ayır ile cümle

ayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
O, belki de Germanik halkların Keltlerden farkını ayırt eden ilk Akdenizli olmuştur.Pýtheás byl patrně prvním člověkem ze Středomoří, který odlišil Germány od Keltů.
Yeşil renkler ayırt edilemez.Čtverce nejsou barevně rozlišeny.
Fransa'da Kilise ile Devlet'i birbirinden ayıran Sekülerizasyon Yasası ise 1905 yılında çıkarıldı.Nová krize vznikla s oddělením církve a státu v roce 1905.
Yetkinliğin iki tipini ayırt etmek gerekir: doğal ve yapay.V této době se rozlišovaly dva druhy regionů: přirozený a umělý.
Renault 20 ve 30 modellerini ayırt etmek çok kolaydı.Renault 20 je až na několik odlišností shodný s Renaultem 30.
Chung hayırseverliği onu neslin diğer işadamlarından ayırdı.A právě jeho světlé vlasy jej od ostatních z jeho rodu odlišovaly.
Ancak tanısal testler, hastalığın aşamalarını ayırt edememektedir.Prostřednictvím diagnostických testů však není možné rozlišit stádia onemocnění.
1915'te devlet memurluğundan ayrılıp tüm zamanını yazarlığa ayırdı.V roce 1954 zanechal své veřejné práce a celý svůj čas zasvětil psaní.
Kısmi doku farklılıklarını ayırt edebilseler de bu bilgilerden bütün bir imge ortaya çıkaramazlar.Ale dokud můžete změřit jejich podobu a rozdíly, nemůžete mít žádnou vědu zápachu.
Tanrılara onları birbirlerinden ayırmamaları için yalvarır.U obou bohů stála dále jejich spřežení.
Doğuda Lombok geçidi Bali ile Lombok adasını birbirinden ayırır.Od ostrova Lombok na východě je Bali odděleno Lombockým průlivem.
Zamanla değişerek "Çatkara" adını almıştır.(çat ayırım anlamına gelmektedir.Podívejte se, jak se má "Kulaťák" změnit. - Víte, co se právě děje.
Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.Jakýkoliv typ vyspělé technologie je k nerozeznání od iluzí magie.
Bu dağlar bölgeyi ikiye ayırır.Pohoří lze rozdělit na dvě části.
Bu onu babasının işlerinden tamamen ayırır.Ten ho zasvětí do výzkumu jejich otce.
Bu izler, parçacıklar için ayırt edicidir.Izospin tyto částice odlišuje.
Perona ulaşmak için dokuzuncu ve onuncu peronları ayıran duvara doğru hızla koşmak gerekir.Na toto nástupiště se lze dostat přepážkou mezi nástupišti devět a deset.
Ama bu iki durumu ayıran geçiş henüz anlaşılmamıştır.Jakým způsobem však dochází k rozhodnutí mezi těmito dvěma drahami není zatím jasné.
Aynı zamanda karşılaşma sıklıklarına göre diğer aile gruplarının çağrılarını da ayırt edebilmektedirler.Také umí rozlišovat volání jednotlivých rodin, a to v závislosti na tom, jak často se vyskytují poblíž.
Sadece onları geleneksel folklorik hikâyelerden ayırt edebilmek için bu isimle anılırlar.Snažil se kreslit postavy tak, aby se odlišovaly od běžných komiksových hrdinů.
Köprü kalesi, tahkim edilmiş köprüden kolaylıkla ayırt edilemez.To znamená, že nelze můstek úplně vyvážit.
Daha özele indirgeyecek çeşitli testler farklı menenjit tiplerini ayırt etmek için kullanılabilir.Každá maska je jiná, je nutné vyzkoušet více typů.
Genel olarak o bölgeyi dört satraplığa ayırmışlardı.Postupně bylo území rozděleno na čtyři fojtství.
Ancak sezon sonunda yollarını ayırdılar.Následující jaro se jejich cesty oddělili.
Birinci, ikinci ve üçüncü sınıfı birbirinden ayırmak için bu motiflerde küçük değişiklikler yapıldı.Pro každou fázi je minimalizována diference mezi prvním a posledním stabilizovaným výstupem dat.
Dantel tezgâhı icat ederek bazı masraflarından kurtuldu ve böylece oymacılığa daha fazla zaman ayırabildi.Sám Smítka utíkal ze zaměstnání, aby měl víc času na lezení.
Gut hastalığındaki en önemli ayırıcı tanı septik artrittir.Nejdůležitějším prvkem diferenciální diagnostiky u dny je vyloučení septické artritidy.
Sisteminin ayırt edici özelliği, autostereoscopy yani gözlüğe gerek kalmadan 3D görünümüdür.To vytváří 3D efekt bez potřeby speciálních brýlí.
Doğaçlama, Commedia dell'Arte'nin ayırt edici özelliğidir.Hlavní inspirací byla komedie dell'arte.
Bu kez iki maddeyi ayıralım.Dejte pozor na dvě látky.
