ayır ile cümle

ayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bazı ülkeler h harfiyle ayırmaktadır (2h30).Hector) Aikalintu – 2.30 (säv.
Diğer WWE süperstarları onları ayırmaya geldi.Primary GSM) niiden erottamiseksi toisistaan.
Pastor Maldonado, sponsor desteğinin çekilmesinin ardından Renault ile yollarını ayırmak zorunda kaldı.Pastor Maldonado menetti tallipaikkansa Renault'lla rahoitusvaikeuksien vuoksi.
Arkeologlar Kurgan kültürünü çeşitli alt kültürlere ayırmaktalardır.Monimiehisyys polyandria on sallittua varsin harvoissa kulttuureissa.
Ülke GSYİH'sinin %1,8'ini askerî harcamalara ayırmaktadır.Sotilasmenot ovat 1,75 % bruttokansantuotteesta.
Ancak tanısal testler, hastalığın aşamalarını ayırt edememektedir.Τα διαγνωστικά τεστ ωστόσο δεν είναι δυνατό να ξεχωρίσουν τα στάδια της ασθένειας.
Son yıllarda özel ilgi, kadın siyasetçilerin ayırdedici kariyer yollarına odaklanmıştır.Τα τελευταία χρόνια, έχει υπάρξει ιδιαίτερη προσοχή στη διακεκριμένη σταδιοδρομία των γυναικών πολιτικών.
Ülke GSYİH'sinin %1,8'ini askerî harcamalara ayırmaktadır.Η κυβέρνηση σήμερα χρησιμοποιεί περίπου 1.8% του ΑΕΠ για στρατιωτικές δαπάνες.
1323 yılında imzalanan Nöteborg Antlaşması (Fince: Pähkinäsaaren rauha), Karelya'yı ikiye ayırdı.Με την Συνθήκη του Νότενμποργκ (φινλανδικά: Pähkinäsaaren rauha) το 1323, η Καρελία χωρίστηκε μεταξύ των δύο.
Kutsal tasvirlerin bazı özellikleri tanrıyı ayırt etmek için diğerlerinden daha yararlıdır.Κάποια χαρακτηριστικά των θεϊκών εικόνων είναι πιο χρήσιμα στον προσδιορισμό της ταυτότητας του θεού από άλλα.
2001 yılında Atlanta Hawks 21 numaralı formasını emekliye ayırdı.Το 2001 οι Ατλάντα Χοκς απέσυραν τη φανέλα του με το νούμερο 21.
Diğer yandan, zamanın önemli bir kısmını da yabancı dil öğrenmeye ayırmıştı.Επίσης, αφιέρωσε πολύ χρόνο, ώστε να μάθει ξένες γλώσσες.
Ayrıca açık yıldız kümeleri Yerel Grup’un çoğu galaksisinde kolaylıkla ayırt edilebilirler.Επίσης, ανοικτά σμήνη ανιχνεύονται εύκολα σε πολλούς γαλαξίες της Τοπικής Ομάδας.
Hayvanları diğer canlılardan ayıran birçok karakteristik fark vardır.Τα ζώα έχουν πολλά χαρακτηριστικά που τα διαφοροποιούν από τα άλλα έμβια όντα.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.Η εξέταση δεν μπορεί να κάνει διαχωρισμό μεταξύ οξέων και χρόνιων λοιμώξεων.
Xiphilinus, çalışmasını her bölüm bir imparatorun hayatını kapsayacak şekilde bölümlere ayırmıştır.Ο Ξιφιλίνος διαίρεσε το έργο του σε τμήματα που το καθένα εξιστορεί τις ζωές Ρωμαίων αυτοκρατόρων.
Diğer kafadan bacaklılar gibi ahtapotlar da ışığın polarizasyonunu ayırt edebilmektedir.Όπως και τα άλλα κεφαλόποδα, τα χταπόδια μπορούν να διακρίνουν την πόλωση του φωτός.
Bunları ayırmak için noktalamak gerekir.Πρέπει να αποφασίσουν πώς θα τα διανείμουν.
Okumak istiyordu ama ailesi onun eğitimi için para ayırabilecek mali güçten yoksundu.Η οικογένειά του δεν είχε τους απαραίτητους οικονομικούς πόρους για τις σπουδές του.
Bunların hiçbiri AS ile diğer OSB’ler arasındaki farklı güvenilir bir şekilde ayıramamaktadır.Κανένα από αυτά δε διαφέρει σε αξιοπιστία μεταξύ του AS και των ASDs.
Gut hastalığındaki en önemli ayırıcı tanı septik artrittir.Η πιο σημαντική διαφορική διάγνωση στην ουρική αρθρίτιδα είναι η σηπτική αρθρίτιδα.
İstanbul Boğazı onun Avrupa ve Asya kısımlarını ayırır.Ο Βόσπορος χωρίζει επίσης και την Κωνσταντινούπολη στην ασιατική και την ευρωπαϊκή της πλευρά.
İyi kötü ayırmadan tüm ölülerin yaşadığı, yer altındaki bir yurt veya şehirdi.Η Τούονελα ήταν η χώρα για όλους τους νεκρούς, είτε καλούς είτε κακούς, ένα σκοτεινό μέρος χωρίς ζωή.
Centurion'dan farklı olarak optio'ların üniformaları ayırt edici değildi.Αντίθετα με τον εκατόνταρχο, ο optio δεν ξεχώριζε από τη στολή του.
Bu iki mahalleyi Sulu Dere olarak anılan bir dere ayırıyordu.Δυο από τα τμήματά του έχουν διεκδικήσει ευρωπαϊκό τρόπαιο.
