ayır ile cümle

ayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Her devlet, kendi ülkesini bölgelere ayırmaktadır.Fiecare provincie poate să recruteze propria armată din provincie.
Bu daha sonraları karakterin en ayırt edici özelliği olacaktır.Mai târziu, personajele sale vor avea parte de existențe similare.
Hata ayıklayıcı, başka programların hatalarını ayıran programdır.Un utilitar uninstaller este un program care dezinstalează alte programe.
Yetkinliğin iki tipini ayırt etmek gerekir: doğal ve yapay.Această tehnică poate fi de două tipuri: naturală și artificială.
Bu gibi birçok durumda, devlet tarafından ailelerinden ayırılıyorlardı.Practic, prin aceste cupoane, mai multe societăți de stat erau împărțite către populație.
Kulak zarı; dış kulak ile orta kulağı birbirinden ayırır.Timpanul este membrana care desparte urechea externă de urechea mijlocie.
Spektral teknikler kullanarak, bulutsuları galaksilerden ayırabiliyorlardı.Cu inteligența lor avansată au cucerit galaxia.
Dişileri, erkeklerinden kolaylıkla ayırt edilebilir.Deci se pot deosebi ușor masculii de femele.
Sert ve isabetli şutları onu diğerlerinden ayıran özelliğidir.Discursul extremist și radical îi seduce pe unii și-i demobilizează pe alții.
İsviçre'de çıkan Camera dergisi kendisine özel bir sayı ayırdı.Importanta revistă londoneză Index of Censorship i-a dedicat un număr special.
Etik açısından özgürlük ise bireyin iyi ve kötüyü birbirinden ayırt edebilme yeteneğine sahip olmasıdır.Drumul pe care îl urmează oamenii le aparține, aceștia având puterea să distingă între bine și rău.
Bu formlar kürk rengi ve kalınlıkları, gövde boyutları ve kafatası şekilleri ile ayırt edilirler.Aceste subspecii diferă prin culoarea și grosimea blănii, mărimea corpului și forma craniului.
Karıncalardan ayırt etmek zor olabilir.Este foarte dificil să distingem speciile de nematode.
Panama Kıstağı Kuzey Amerika ile Güney Amerika'yı birbirinden ayırır.Un exemplu este Istmul Panama, care leagă America de Nord și America de Sud.
Riga Körfezi'ni, Estonya'ya bağlı Saaremaa Adası Baltık Denizi'nden ayırır.Insula Saaremaa (Estonia) îl separă parțial de Marea Baltică.
Bu hedef için 25 piyade taburu, 37 süvari birimi ve 120 topçudan oluşan bir kuvveti ayırmışlardı.Forțele rușilor erau formate din 25 de batalioane de infanterie, 37 de unități de cavalerie și 120 de tunuri.
Fakat antisemitik ve Yahudilere karşı ayırımcılık hareketleri baş gösterdi.Neîngăduitor când ar fi vorba de măsuri contra evreilor sau altor străini.
Renault 20 ve 30 modellerini ayırt etmek çok kolaydı.La fel ca celelalte modele Renault 20, tabloul de bord este ușor modificat .
Sarı Nehir ve Yangtze nehirlerinin drenaj alanlarını ayırır.Fluviul Galben și Râul Yangtze au ieșit din matcă.
İkili, yollarını ayırdı ve Mayer solo kariyerine adım attı.Ca și rezultat, duetul s-a destrămat, Mayer continuându-și cariera solo.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.În 1905, el a fost unul dintre autorii legii de separare între biserică și stat.
Bu, bölgenin ayırt edici bir özelliğidir.O trăsătură distinctivă a insulei este aeroportul propriu.
Sonunda Toby hayalle gerçeği ayırt edebilecek midir?Oare cu asta, Tucker a scăpat definitiv cu viață?
Mantık, bilge bir insana doğruyu yanlıştan ayırt etme özelliği kazandırır.”Nu, eu spun că incertitudinea este singurul răspuns apropriat pentru oameni."
Dee, bilim ve sihir dünyalarını ayırt etmek için çalışıyordu.Dee s-a aventurat în lumea științei și magiei ca și cum acestea nu ar fi fost deosebite.
Günlük işlerinin yoğunluğundan, ciddi edebiyat çalışmalarına çok az zaman ayırabilmiştir.Educarea celor doi fii ai acestuia îi lăsau însă suficient timp liber pentru proiectele lui literare.
Elbette hiç kimse bizi ayıramayacak.Bineînțeles nimeni nu ne va putea despărți.
Sana ön sırada bir koltuk ayıracağım.O să vă rezerv un loc pe rândul din față.
Bir uçurum beni eski yurttaşlarımdan ayırıyor.Egy szakadék választott el korábbi honfitársaimtól.
