ayır ile cümle

ayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Üç farklı sorunu ayırt etmemiz gerekir.Eszerint három esetet különböztet meg.
Kulüp ayrıca Gamper'in üyelik numarasını emekliye ayırdı.A Barca tisztelete jeléül befagyasztotta Gamper tagsági számát.
Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.Ha nincs elég varázspont, nem jöhet létre a varázs.
Fakat bizi ayıran bu farklılıklar değil.Ettől eltérni nem tudnak.
Dürrenmatt oyunu iki bölüme ayırmıştır.Játékszíni hős rajzolat két szakaszban.
Kitapta yazar insanları 4 sınıfa ayırır: askerler, alimler, çiftçiler, sanatçılar ve tüccarlar.Szétválasztotta a japán társadalmat négy fő osztályra: szamurájok, földművesek, kézművesek, kereskedők.
Turnusol kağıdı kimyada kullanılan ayıraçlardan bir tanesidir.A tégelyek a kémiai laboratóriumokban használatos edények egyik típusa.
İnsanlar kullanmadan önce onu ikiye ayırır.Ha nagy baj van törje ketté, mielőtt megeszi.
Bir parça zarar görse bile Renji kolayca onu ayırıp Zabimaru'yu tekrar oluşturur.Ha egy szelvény megsérül, azt Rendzsi egyszerűen leválasztja, majd újraformálja Bestiát.
Başının her iki tarafında da bulunan yuvarlak mavi göz lekeleri ile ayırt edilebilirler.Fején a szem alatt csillogó kékeszöld csíkok találhatóak.
Vulvadan (pundendum femininum), yani kadın dış genital organlarından vajina ağzını ayırır.A vulvitis a nő külső nemi szerveinek (vulva) gyulladásos állapota.
Ancak diş sayısı ayırt edici bir özelik değildir.A tojásallergia azonban nem kizáró ok.
Mimar mekanı merkezde Musalar Salonu ve iki yanında büyük daireler olmak üzere üç bölüme ayırdı.Külön épületben helyezték el a három szobás szaktanítói lakást a hozzá tartozó melléképületekkel együtt.
Kendisine ayırdığı zamanlarda ise bir seri katil...Amikor már saját sorozatot kapott akkor már ezreket mészárolt le.
Kesriye Yarımadası gölü ikiye ayırmaktadır.A sziklakertet a tó két részre osztja.
976 yılında II. Otto bu eyaleti merkezden ayırdı ve Babenberger ailesinden gelen Liupold'a (I. Leopold) verdi.976-ban Ausztria vezetését II. Ottó a Babenberg-házból származó I. Lipótra bízta.
Bu şahıs ısı ve sıcaklık kavramlarını da birbirinden ayırmıştır.Ezen kívül külön bizonyítani is kellett, hogy a hő és a munka egyenértékű.
Çünkü çarpanlara ayırma problemine bir çözüm birçok farklı yönlerde araştırılmıştır.Azonban a Három fejezet elismerése miatt sok problémát kellett megoldania a kléruson belül.
Ödeme sistemi, farklı araç türlerini farklı ücret kategorilerine ayırır.A fizetési rendszer a különböző típusú járműveket eltérő díjkategóriába sorolja be.
Kalp ve aortu birbirinden ayırmak zordur.Sydän- ja pintapuuta on vaikea erottaa toisistaan.
Haftada iki gün çalışması istendiği için kendi çalışmalarına ayıracak zamanı oluyordu.Hän työskenteli kahtena päivänä viikossa, joten hänellä jäi aikaa omalle työlle.
Ayırt etme gücünden yoksundur.Erona vakauttimen puuttuminen.
Türkiye'nin Asya ve Avrupa kısımlarını da birbirinden ayırır.Se erottaa Turkin Euroopan ja Aasian puoleiset osat toisistaan.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.1905 – Ranskassa hyväksyttiin kirkon ja valtion erottava laki.
Yeşil renkler ayırt edilemez.Muut punaväriläikät eivät hahmotu.
Terim adını iki kıtayı ayıran Atlantik Okyanusu'ndan almaktadır.Nimi juontuu Atlantin valtamerestä, joka erottaa tai yhdistää kaksi maanosaa.
Aslında, bu aleti ikiye ayırabiliriz; biri ağır sıvılar için, diğeri ise hafif sıvılar için.Siihen laskee kaksi ojaa, joista toinen tuo Vipusuon vedet ja toinen peltojen pintavesiä.
Anlatıcı daha sonra cesedi parçalara ayırıp yer döşemelerinin altına gizler.Sen jälkeen hän vieritti ruumiin rinnettä pitkin alas ja kätki sen ojaan.
Bu fark sayesinde erkek ve dişi ayırt edilebilir.Itse arvo ja arvonkantaja voidaan erottaa.
“Sana her yıl için bir gün ayırdım.”Sana vuoden jokaiselle päivälle.
İblisler, Buffybot'u parçalarına ayırırlar.Demonit ottavat Buffybotin kiinni.