Beyni parçalarına ayırarak beyin loblarını ve kıvrımlarını incelemişlerdir.Rozřezal jim srdce a studoval srdeční chlopně.
Erişkinler genelde kur yapmak ve çiftleşmek için bir araya gelir ve kendilerine geniş bölgeler ayırırlar.Dospělí jedinci se setkávají jen při námluvách a páření a sami si obsazují velké teritorium.
Ülke, yıllık gelirlerinin %1,2'sini askeriyeye ayırmaktadır.Hodnota se pohybuje okolo 1,2 % vystěhovalců za rok.
Yar.1: 4 Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı.Viděl, že světlo je dobré, a oddělil světlo od tmy.
Bir süre Hızır ile yollarını ayırmıştır.Kvůli své rychlosti zvládá jen dlouhé zatáčky.
Bu iki olayı birbirinden ayırmanın bir yolunun olması gerekir.Ale ať už se stane cokoliv, potřebujeme si od sebe navzájem odpočinout.
Akkad filmin bütçesi için 320.000 dolar ayırmıştır.Snímek vydělal 128 tisíc dolarů, cca 32 tisíc dolarů za kino.
Şiirlerini iki ana gruba ayırabiliriz.Děj knihy lze rozdělit na dvě hlavní linie.
Mekanik vücudundan başını ayırır ve vücuduna onları öldürmesini emreder.Odstraním z vašeho těla srdce kamenné a dám vám srdce z masa.
Günümüzde bu ayıraç daha çok şivede görülebilmektedir.Dnešní historici vidí situaci střízlivěji.
Onlar dikkatli bir yoklamayla ayırt edilebilirler.Může být kombinované s odloženým vyhodnocováním.
Günümüzde akımların şiddetine göre çeşitli ayırıcılar kullanılmaktadır.O již existující poklady je stále okrádali různí korzáři.
Aslında, bu aleti ikiye ayırabiliriz; biri ağır sıvılar için, diğeri ise hafif sıvılar için.Ten navrhl dva základní dva typy, jeden se střešní konstrukcí a druhý jednoduchý se zábradlím.
Dişileri, erkeklerinden kolaylıkla ayırt edilebilir.Mláďata jsou od dospělých snadno rozeznatelná.
Birikinti konisi Işıklı Gölü ve Gökgöl'ü birbirinden ayırır.Žalský hřbet tvoří rozvodí mezi povodími Labe a Jizery.
Kazancı Deresi, mevzii ikiye ayırmaktadır.Triumf i post jedničky si zaslouží.
(Dağılımı iki eş parçaya ayıran frekanstır.)(Ve skutečnosti snědl obsah dvou talířů.)
Ancak tanısal testler, hastalığın aşamalarını ayırt edememektedir.Totuși, testele pentru diagnostic nu fac deosebirea între etapele bolii.
Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.Orice tehnologie suficient de avansată nu poate fi deosebită de magie.
Tip 1 ve tip 2 diyabet, ortaya çıkan durumlara dayalı olarak birbirinden ayırt edilebilir.De regulă, tipul 1 și tipul 2 pot fi diferențiate pe baza situațiilor prezentate.
4Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı.Dumnezeu a văzut că lumina era bună; și Dumnezeu a despărțit lumina de întuneric.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.Examenele nu fac deosebire între infecțiile acute și cele cronice.
1826 yılında, Bretonneau viral krupu difteri kaynaklı kruptan ayırmıştır.În anul 1826, Bretonneau a stabilit distincția între crupul viral și crupul cauzat de difterie.
Şaşkın ve kızgın olan Geronio ikili çifti de ayırmayı dener ama onlar Geronio'dan sıyrılıp kaçmayı başarırlar.Confuz și furios, Geronio încearcă să oprească ambele cupluri, dar ele în cele din urmă scapă.
Diğer yandan, zamanın önemli bir kısmını da yabancı dil öğrenmeye ayırmıştı.De asemenea, ea a dedicat o mare parte a timpului liber pentru a învăța limbi străine.
Bu ağırlık, çizgi integralini aralıklar üzerinde tanımlanan daha basit integrallerden ayırır.Această ponderare distinge integrala curbilinie de integralele mai simple definite pe intervale.
Gut hastalığındaki en önemli ayırıcı tanı septik artrittir.Cel mai important diagnostic diferențial pentru gută este artrita septică.
Hayvanları diğer canlılardan ayıran birçok karakteristik fark vardır.Animalele au mai multe trăsături ce le diferențiază de alte viețuitoare.
Mesela anadili İngilizce olanlar tek bir /t/ sesi ayırt ederler.De exemplu, vorbitorilor de engleză le este greu să distingă cuvintele un și în.
Daha özele indirgeyecek çeşitli testler farklı menenjit tiplerini ayırt etmek için kullanılabilir.Diverse alte teste specializate pot fi utilizate pentru a distinge între diverse tipuri de meningită.
İlgili Sayfalar