Wilson & Reeder 1993 yılında bu türleri beş sistematik gruba ayırmaya çalışmıştır.Ifølge Wilson & Reeder 2005 omfatter slægten 25 arter som er fordelt i otte grupper.
Nersan, Bademus'u kafasını vücudundan ayırmak suretiyle öldürdü.Under hængningen af Barzan blev hans hoved skilt fra kroppen.
Buna ayırma deniyor.Man er velkommen til at beholde den.
Tanrı Işığı Karanlıktan Ayırmakta.Det symboliserede overgangen fra lys til mørke.
Ama sonunda onu sadrazamlık görevinden ayırmaya karar verdiler.Til slut stoppede han sit arbejde i Eigenwijks.
En az iki sözcükten oluşurlar ve biçimsel olarak ikiye ayırmak olasıdır.Det betyder, at man må kan gå ud fra, at byen som organisationsform må være opfundet mindst to gange.
Kalp ve aortu birbirinden ayırmak zordur.Forenden og bagenden er svære at skelne fra hinanden.
Kılıcını yanından asla ayırmaz.Slipper en sjelden gang sverdet sitt.
Bunları uçaklardan ayırmak çok kolaydır.Dette gjør at de er vanskelige å skille fra planeter.
Ancak, onları birbirlerinden ayırmamızı sağlayan fazladan bir yapıları vardır.Det finnes flere oversettelser, som avviker noe fra hverandre.
Derin kanallar ve fiyortlar adaları birbirlerinden ve anakaradan ayırmaktadır.Dype kanaler og fjorder skiller dem fra fastlandet.
Bunları ayırmak için noktalamak gerekir.Dette burde være nok til å markere seg.
İranlılar, Müslüman Oğuzları şamancı olanlardan ayırmak için Türkî iman (inanmış Türk) demekteydi.De ble kalt kafir («vantro») av de muslimske nabofolkene fordi ikke var muslimer.
Nersan, Bademus'u kafasını vücudundan ayırmak suretiyle öldürdü.Tyngden var i seg selv nok til å skille hodet fra kroppen.
8 bir taraftan 8 diğer taraftan toplam 16 at bu küreleri birbirinden ayırmayı başaramadılar.30 hester – 15 på hver side – lyktes ikke å dra halvkulene fra hverandre.
Ekonomik planlama piyasa mekanizmasının karşıtı olan bir kaynak ayırma mekanizmasıdır.Planøkonomi er det motsatte av markedsøkonomi.
Bilgisayar güvenliğinde, sandbox, çalışan programları ayırmak için bir güvenlik mekanizmasıdır.Dalam keamanan komputer, sandbox adalah mekanisme keamanan untuk memisahkan program yang sedang berjalan.
Sonra, "Kutsamak için bana bir hak ayırmadın mı?" diye sordu.Dia bertanya lagi: “Beritahukan kepadaku tentang ihsan”.
Ayırma işlemleri materyal karışımlarının kompleksliğini azaltmak için kullanılır.Proses pemisahan digunakan untuk menurunkan tingkat kompleksitas campuran bahan.
Yatağanını yanından ayırmazmış..."Dia mengosongkan diri-Nya sendiri ..."
Abhaz grubunu Abhaz ve Abaza şeklinde iki alt kısma ayırmak mümkündür.Hatun melahirkan 2 anak, yaitu: 'Abbas dan Fathimah.
Her devlet, kendi ülkesini bölgelere ayırmaktadır.Setiap negara tentu membutuhkan senjata untuk mempertahankan wilayahnya.
Tanrı suları Gök cennetten ayırmakta.Maka turunlah batara Wisnu dari surga.
Burada efektif talebi mutlak talebten ayırmak gerekmektedir.Agama menuntut penyerahan total dari pemeluknya.
Bu onlara, gözlerini ekrandan ayırmak ve başka bir şey izlemek için bir bahane olurdu." diyerek vazgeçmiştir.Sẽ thật là có lỗi nếu bắt họ rời mắt khỏi màn hình để chú tâm vào một cái gì khác."
Pusulanın gösterdiği yönlere göre mekânı 9 bölüme ayırmayı öngörmektedir.Về mặt hành chính, Khai Hóa được chia thành 9 trấn, 9 hương.
Bu etkilenmeler, Takahata'nın çalışmalarını fantastik kurgu ağırlıklı birçok animeden ayırmaktadır.Cách làm việc cẩn thận như vậy đã giúp Kutuzov giải quyết trọn vẹn nhiều vấn đề ngoại giao.
Öncelikli olarak yiyeceği parçalara ayırmak için tutmaya yararlar.Chúng được sử dụng chủ yếu để nghiền nhỏ thức ăn trong quá trình nhai.
Balina ve yunusları balıklardan ayırmanın bir başka yolu da kuyruklarının şeklidir.Một cách khác để phân biệt các dạng cá voi với cá thật sự là theo hình dạng đuôi.
İkiye ayırmak mümkündür.Nó có thể được chia thành hai phần.
