ayır ile cümle
ayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Perona ulaşmak için dokuzuncu ve onuncu peronları ayıran duvara doğru hızla koşmak gerekir.For at komme ind på perronen skal man gå lige igennem væggen mellem perron 9 og 10.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Lawrence Radyasyon Laboratuvarında elektromanyetik izotop ayırıcı geliştirdi.Elektromagnetisk isotopadskillelse blev udviklet af Lawrence på University of California Radiation Laboratory.
Meydanı Kremlin'den ayıran hendek 1812'de kapatılmıştır.Slottets to fløjet blev nedrevet i 1812.
Kılıcını yanından asla ayırmaz.Slipper en sjelden gang sverdet sitt.
Yusuf ibn Taşfin ordusunu üç bölüğe ayırmıştır.Yusuf ibn Tashfin delte sin hær i tre divisjoner.
Bu eserle vitto ordinario ("sıradan yemek")'ye bir bölüm ayıran ilk kişi oldu.Han var den første som tilbød en seksjon om vitto ordinario, ordinær mat.
Bunları uçaklardan ayırmak çok kolaydır.Dette gjør at de er vanskelige å skille fra planeter.
Ancak, onları birbirlerinden ayırmamızı sağlayan fazladan bir yapıları vardır.Det finnes flere oversettelser, som avviker noe fra hverandre.
Karıncalardan ayırt etmek zor olabilir.Fuglevikke kan være vanskelig å skille fra gjerdevikke.
1784 civarında Amerika'ya gidip Philadelphia'ya yerleşmiş ve tüm vaktini portre ressamlığına ayırmıştır.Rundt 1784 reiste Pine til Amerika og bosatte seg i Philadelphia hvor han for det meste malte portretter.
Derin kanallar ve fiyortlar adaları birbirlerinden ve anakaradan ayırmaktadır.Dype kanaler og fjorder skiller dem fra fastlandet.
Bir özelliği onu diğer tüm papağanlardan ayırır, kakapo uçamayan tek papağan türüdür.Blant fuglene er Kakapo, den eneste papegøyen i verden som ikke kan fly.
Bazen kılların rengi o kadar koyu olabilir ki çizgiler ayırtedilemeyebilir.Noen ganger er vingens grunnfarge så mørk at disse ikke synes.
Bunları ayırmak için noktalamak gerekir.Dette burde være nok til å markere seg.
Bu dağlar bölgeyi ikiye ayırır.Fjellkjeden deler platået i to deler.
Santral oluk bukkal ve lingual bölmeleri birbirinden ayırır.Man kan skille mellom akkusativspråk og ergativspråk.
İranlılar, Müslüman Oğuzları şamancı olanlardan ayırmak için Türkî iman (inanmış Türk) demekteydi.De ble kalt kafir («vantro») av de muslimske nabofolkene fordi ikke var muslimer.
Birkaç sayılı istisna dışında Esperantoda kelime grupları son harflere bakılarak ayırt edilebilir.Esperantos suksess i motsetning til andre kunstige språk blir forklart med flere faktorer.
Defne yapraklı söğüde (Salix pentandra) benzer, ancak sürgündeki tomurcuklardan ayırt edilir.Derfor er alle låtene etter «Crystal Clear (Beer)» forskjellig fra det som står på baksiden av coveret.
Biçimleri birbirinden ayıran temel kıstas da ezgidir.I dag vet vi at måten disse grunnstoffene er strukturert på i forhold til hverandre, også er viktig.
Bu okyanus ortası sırtı sonuç olarak farklı iki tektonik plakayı birbirinden ayırır.På midthavsrygger driver to tektoniske plater fra hverandre.
Her biri ödüllerin tam isimleri ile diğerinden ayırt edilebilir.Forskjellige retikler har forskjellige navn, for å skille dem ifra hverandre.
Çoruh vadisi bu dağlık bölgeyi ikiye ayırmıştır.Čertovicapasset deler fjellkjeden i to deler.
Nersan, Bademus'u kafasını vücudundan ayırmak suretiyle öldürdü.Tyngden var i seg selv nok til å skille hodet fra kroppen.
15 nisan günü Clippers baş antrenör Kim Hughes ile yollarını ayırmıştı.Quislings avgang den 15. april skal imidlertid ha beroliget Hundseid.
8 bir taraftan 8 diğer taraftan toplam 16 at bu küreleri birbirinden ayırmayı başaramadılar.30 hester – 15 på hver side – lyktes ikke å dra halvkulene fra hverandre.
Bu hayvanların cinsiyetlerini ayırt etmek zordur.Det er vanskelig å se forskjell på kjønnene.
Üstelik, aralarında kesinlike saptanmış ayırıcı bir çizgi yoktur. (...)Ingen av dem var trofaste mot hverandre, skjønt de skilte seg ikke.
Ekonomik planlama piyasa mekanizmasının karşıtı olan bir kaynak ayırma mekanizmasıdır.Planøkonomi er det motsatte av markedsøkonomi.
Sisteminin ayırt edici özelliği, autostereoscopy yani gözlüğe gerek kalmadan 3D görünümüdür.3DS simulerer «3D-effekter uten å måtte bruke spesialbriller», ved hjelp av autostereoskopi.
18:24 İkinci bir ondalık (Maaser Şeni) ayır Deut.20:13), for å stjele en slave (2.
Şiirlerini iki ana gruba ayırabiliriz.Skriftet kan deles i to hovedtemaer.