Bu iki ada ise Kara Denizi ile Barents Denizi'ni birbirinden ayırır.Η Νόβαγια Ζεμλιά χωρίζει τη Θάλασσα Μπάρεντς από τη Θάλασσα Κάρα.
Her şeyi görür, bilir ve doğruyu yalanı ayırt ederdi.Πρόθεσή του ήταν να δει τον κόσμο και να ανακαλύψει την αλήθεια.
Nonkonformite ile sokulum dokanağını ayırt edebilmek, farklı olay dizileri sunduklarından ötürü çok önemlidir.Είναι σχετικά εύκολη η απομόνωση του χλωροϊωδομεθανίου με απόσταξη, λόγω σημαντικής διαφοράς σημείων ζέσεως.
Venedikliler burayı 4 idari birime ayırdı.Ο Καίσαρας άφησε εκεί τέσσερις λεγεώνες φεύγοντας.
Gazmimihal hayatının büyük bir bölümünü halk müziği araştırmalarına ayırdı.Ο Αλφεράκης αφιέρωσε ένα μεγάλο μέρος της ζωής του στη μουσική.
Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.En tilstrækkelig avanceret teknologi kan ikke skilles fra magi.
Ancak tanısal testler, hastalığın aşamalarını ayırt edememektedir.Ved diagnostiske test er det dog ikke muligt at skelne mellem sygdommens stadier.
Yusuf ibn Taşfin ordusunu üç bölüğe ayırmıştır.Yusuf ibn Tashfin delte sin hær i tre divisioner.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.1905 - I Frankrig udstedes dekret om adskillelse af stat og kirke.
Bu fonemler de bir dildeki anlam ayırt eden en küçük birimlerdir.Fonemet er den mindste betydningsadskillende enhed i et sprog.
İki model ayırt etmek çok kolaydı.Det er vanskeligt at forene de to modeller.
Ama daha çok doğa üzerine çalışmaya ve taklit etmeye zaman ayırıyordu.I stedet brugte han tid på at iagttage og analysere naturen og dens opbygning.
Mikroorganizma hastalıklı organizmadan ayırılıp (izole edilip), saf kültürde büyütülmelidir.Mikroorganismen må nødvendigvis isoleres fra den syge organisme og dyrkes i en renkultur.
Alman birlikleri Sovyet birliklerini birbirinden ayırmaya çalıştılar ve daha sonra imha ettiler.De tyske tropper søgte at isolere enkeltenheder og derpå ødelægge dem.
"Özel" kelimesi, Tokyo'nun ilçelerini Japonya'nın diğer büyükşehirlerindeki ilçelerden (区 ku) ayırmaktadır.Ordet "speciel" adskiller bydistrikterne fra de bydistrikter, der findes i andre store japanske byer.
Mesela akustik optikten ayırt edilir.Eksempelvis i ved hjælp af en akvatintekasse.
Bu saldırya 2.315 uçaklık bir kuvvet ayırıldı.En styrke på 2.315 blev brugt i kampagnen.
Wilson & Reeder 1993 yılında bu türleri beş sistematik gruba ayırmaya çalışmıştır.Ifølge Wilson & Reeder 2005 omfatter slægten 25 arter som er fordelt i otte grupper.
Tür, ayırt edilebilirdir.Delene kan skilles ad.
Bir özelliği onu diğer tüm papağanlardan ayırır, kakapo uçamayan tek papağan türüdür.Kakapoen er samtidig verdens eneste papegøje, der ikke kan flyve.
Nersan, Bademus'u kafasını vücudundan ayırmak suretiyle öldürdü.Under hængningen af Barzan blev hans hoved skilt fra kroppen.
Yirmi iki bölümlük ssezon bölümleri iki bloka ayırdı.Den bestod af 22 afsnit udsendt i to blokke.
Hata ayıklayıcı, başka programların hatalarını ayıran programdır.En computervirus er et lille program, som forsøger at inficere andre programmer.
Buna ayırma deniyor.Man er velkommen til at beholde den.
Hiçbir açık ayırıcı özelliği yoktur.Ikke meget tydelig spaltbarhed.
Tanrı Işığı Karanlıktan Ayırmakta.Det symboliserede overgangen fra lys til mørke.
Türleri gözlerinin yapısıyla ayırt edilir.Deres øje er opbygget anderledes end menneskets.
Onlar yele rengi ve boyutuna göre ayırt edildi.Tinkturen er opdelt i farver og metaller.
Ama sonunda onu sadrazamlık görevinden ayırmaya karar verdiler.Til slut stoppede han sit arbejde i Eigenwijks.
Doğaçlama, Commedia dell'Arte'nin ayırt edici özelliğidir.Kort fortalt var naturalismens teater noget helt andet end f.eks. commedia dell'arte.
Bu güzel dostluk ne acıdır ki, o çirkin dünyanın, sonunda onları birbirlerinden ayırana dek sürecektir.De onde bliver straffet til sidst, og det elskende par ender med at få hinanden.
Gestasyonel diyabetin en ayırıcı özelliği, insülin direncinin artmasıdır.Det mest usædvanlige ved krateret er den indre vægs asymmetri.
En az iki sözcükten oluşurlar ve biçimsel olarak ikiye ayırmak olasıdır.Det betyder, at man må kan gå ud fra, at byen som organisationsform må være opfundet mindst to gange.
Mankala çeşitlerini birbirlerinden ayıran en büyük fark sıra sayısıdır.Den vigtigste forskel er, hvordan de enkelte elementer henviser til hinanden.
Kalp ve aortu birbirinden ayırmak zordur.Forenden og bagenden er svære at skelne fra hinanden.
İlgili Sayfalar