İşte kulağın farklı müzik aletlerini birbirinden ayırmasını sağlayan bu harmoniklerdir.Âm sắc giúp phân biệt làm những loại nhạc cụ khác nhau.
İzbırak’ın bilimsel yayınlarını iki döneme ayırmak gerekir.Như vậy bạn sẽ không phải xem một thông báo đến 2 lần.
Toplumu yönetenler ve yönetilenler olarak, art zamanlı şekilde, iki sınıfa ayırmak mümkündür.社会の管理階級と被管理階級として、通時的な方法で2つの階級に分けることが出来る。
Meyveleri basit meyveler, küme (agregat) meyveler ve bileşik meyveler olmak üzere üç kısma ayırmak mümkündür.毛色は栗毛で三本の脚が白く(長白)、額には星斑(星)がある。
Sonra, "Kutsamak için bana bir hak ayırmadın mı?" diye sordu.ならばどうして謀略を用いずに自ら亡国に導いたのか」と尋ねた。
Yatağanını yanından ayırmazmış..."寝床の用意は、しなくていいよ」と言った。
İşte kulağın farklı müzik aletlerini birbirinden ayırmasını sağlayan bu harmoniklerdir.変奏曲のそれぞれの変奏に、オーケストラで使用されるさまざまな楽器の独奏を配置する、という形式をとる。
Sayılarda, ondalık bölümü ayırmak için kullanılır.一部のミッションでエリアを分断するように配置されている。
Bütün sihirlerini kullanarak onları ayırmaya çalışır.様々な呪文を学ぶことで魔法を使いこなす。
Nova onları hep ayırmak zorunda kalır.いつも違う女を連れている。
Bununla birlikte kendisi yaşamını iki kısma ayırmaktadır.2つの現生目と2つの絶滅目を含む。
Kalp ve aortu birbirinden ayırmak zordur.心臓と誘導の位置関係は個々人でずれがある。
Ama parçalara ayırmadan kendimi ve onları nasıl özgür bırakırım.可是如何既解放我并解放它,而又不使它撕裂呢。
Meyveleri basit meyveler, küme (agregat) meyveler ve bileşik meyveler olmak üzere üç kısma ayırmak mümkündür.绒羽分成三种:雏绒羽、体绒羽和粉绒羽,其中粉绒羽是一种特殊的绒羽,只存在一部分鸟类中。
RSA sayılarını çarpanlarına ayırmak için bu algoritmalar kullanılır.這種算法可以用來分解RSA數。
Tanrılara onları birbirlerinden ayırmamaları için yalvarır.(晉語六) 天下諸侯稱仁焉。
Bu zaman erkeği ayırmak için uygun zamandır.他还是时间划分者。
Rus lehçelerini ayırmak gerekirse Kuzey, Merkez ve Güney Rus lehçeleri diye ayırabiliriz.根据居住位置的不同,可进一步分为北部、中部、南部方言。
Bununla birlikte kendisi yaşamını iki kısma ayırmaktadır.他還寫了兩部自傳,敘述其對抗此病的歷程。
Onlardan daha küçük olma, ipleri daha yan yana, ve ayırmadan tutma özelliği bakımından tercih edilir.如更動過的設計較少,一般不會入選;若更動過的設計較多,一般都會入選。
Ayırma (ya da İfraz) talep üzerine yapılan bir tapu işlemidir.即或終竟其事,亦必博長厚之名,而以盡法自 嫌。
Bu test, hücre duvarlarının türüne göre çok farklı olan iki bakteri tipini ayırmakta son derece faydalıdır.通过这种测试我们可以区分两种细胞壁结构不同的细菌。
Tanrı Işığı Karanlıktan Ayırmakta.自此之後光與闇就分隔了。
İyiyi kötüden ayırmak isteyen her birey, aklın yol göstermesine muhtaçtır.但是,若你想要好人做惡事,就需要宗教了。
Bu teknikte gaz kromatografisi farklı bileşikleri ayırmak amacı ile kullanılır.在该技术中,气相色谱仪用于分隔不同的化合物。
Bu yaklaşımı uyarlayarak Marx anahtar bulguları ideolojik önyargılardan ayırmaya çalışmıştır.이 접근법을 통해 마르크스는 중대한 발견들을 이념적 편향으로부터 분리하려 시도했다.
Tanrı Işığı Karanlıktan Ayırmakta.‘어둠에서 빛이 비쳐오너라.’
Bunları ayırmak için çok fazla enerji gereklidir.다른 물질로부터 분리하는 데 많은 에너지가 소모된다.
İkiz olmamalarına rağmen ikiz gibi görünürler ve hangisinin büyük olduğunu ayırmak çok zordur.둘의 생김새는 일란성 쌍둥이라 매우 똑같아서 구분하기가 힘들다.
Bu zaman erkeği ayırmak için uygun zamandır.지금이야말로 임금이 친히 나라를 맡기에 걸맞은 시기이다.