Su bölümü çizgisi: İki akarsu havzasını birbirinden ayıran sınırdır.Et vannskille er grensen mellom to tilsigsfelt.
Kitapta yazar insanları 4 sınıfa ayırır: askerler, alimler, çiftçiler, sanatçılar ve tüccarlar.Han delte samfunnet inn i fire klasser: Prester, krigere, bønder og håndverkere.
Ayrıca, diferansiyel ayırt ediciler ikinci-öngörüntü saldırılarına neden olabilir.Et annet problem er at ringvirkninger kan føre til dobbelttelling av effekter.
Tüm bunlara karşın film, onu diğer Cadılar Bayramı filmlerinden ayıran bir izleyici kitlesine de sahiptir.I tillegg til dette må filmen være en komedie med en type humor som kan minne om andre Frat Pack filmer.
Böylelikle bu öngörücü farklı dallanmaları ayırt edebilir.Denne har en tendens til å utjevne eventuelle forskjeller.
Merhaba Dünya filmini kendini komik adam sıfatından ayıracak bir fırsat olarak düşündü.Denne filmen har gjort en sjanger skifte fra å være en ren Skrekkfilm å legge til flere komiske elementer.
Bilgisayar güvenliğinde, sandbox, çalışan programları ayırmak için bir güvenlik mekanizmasıdır.Dalam keamanan komputer, sandbox adalah mekanisme keamanan untuk memisahkan program yang sedang berjalan.
Fakat bizi ayıran bu farklılıklar değil.Tetapi bukan perbedaan di antara kita yang memisahkan kita.
Ancak tanısal testler, hastalığın aşamalarını ayırt edememektedir.Tes diagnostik, bagaimanapun juga, tidak mampu membedakan antara tahap-tahap penyakit.
1884 yılında Berlin'de, iki büyük bakteri sınıfının ayırt edilmesi için bir yöntem geliştirdi.Di Berlin, pada tahun 1884, ia mengembangkan metode untuk membedakan antara dua kelompok utama bakteri.
Kan antikor testleri yaralı olabilir fakat mevcut enfeksiyonu öncekilerden ayırdedemez.Tes antibodi darah mungkin berguna tetapi tidak dapat memisahkan infeksi sebelumnya dari infeksi saat ini.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.Pemeriksaan ini tidak dapat membedakan antara infeksi akut dan infeksi kronis.
Kidron Vadisi, Eski şehrin doğusuna doğru gider ve Zeytin Dağlarını ikiye ayırır.Kidron terdapat di sebelah timur Kota Lama dan memisahkan Bukit Zaitun dari pusat kota.
Sonra, "Kutsamak için bana bir hak ayırmadın mı?" diye sordu.Dia bertanya lagi: “Beritahukan kepadaku tentang ihsan”.
38. enlem ilk kez 1896 yılında Kore için ayırıcı bir çizgi olarak kabul edilmiştir.Paralel utara ke-38 pertama kali diusulkan sebagai garis pemisah untuk Korea pada tahun 1902.
Kolaylıkla ayırt edilebilen bir kuş türüdür.Burung yang cukup mudah ditemui.
Po Dharma, Kamboçya'da yaşayan Müslüman Çamları bir gelenekçi dalı ve bir ortodoks dalına ayırt eder.Po Dharma membagi Muslim Cham di Kamboja menjadi cabang tradisionalis dan cabang ortodoks.
Bir zırhlı tümen Genelkurmay rezervi olarak ayırılmış ve Latrun bölgesine getirilmişti.Sebuah brigadir lapis baja dialokasikan dari pasukan cadangan dan dibawa ke daerah Latrun.
Ayırma işlemleri materyal karışımlarının kompleksliğini azaltmak için kullanılır.Proses pemisahan digunakan untuk menurunkan tingkat kompleksitas campuran bahan.
Tip 1 ve tip 2 diyabet, ortaya çıkan durumlara dayalı olarak birbirinden ayırt edilebilir.Diabetes tipe 1 dan tipe 2 dapat dibedakan berdasarkan keadaan yang dimunculkan.
1826 yılında, Bretonneau viral krupu difteri kaynaklı kruptan ayırmıştır.Pada tahun 1826, Bretonneau membedakan antara croup virus dengan croup akibat difteri.
Yatağanını yanından ayırmazmış..."Dia mengosongkan diri-Nya sendiri ..."
Katalaz enzimi H2O2'yi ayıran bir enzimdir.Enzim katalase diproduksi sel untuk mengkatalis H2O2.
Abhaz grubunu Abhaz ve Abaza şeklinde iki alt kısma ayırmak mümkündür.Hatun melahirkan 2 anak, yaitu: 'Abbas dan Fathimah.
Daha özele indirgeyecek çeşitli testler farklı menenjit tiplerini ayırt etmek için kullanılabilir.Berbagai pemeriksaan khusus lain bisa digunakan untuk membedakan berbagai jenis meningitis.
Ama bu iki durumu ayıran geçiş henüz anlaşılmamıştır.Masa di antara kedua tahap ini tidak dijelaskan.
Renkleri veya şekilleri ayırt edemeyen farklı gözlerin varlığı.Mata kompleks dapat membedakan bentuk dan warna.
Sıvı ve gazın ayırt edilmediği hale kritik nokta denir..Pada titik kritis, cairan dan gas menjadi tak dapat dibedakan.
İlgili Sayfalar