ayır ile cümle
ayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Gözlerimi onlardan ayırmıyorum.I'm not taking my eyes off them.
Gözlerimi ondan ayırmıyorum.I'm not taking my eyes off him.
Bu koltuğu onlar için ayırıyorum.I'm saving this seat for them.
Bu koltuğu onun için ayırıyorum.I'm saving this seat for him.
Kaçan hükümlüler yollarını ayırmaya karar verdiler.The escaped convicts agreed to part ways.
Dan, Linda'yı solunum cihazından ayırdı.Dan disconnected Linda from her respirator.
Bu zar zor ayırt edilebilir.It's barely recognizable.
Birkaç saat ayırabilir misin?Could you spare a few hours?
Biraz kendimize zaman ayırmak istiyoruz.We'd like a little time to ourselves.
Tom gerçeklik ve hayal arasındaki farkı ayırt edemez.Tom cannot distinguish between reality and imagination.
Tom ve ben bir sürahi bira ayırdım.Tom and I split a pitcher of beer.
Onları birbirinden ayırt etmek kolaydır.They are easy to distinguish from each other.
Çit bahçeyi kulvardan ayırır.A fence separates the garden from the lane.
Japon dilinin birçok ayırt edici özellikleri var.The Japanese language has many distinctive characteristics.
Onları birbirinden ayırmak kolay.It's easy to tell them apart.
İşi oyundan ayırmaktan hoşlanıyorsunuz.You like to distinguish work from play.
Tom ve Mary bir şişe şarap ayırdı.Tom and Mary split a bottle of wine.
Tom yer ayırtmalı.Tom should make a reservation.
Konsey bilimsel araştırmalar için milyonlarca dolar ayırdı.The council has committed millions of dollars to the scientific research.
Yumurtaları kır ve sarıları ve beyazları ayır.Break the eggs and separate the yolks and whites.
Ben onları ayırt edemem.I can't tell them apart.
23 Marttaki toplantı için senin için ayırttığım oda iptal edildi.The room I booked for you for the meeting on March 23 has been canceled.
Lütfen size en yakın çıkışın yerini belirlemek için bir dakikanızı ayırın.Please take a moment to locate the exit closest to you.
Onların yazıcılarını ayırmıyorum.I'm not disconnecting their printers.
Tom doğru ile yanlışı ayırt edebiliyor.Tom knows right from wrong.
Bir alligator'u bir crocodile'den ayırt edebilir misin?Can you tell an alligator from a crocodile?
Bu ayırma duvarını inşa etmek yasal mı?Is it legal to build this wall of separation?
Çoğu insan ikiz Jacksonları birbirinden ayıramadı.Most people couldn't tell the Jackson twins apart.
Polis, iki düşman çeteyi ayırmaya çalıştı.The police tried to separate the two hostile gangs.
Tom aslında bizimle konuşmak için zaman ayırdı.Tom actually took the time to talk to us.
Gözünü çocuklardan ayırma.Keep an eye on the kids.
Dostluğumuzu kestikten sonra onun numarasını ayırdım.I removed her number after severing our friendship.
Çöpü ayırmak önemlidir.It's important to separate the rubbish.
Birbirinden ayırt etmek mümkün değildir.It is impossible to distinguish one from the other.
O ayırtıldığı için garson masaları değiştirmemi istedi.The waiter asked me to change tables because that one was reserved.
Tüm koltuklar ayırtılmış.All the seats are reserved.
İngilizce iki ülkeyi birbirinden ayıran bir dildir.English is one language separating two nations.
İngilizce iki ulusu ayıran bir dildir.English is one language separating two nations.
Uşak geldi ve ağacı küçük parçalara ayırdı.And the servant came and chopped the Tree into little pieces.
Tom sonunda büyükannesini aramak için zaman ayırdı. Onun öldüğü ortaya çıktı.Tom finally got around to calling his grandmother. It turned out she was dead.
İsteklerinizi ihtiyaçlarınızdan ayırın.Separate your wants from your needs.
Her şeyi hurdaya ayırmamız gerekir.We should scrap the whole thing.
Çocuğumu benden ayırdılar.They took my child away from me.
Tom onu parçalara ayırma kararı verdi.Tom decided to take it apart.
Tom ayırım yapmaz.Tom doesn't discriminate.
Vakit ayırıyoruz.We're taking our time.
Biz arkadaşları ayırdık.We parted friends.
Tom resmi parçalara ayırdı.Tom tore the picture into pieces.
Mary resmi parçalara ayırdı.Mary tore the picture into pieces.
O, kimsenin bizi ayırmasına izin vermezdi.He wouldn't let anyone separate us.
Nasıl ayırt edersin?How do you tell the difference?
Bir koltuğu ayırttım.I reserved a seat.
Her zaman gözlerini yoldan ayırma.Always keep your eyes on the road.
Doğru ile yanlışı nasıl ayırt edeceğini bilmiyor.He doesn't know how to distinguish right from wrong.
Kendine yeni bir cep telefonu ayırdın mı?Did you sort yourself a new cellphone?
Hiçbir şey bizi bir daha asla ayırmayacak.Nothing will ever separate us again.
Öğretmen öğrencileri gruplara ayırdı.The teacher split the students into groups.
Leyla ve Sami küçük varlıklarını ayırıp bölüştüler.Layla and Sami separated and split their small assets.
Sözleşmeyi dikkatli bir şekilde okumak için zaman ayırmalısın.You should take the time to read the contract carefully.
Onu yapmak için zaman ayırmalısın.You should take the time to do that.
İlgili Sayfalar