştirme".Destruir riqueza não é distribuí-la".
Ancak bunlar her biçimsel dili ayırmak için yeterli değildir, bkz.Porém, nem todas línguas bantas apresentam tais exceções.
Bu denklemler çarpanlara ayırma, kareye tamamlama ve diskriminant yöntemleri ile çözülürler.A alternativa não é fechá-los em casa e enchê-los de receio.
Onlardan daha küçük olma, ipleri daha yan yana, ve ayırmadan tutma özelliği bakımından tercih edilir.Porém, novamente, disputaria poucas partidas, apenas uma a mais que na temporada anterior.
Bunun nedeni ise ailesine zaman ayırmak istemesi.Diz ele que o motivo foi estar sem tempo para a família.
Kılıcını yanından asla ayırmaz.Está quase sempre com sua espada nas costas.
RSA sayılarını çarpanlarına ayırmak için bu algoritmalar kullanılır.Este é o tipo de algoritmo utilizado para levar números RSA.
Luhmann otopoietik sistemleri üçe ayırmaktadır: Yaşayan sistemler, psişik sistemler ve sosyal sistemler.Luhmann aborda três tipos de sistemas sociais: as interações, as organizações e a sociedade.
Bu zaman erkeği ayırmak için uygun zamandır.Sinto que é hora de separar nossos caminhos.
Buna ayırma deniyor.Aangeraden wordt om dit buiten te doen.
Ancak, onları birbirlerinden ayırmamızı sağlayan fazladan bir yapıları vardır.Een paar afleveringen lagen bovendien in elkaars verlengde.
1751'de, Baron Axel Fredrik Cronstedt bakırı nikolitten ayırmaya çalışırken, nikeli elde etti.In 1751 probeerde Axel Fredrik Cronstedt koper te isoleren uit nikkoliet.
Madalya, bu kahramanları Lenin'in diğer Nişanları'nden ayırmak için getirildi.De ster werd ingevoerd om deze helden te onderscheiden van de andere dragers van de Orde van Lenin.
Büyüsü "Parçalara Ayırma Büyüsü"dür.Thema: De magie van het vergeten.
Bu işinde, vaktinin çoğunu okuma ve yazmaya ayırma fırsatı buldu.Zijn werk bood hem voldoende ruimte en tijd om te schrijven.
Türleri birbirinden ayırmak için taksonomik karakterlerini bulmak gerekir.De taxonmybrowser onderscheidt één soort.
Bu nedenle Beşiktaş ile yollarını ayırmaya karar verdi.Daarom besloot hij met wielrennen te stoppen.
İşte kulağın farklı müzik aletlerini birbirinden ayırmasını sağlayan bu harmoniklerdir.Het museum laat de tonen van verschillende muziekinstrumenten horen.
Tanrı Işığı Karanlıktan Ayırmakta.Ik beloof mijzelf aan de Duisternis.
Cevizin bir diğer anlamı, halat kollarını ayırmadan yapılan top şekilli bir düğümdür.Een ballistisch mes is een automatisch mes met een los te koppelen lemmet dat uit het handvat wordt geschoten.
Zehirli mantarları zehirsizlerden ayırmak için genel bir kural yoktur.Er zijn geen eenvoudige huismiddeltjes om giftige paddenstoelen te onderscheiden van niet-giftige soorten.
Bunları uçaklardan ayırmak çok kolaydır.Dit maakt ze duidelijk zichtbaar vanuit vliegtuigen.
Sinyalleri atmosferik gürültüden ayırmak oldukça zordur.Voor het organisme het teken om uit de pijnlijke geluidsomgeving weg te komen.
Friedrich Wieck, gençleri birbirinden ayırmak için elinden geleni yaptı.Friedrich Wieck wijdde zich geheel aan de opvoeding van zijn kinderen.