Tanrılara onları birbirlerinden ayırmamaları için yalvarır.A házaspárokat is elkülönítette egymástól, hogy ne zavarják egymás istenkeresését.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.A teszt nem tesz különbséget az akut és a krónikus fertőzés között.
Ancak tanısal testler, hastalığın aşamalarını ayırt edememektedir.A diagnosztikai vizsgálatok nem tudják megkülönböztetni a betegség különböző szakaszait.
Fiziği günümüzde klasik fizik ve modern fizik diye ikiye ayırmak mümkün.Ma a fizika leegyszerűsítve klasszikus fizikára és modern fizikára bontható.
Dee, bilim ve sihir dünyalarını ayırt etmek için çalışıyordu.Dee egyaránt kutatta a mágia és a tudomány világát, de meg tudta különböztetni a kettőt.
Derin kanallar ve fiyortlar adaları birbirlerinden ve anakaradan ayırmaktadır.A szigeteket mély csatornák és fjordok választják el egymástól és a szárazföldtől.
Mozilla Firefox'un özellikleri onu diğer tarayıcılardan ayırır.A Mozilla Firefoxot részben szolgáltatásai különböztetik meg más webböngészőktől.
Kate, Sawyer'ın elinden silahı alır ve Sayid'in tarifiyle parçalarına ayırır.Kihasználva a helyzetet, Kate elveszi Sawyertől a fegyvert, és Sayid utasításai szerint szétszedi.
Bazen kılların rengi o kadar koyu olabilir ki çizgiler ayırtedilemeyebilir.Színe mindig sötét, ez különbözteti meg az aplittól.
Yeşil renkler ayırt edilemez.A sárga színű egyedeket nem törzskönyvezik.
Bu dağlar bölgeyi ikiye ayırır.A hegység két részre osztható.
Çahşamak, bir şeyi parçalamak, ufak parçalara ayırmak anlamına gelir.Mivel szemétből áll, képes magát kisebb darabokra osztani.
Mesela akustik optikten ayırt edilir.Vegyük például a harmonikus akusztikus hangszerhangok skálázását.
Kolaylıkla ayırt edilebilen bir kuş türüdür.Könnyen felismerhető madár.
Bu kumullar lagünler ile kıyı alanını birbirinden ayırmaktadır.A tavakat ezzel szemben a part menti államok között kell felosztani.
Eve gelen Eylül onları güçlükle ayırır.Éjjel hazafelé a kisebb rendbontások sem állnak tőle messze.
Türkiye'nin Asya ve Avrupa kısımlarını da birbirinden ayırır.Törökország ázsiai és európai részét részben a Márvány-tenger választja el egymástól.
Doğaçlama, Commedia dell'Arte'nin ayırt edici özelliğidir.A karakter a commedia dell’artéből származik.
Silahlarını yanlarından ayırmıyorlardı.Fegyvereiket jelenlétünkben rakták le.
Bu çizgiler sayesşnde kolayca ayırt edilebilirler.Ezek a fényszórók alapján könnyen megkülönböztethetők.
Bu da diğer piramitleri Adım Piramidi'nden ayırır.E név rejti a piramisokat.
2015 yılında Seda Güven'le yollarını ayırdı.2015 A reménnyel győzködjük magunkat.
Müziklerinin ayırt edici özelliklerinden biri boğaz vokalidir.Valóban: zenéjének egyik meghatározó erőssége a dallamosság.
Irk, cins ve yaş ayırımı yapmadan herkeste görülebilir.Gusztáv tulajdonságaival nemtől és kortól függetlenül mindenki azonosulhat.
Bu tanıma dayanarak çoklu aşkın üç ayırdedici özelliğinden söz etmek mümkündür.E kölcsönhatás felfogását illetően három nagy iskoláról beszélhetünk.
Bir süre Hızır ile yollarını ayırmıştır.Az állandó sebességgel megtett út és a közben eltelt idő.
Görünüşünden ayırt edilebilir.Tudja változtatni a kinézetét.
Adını, Fransız kâşif Jean-François de La Pérouse'tan alan boğaz, Ohotsk Denizi ile Japon Denizi'ni ayırır.Jean-François de La Pérouse után számos földrajzi helyet, hajókat, iskolákat neveztek el.
Çanakkale Boğazı onun Avrupa ve Asya'daki topraklarını ayırır.A nádi sármány Európa és Ázsia területein honos.
Bunun ardından Montreal'a taşındı ve tüm vaktini yazmaya ayırdı.Hazatért Budapestre, és minden idejét az írásnak szentelte.
4Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı.És látá Isten, hogy jó a világosság; és elválasztá Isten a világosságot a setétségtől.
İlgili Sayfalar