ayır ile cümle

ayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onun yeni işi onu ailesinden daha çok ayırıyor.His new job further separates him from his family.
Yatırımcılar, gerçek değer yaratma ile hüsnükuruntuyu ayırt etmeliler.Investors must distinguish between genuine value creation and wishful thinking.
Köpeği çocuklardan ayırmak zorundayım.I have to take the dog away from the children.
Otelde bir oda ayırtmak zorundayım.I have to book a hotel room.
Çocuklarım benden ayırıldı.My children were taken away from me.
Gözlerini Tom'dan ayırma. Diğer insanları rahatsız edecek bir şey yapmadığından emin ol.Keep your eyes on Tom. Make sure he doesn't do anything to bother other people.
Bir dakika ayırabilir misin?Can you spare a minute?
Tom, Mary ve John arasındaki kavgayı ayırmaya çalıştı.Tom tried to break up the fight between Mary and John.
Onları nerede ayırttın?Where did you book them?
Bizim gizlilik politikalarımız ile kendinizi tanıtmak için lütfen bir dakika ayırın.Please take a moment to familiarize yourself with our privacy policies.
Tom için biraz pasta ayırmalıyız.We should save some cake for Tom.
Tom. Almanca cümlelerde Mary'yi sık sık bir virgülle ayırdığı için üzgün.Tom is sad, as in German sentences he is often separated from Mary by a comma.
Beni görmek için zaman ayırmanızı takdir ediyorum.I appreciate your taking the time to see me.
Beni görmek için zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.I appreciate you making the time to see me.
Sadece vazgeçemiyorum. Bu konuda çok fazla zaman ayırdım.I can't just give up. I've put in way too much time on this.
Tom onun gözlerini Mary'den ayıramıyor.Tom can't keep his eyes off Mary.
İnsanlar bizi ayırt edemez.People can't tell us apart.
Gözlerini ödülden ayırma.Keep your eyes on the prize.
Bu makineler, özellikle yüksek kaliteli işçilik ile ayırt edilir.These machines are distinguished by particularly high-quality workmanship.
Bu cihazlar özellikle yüksek kaliteli işçilikle ayırt edilir.These devices are distinguished by particularly high-quality workmanship.
Şimdi vakit ayırmak istemiyoruz.We don't want to take the time now.
Tom için biraz kek ayırmak isteyebilirsin.You might want to save some cake for Tom.
Bu fotoğraf çok bulanık. Yüzünü ayırt edemiyorum.This photo is too blurry. I can't make out your face.
Pastırmamı benim için ayırdın.You've saved my bacon for me.
Biraz bozuk para ayırabilir misin?Can you spare some change?
Onu erkek kardeşinden ayırt edebilir misin?Can you tell him from his brother?
İkizler o kadar benzer ki onları ayırmak zor.The twins look so alike that it is difficult to tell them apart.
Ben birinci sınıf bir kamara ayırmak istiyorum.I want to reserve a first-class stateroom.
Şu ikizleri birbirinden ayırabiliyor musun?Can you tell those twins apart?
Telleri ayırmak zorunda kalacağız.We'll have to separate the wires.
Onu Tom'dan ayırma.Don't take that away from Tom.
Gözlerini Tom'dan ayırma.Don't take your eyes off Tom.
İkisini birbirinden ayırt edemiyorum.I can never tell the two of them apart.
İkizleri ayırt edebilirim, sorun değil.I can tell the twins apart, no problem.
Ben ikizleri ayırt edemedim.I couldn't tell the twins apart.
Bu saçmalığa ayıracak zamanım yok.I don't have time for this nonsense.
Sanırım Tom geçen yaz ahırı boyamaya zaman ayırmadı.I guess Tom didn't get around to painting the barn last summer.
Bugün garajı temizlemek için hiç zaman ayırmadım.I never got around to cleaning out the garage today.
Sana bir koltuk ayırdım.I saved you a seat.
Sanırım birkaç dakika ayırabilirim.I think I can spare a few minutes.
Çikolatayı küçük parçalara ayırın.Break the chocolate into smaller pieces.
Onları birbirinden nasıl ayırıyorsun?How do you tell them apart?
Onları nasıl ayırt edersin?How do you tell them apart?
Daha sonrası için yiyeceğimi ayırdım.I saved up my food for later.
Kavgayı ayırmaya çalışıyordum sadece.I was just trying to stop the fight.
Gözlerimi Tom'dan ayırmıyorum.I'm not taking my eyes off Tom.
Sana bir parça pasta ayıracağım.I'll save you a piece of cake.
Bu koltuğu Tom için ayırıyorum.I'm saving this seat for Tom.
Vakit ayıracağım.I'll get around to it.
Sana bir koltuk ayıracağım.I'll save you a seat.
Onlar arabaları park etmek için bir alanı çitle ayırdı.They fenced off an area to park cars.
Ayırmak için hiç paramız yok.We don't have any money to spare.
İki kişilik bir oda ayırtmak istiyorum.I'd like to book a double room.
Gözlerini yoldan ayırmamalısın, Tom.You should keep your eyes on the road, Tom.
Mary ekmeği iki parçaya ayırdı.Mary divided the bread into two pieces.
Lütfen benim için bir koltuk ayır.Please save a seat for me.
Yardım etmek için zaman ayırdığınız için teşekkürler.Thanks for taking the time to help.
Benim için bir parça kek ayır.Save a piece of cake for me.
Bir orijinali sahteden ayırt etmek zordur.It's difficult to tell an original from a fake.
Tom eşyaları üç kümeye ayırdı.Tom separated the items into three piles.
İlgili Sayfalar