ayır ile cümle

ayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Hangi odayı ayırtmak istersiniz?What room would you like to reserve?
Tereyağını margarinden ayırt edebilir misin?Can you tell butter from margarine?
O, elmayı iki parçaya ayırdı.She cut the apple in two.
Kazadan beri onun arabası artık güçlükle ayırt edilebilir olmuştur.His car has barely been distinguishable anymore since the accident.
Çin ve Amerika'yı hangi okyanus ayırır?Which ocean separates China and America?
Guangdong'u Guangxi'den ne ayırıyor?What separates Guangdong from Guangxi?
Zaman ayırmada neden çok kötüyüm?Why am I so bad at allocating my time?
Gazeteyi parçalara ayırdı.I tore the newspaper into pieces.
Tüyler kuşların ayırt edici bir özelliğidir.Feathers are a distinguishing feature of birds.
Bana bir yer ayır.Save me a seat.
Zaman ayırdığınız için teşekkürler.Thank you for your time.
Bir pastayı eşit parçalara ayırma oldukça zordur.Cutting a cake into equal pieces is rather difficult.
Bir oda ayırtmak istiyorum.I want to reserve a room.
Tom sözleşmeyi okumak için zaman ayırdı.Tom took his time reading the contract.
Tom doğruyu yanlıştan ayırmak için yeterince yaşlıdır.Tom is old enough to know right from wrong.
Tom bütün evi kendine ayırdı.Tom had the whole house to himself.
Tom evsizlere yardım etmek için çok zaman ayırmayı önemsemiyor.Tom doesn't mind devoting a lot of time to helping the homeless.
Tom bir atı midilliden ayıramaz.Tom can't tell a horse from a pony.
Tom Japonya'yı ziyaret etmek için zaman ayıramaz.Tom can't afford the time to visit Japan.
Tom parti için üç yüz dolarlık bütçe ayırdı.Tom budgeted three hundred dollars for the party.
Tom Mary'nin mektubunu ikiye ayırdı.Tom tore Mary's letter in half.
Tom Boston'da iken Mary'yi ziyaret etmek için zaman ayırmış olabilir.Tom managed to make time to visit Mary while he was in Boston.
Tom gözlerini Mary'den ayıramaz.Tom can't take his eyes off Mary.
Koltukları ayıracağını varsayıyor.He supposes that you will book seats.
Tom'un ayıracak zamanı vardı.Tom has time to spare.
Tom'un ayıracak zamanı yok.Tom has money to spare.
Tom bütün odayı kendine ayırdı.Tom had the whole room to himself.
Tom bütün kamp alanını kendine ayırdı.Tom had the whole campsite to himself.
Tom iki ikizi birbirinden ayıramadı.Tom couldn't tell the two twins apart.
Tom bir ikizi diğerinden ayıramadı.Tom couldn't tell one twin from the other.
Tom gözlerini Mary'den ayıramıyor gibi görünüyor.Tom can't seem to keep his eyes off Mary.
Bomba Tom'un evini parçalara ayırdı. İyiki, o anda evde değildi.The bomb blew Tom's house to smithereens. Fortunately, he wasn't at home at the time.
Bomba Tom'un arabasını parçalara ayırdı.The bomb blew Tom's car to smithereens.
Lütfen Tom'a beş dakika daha ayırabilip ayıramayacağını sor.Please ask Tom if he can spare another few minutes.
Bir kurbağayı bir kara kurbağasından ayırt edemem.I can't tell a frog from a toad.
Tom kirli çamaşırlarını ayırdı.Tom sorted his laundry.
Ölüm bizi ayırana kadar iyi ve kötü günde seni seveceğim.I will love you for better for worse till death us do part.
Lütfen ne yapacağınıza karar vermeden önce zaman ayırın.Please take your time before deciding what to do.
İyiyi kötüden ayırmak kolaydır.It's easy to distinguish good from evil.
Tom Mary'ye bir yer ayırdı.Tom saved Mary a seat.
Tom bir koltuk ayırdı.Tom reserved a seat.
O Hamlet, kalbimi iki parçaya ayırdın.O Hamlet, you have broken my heart in two.
Tadı ayırt edebilemem.I can't distinguish the taste.
Tom her şeyi ayırttı: harika bir parti olacak.Tom booked everything: it will be a wonderful party.
Karakoram Çin'i Pakistan'dan ayırmaktadır.The Karakoram separates China from Pakistan.
Nesneler ve durumlar arasında ayırım yapabilmeliyiz.We must be able to differentiate between objects and situations.
Yemek yemek için zaman ayırın.Take your time when you eat meals.
Tereyağı ile margarini ayırt edebiliyor musun?Are you able to tell the difference between butter and margarine?
Zaman ayırmak için ne yapmalıyım?What should I do in order to spare time?
Onu kardeşinden ayıramıyorum.I can't tell him apart from his brother.
Onu kardeşinden ayırt edemem.I can't tell him apart from his brother.
Bir yatak odası ayırtmak istiyorum.I'd like to book a bedroom.
Çalışmaya çok zaman ayırdı.He devoted a lot of time to study.
Önceden telefon etmeliydik ve bir masa ayırtmalıydık.We should have phoned ahead and reserved a table.
Onun ayırt edici özellikleri yoktu.He had no distinguishing features.
Lütfen pizzayı üç parçaya ayırın.Please divide the pizza into three parts.
Brezilya'ya bir uçuş ayırtmak istiyorum.I would like to book a flight to Brazil.
Renk körüyüm; kırmızıyı yeşilden ayıramam.I'm colorblind. I can't tell red from green.
Hemşire, bu hastayı gözünüzün önünden ayırmayın.Sister, don't let this patient out of your sight.
İşi onu karısından ayırıyor.His work separates him from his wife.
İlgili Sayfalar