Ayrıca, ayırıcılar kimyasal tepkimeye elektrolit denge ve iletkenlik korumak için olmalıdır.Separaattorien tulee myös olla kemiallisesti inerttejä suojellakseen elektrolyyttien vakautta ja johtamista.
Maddenin ayırt edici özelliklerindendir.Sen mukaan substanssi on erillinen sen ominaisuuksista.
Bu dönemde zamanının çoğunu iklim ve antropoloji çalışmalarına ayırmıştır.Tänä aikana hän tutustui useisiin antropologeihin ja antropologisiin tutkimuksiin.
Jelgava kenti bölgeyi iki farklı alt bölüme ayırır.Tampereentie jakaa kaupunginosan kahteen hyvin erilaiseen alueeseen.
Etik açısından özgürlük ise bireyin iyi ve kötüyü birbirinden ayırt edebilme yeteneğine sahip olmasıdır.Mark puolestaan on poika, joka ei osaa erottaa oikeaa ja väärää.
Diğerleri için vakit ayırırım.Hän herättää muut.
Ayırıcılar fiziksel olarak iki elektrot ayırmak için doğrudan temas ederek kısa devre önlemek için.Separaattorien tulee fyysisesti erottaa kaksi elektrodia estääkseen suoran kontaktin aiheuttama oikosulku.
Kitabı dördüncü bölümünü ise bu çarpıtmayı örneklerle açıklamaya ayırır.Neljännen seinän rikkominen tarkoittaa tämän illuusion rikkomista.
Ancak diş sayısı ayırt edici bir özelik değildir.Kirjanpidollisesti tämä ei ole mitenkään poikkeava erä.
Bu kez iki maddeyi ayıralım.Tällä kertaa hajaäänin.
Gözün iris bölümü bu kuşu benzer türlerden ayıran özelliği olarak beyaz renklidir.Iiris on lähes valkoinen, mikä erottaa sen lähisukuisista lajeista.
Genç kuşlar ve bir yaşındaki kuşlar erişkinlerden pek ayırt edilemez.Nuori lintu on maastossa mahdoton erottaa vanhasta.
Bu onları bakteriler ve protozoalardan ayırır.Ne jaetaan bakteereihin ja arkeoneihin.
Bir parça zarar görse bile Renji kolayca onu ayırıp Zabimaru'yu tekrar oluşturur.Jos joku palanen vahingoittuu, Renji voi yksinkertaisesti vain purkaa Zabimarun osiin ja uudistaa sen.
Şiirlerini iki ana gruba ayırabiliriz.Kirja voidaan jakaa kahteen osaan myös päähenkilöidensä osalta.
İlk kocası Ali Muzannar'dan boşandıktan sonra, ikinci kocası Adel Matuk ile yolları ayırmaları da ilgi çekti.Hänen ensimmäinen aviomiehensä oli Ali Muzannar, ja heidän avioeronsa herätti paljon huomiota mediassa.
Bu ayırdıklarını küçük kardeşi Mago'nun komutasına verdi.Joukkuetta valmensi hänen isoveljensä Miika Elomo.
Derin kanallar ve fiyortlar adaları birbirlerinden ve anakaradan ayırmaktadır.Pitkät ja kapeat saaret erottavat laguunit toisistaan sekä Patraksenlahdesta.
Ayırdığımızda, birbirlerini çekeceklerdir.Mutta jos ne otetaan irti toisistaan, ne vetävät toisiaan puoleensa.
Yahudilik ise ikiye ayırılıyordu; Dağ Yahudileri ve Gürcü Yahudileriydi.Juutalaiset jaetaan kahteen ryhmään, aškenasijuutalaisiin ja sefardijuutalaisiin.
Bu dağlar bölgeyi ikiye ayırır.Vuoristo jakaa osavaltion kahtia.
Hayvanları diğer canlılardan ayıran birçok karakteristik fark vardır.Monet naamiot esittävät eri eläimiä.
Bu çorapların en ayırt edici özelliği başparmak yerinin de örülmüş olmasıdır.Hän kertoo suosikkiharrastuksensa olevan saippuakuplien puhaltaminen.
Dürrenmatt oyunu iki bölüme ayırmıştır.Cupissa Tehau pelasi kahdessa pelissä.
Bazen kılların rengi o kadar koyu olabilir ki çizgiler ayırtedilemeyebilir.Alemmat jäljet ovat väriltään kellertäviä ja niistä voi erottaa kirjaimia.
Bu oyunları üç gruba ayırabilir.Puolueet voidaan jaotella kolmeen ryhmään.
Bunların hiçbiri AS ile diğer OSB’ler arasındaki farklı güvenilir bir şekilde ayıramamaktadır.Mitkään näistä eivät anna varmaa vertailutietoa hyvin vanhojen ikien osalta.
Öncelikli olarak yiyeceği parçalara ayırmak için tutmaya yararlar.Mustamamba puolestaan käyttää ravinnokseen lähinnä pikkunisäkkäitä.
Kenti ikiye ayırır.Kaupunginosa jakautuu kahteen osaan.
İlgili Sayfalar