ayır ile cümle
ayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Hükümet bazı eski uçakların hurdaya ayırmayı planlıyor.The government plans to scrap some of the older planes.
Benim için akşam yemeği ayırın.Save dinner for me.
Bu elbiseyi benim için ayırır mısın?Could you save this dress for me?
Öğretmen bana dersime hazırlanmak için yeterince zaman ayırmadığımı söyledi.My teacher told me that I didn't devote enough time to preparing my lecture.
Öğretmenim bana konuşmamı hazırlarken daha fazla zaman ayırmam gerektiğini söyledi.My teacher told me that I should've devoted more time to preparing my speech.
Öğretmenim bana konuşmamı hazırlarken yeterli zaman ayırmadığımı söyledi.My teacher told me that I didn't devote enough time to preparing my speech.
Sana biraz para ayırabilirim.I can spare you some money.
Yarın için bana bir oda ayırır mısınız?Will you reserve a room for me for tomorrow?
Rüyaları gerçekten ayıramaz mısın?You can't separate dreams from reality?
Tom bana kendisi için biraz zaman ayırması gerektiğini söyledi.Tom told me he needed some time to himself.
Ben onları ayırmadım.I didn't detach them.
Tom'a biraz zaman ayırmalıyız.We should give Tom some time by himself.
Gözünü kapıdan ayırma.Keep an eye on the door.
Onları nasıl ayırt edebiliyorsun?How can you tell them apart?
Tom ve John'u ayırt edebiliyor musun?Can you tell Tom and John apart?
Jackson ikizlerini ayırt edebilir misin?Can you tell the Jackson twins apart?
Tom'a benim için bir parça kek ayırmasını söyledim.I told Tom to save a piece of cake for me.
Sonunda Jackson'un ikizlerini ayırabiliyorum.I can finally tell the Jackson twins apart.
Jackson'ın ikizlerini ayırt etmek imkansız.It's impossible to tell the Jackson twins apart.
Doğru ile yanlışı ayırt edebilmek her zaman çok kolay değildir.It's not always so easy to tell right from wrong.
Ebeveynlerini bile bazen ikizleri birbirinden ayırma sorunu var.Even their parents sometimes have trouble telling the twins apart.
Tom'un bir tek yumurta ikizi var ve az insan onları ayırt edebilir.Tom has an identical twin brother and few people can tell them apart.
Bana bir çörek ayırın.Save me a donut.
Sana bir koltuk ayırdık.We saved you a seat.
Tatlı için yer ayır.Save room for dessert.
Sana bir yer ayıracağız.We'll save you a place.
Bana bir parça pasta ayır.Save me a piece of pie.
Senin için bir koltuk ayıracağız.We'll save a seat for you.
Bana bir koltuk ayır, olur mu?Save me a seat, won't you?
Sana yanımda bir koltuk ayırdım.I've saved you a seat next to me.
Bu koltuğu biri için mi ayırıyorsun?Are you saving this seat for someone?
Bu kek parçasını Tom için ayıracağız.We'll save this piece of cake for Tom.
Sana ön sırada bir koltuk ayıracağım.I'll save you a seat in the front row.
Bana birkaç kurabiye ayırabilir misin?Could you save me a couple of cookies?
Atlantik Okyanusu, Fransa'yı Amerika Birleşik Devletlerinden ayırır.The Atlantic Ocean divides France from the United States.
Manş denizi Fransa'yı İngiltere'den ayırır.The English Channel separates France from England.
Saat 6 için bir masa ayırtmak istiyoruz.We would like to reserve a table for 6 o'clock.
Ayıracak bir anımız yok.We don't have a moment to spare.
Büyük, zaman alan görevleri parçalara ayırıyorum.I break large, time-consuming tasks into chunks.
Benim için bir koltuk ayırabilir misin?Can you save a seat for me?
Beş dakika ayırabilir misin?Can you spare five minutes?
Görüşme ve bize ayırdığınız zaman için çok teşekkürler.Thank you very much for the interview and the time you have given us.
Sana burada bir koltuk ayırdım.We saved you a seat right here.
Dönüş yok köprüsü iki Kore'yi ayırıyor.The Bridge of No Return separates the two Koreas.
Köpekler renkleri ayırt edemezler.Dogs can't distinguish colors.
Birkaç dakika ayırabilir misin?Can you spare a few minutes?
Araba kullanırken gözünü asla yoldan ayırmamalısın.You should never take your eyes off the road while you're driving.
Araba kullanırken gözünüzü asla yoldan ayırmamalısınız.You should never take your eyes off the road while you're driving.
Bana o koyun etinden biraz ayır. Bir parça et için açlıktan ölüyorum.Save me some of that mutton. I'm starving for a bit of meat.
Onu benden ayıramazsın?You can't take that away from me.
Onları sadece bir uzman ayırt edebilir.Only an expert can tell them apart.
Bizi şimdi kimse ayıramaz.Nobody can keep us apart now.
Bir koltuk ayırtmam gerekiyor mu?Do I need to book a seat?
O çok hızlı konuştu. Ne dediğini ayırt edemedim.He spoke too quickly. I couldn't parse what he said.
Bizimle konuşmaya zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.Thank you for taking the time to talk to us.
Tom ayıracak zamanı olmadığını biliyordu.Tom knew he had no time to spare.
Biraz zaman ayırabilir misiniz?Could you spare a moment?
Tom'un er ya da geç onu yapmaya zaman ayıracağından eminim.I'm sure Tom will get around to doing that sooner or later.
Gözlerini ondan ayırma.Don't take your eyes off him.
Gözlerimi senden ayırmıyorum.I'm not taking my eyes off you.
İlgili Sayfalar