ayır ile cümle

ayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak sezon sonunda yollarını ayırdılar.Lecz pod koniec sezonu rozstają się.
Yusuf ibn Taşfin ordusunu üç bölüğe ayırmıştır.Gen. Jung podzielił swoje siły na trzy grupy.
Özellikle ben; duygusal radarımı bu şarkıdan ayırıyorum, yoksa çalamam.Mogę ją grać z tonami muzycznymi za mną lub tylko i wyłącznie na pianinie.
Su bölümü çizgisi, iki akarsu havzasını birbirinden ayıran doğal sınırdır.Stanowi naturalny fragment granicy między tymi dwiema jednostkami podziału administracyjnego.
“Sana her yıl için bir gün ayırdım.”Każdego dnia przez 20 lat jadłem je na lunch.”
Daha sonra yazmaya başlayınca zamanını yazmaya ayırmak için hukuktan vazgeçti.Niedługo później postanowił porzucić prawo, aby kontynuować malowanie.
TCDD yükümlü bulunduğu hizmetleri yürütmek için demiryolu şebekesini toplam 8 bölgeye ayırmıştır.W Polsce PKP użytkowało 8 sztuk tych lokomotyw.
3. derece denklemleri 25 farklı sınıfa ayırmıştır. ^Z dorobkiem trzech punktów uplasował się na 25 pozycji w klasyfikacji generalnej.
Türkiye'nin Asya ve Avrupa kısımlarını da birbirinden ayırır.W Rosji rośnie zarówno w europejskiej, jak i azjatyckiej jej części.
Madde çeşitlerinin hız değişiklikleri, istenilen ayırma işlemini elde eder.Zbędne produkty przemiany materii wydostają się drogą dyfuzji.
O kadar güçlü bir silahtır ki tek bir atışta bir gezegeni atomlarına ayırıabilir.Posiada ogromną siłę ognia, która potrafi zmieść z powierzchni ziemi całe oddziały za pomocą jednego strzału.
Erişkinler genelde kur yapmak ve çiftleşmek için bir araya gelir ve kendilerine geniş bölgeler ayırırlar.Czasami plechy występują licznie obok siebie, zlewają się i tworzą duże skupiska.
Bu özellikler onları başka tür afazisi olan bireylerden ayırt eder.Wymienione cechy charakterystyczne odróżniają te jednostki od ludzi cierpiących na inne rodzaje afazji.
Sanatçı etkinliğini eğitim etkinli­ğinden hiç ayırmadı.Tom nie zabiegał o uznanie artystyczne dla swoich prac.
Sühreverdi beden ve ruh arasındaki geleneksel ayırıma inanmaktadır.Odrzucał tradycyjny dualizm ciała i duszy.
Thurston Adası, coğrafî olarak Amundsen Denizi ile Bellinghausen Denizi'ni birbirinden ayırır.Uznaje się, że między tym przylądkiem a wyspą Thurstona rozciąga się pokryte lodem Morze Amundsena.
Bildiğimiz gibi fotoğraf uygulaması yüzleri ayırt etme özelliğine sahipti.Wraz z rozwojem technologii wykonywania plakietek ich wygląd zróżnicował się.
Doom a saldırır ve onu tahtadan ayırır.Tommynaut odnajduje P i próbuje ją wyjąć z tej maszyny.
Ayrıca da Üsküp şehrini doğu ve batı olarak ikiye ayırır. ^ Vladimir Orel.Park jest podzielony na dwie części, wschodnią i zachodnią, pomiędzy nimi biegnie ul. Władysława Łokietka.
Maranhãolıların ayırıcı aksanı vardır.Elewacje mają podziały ramowe.
Bu albümün sloganı “Sevenleri ayırmayın, sevenler ayrılmayın” oldu.Promowany sloganem reklamowym: Nie zasypiaj!
Baskıda bulunan renkleri ayırarak her renk farklı aydıngere basılır.W wyniku zmieszania światła o różnych barwach powstaje jaśniejszy obszar.
Balıklar bazı maddeleri memelilerden daha iyi ayırt edebilirler.Sporangiofory mogą przejawiać właściwości odmienne od reszty grzybni.
Biçimbirim,, biçim birimi veya morfem, dildeki anlam ayırıcı özelliğe sahip en küçük dilsel birimdir.Morf – najmniejszy, dający się wyodrębnić w wyrażeniu element posiadający znaczenie.
Ufuk (Gözerimi veya Ufuk Çizgisi) gök ile yer ya da deniz düzeyini hayali olarak ayıran çizgidir.Himlen eller Blixtslungaren befruktade jorden med regnet, varefter hon gav skörd (födde).
Tanrı Işığı Karanlıktan Ayırmakta.Och Gud skilde ljuset från mörkret.
Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.All tillräckligt avancerad teknologi är omöjlig att särskilja från magi.
Besteci ve eleştirmen Robert Schuman iki çeşit güzellik ayırt etmiştir, tabii ve şiirsel.Tonsättaren och kritikern Robert Schumann skiljde mellan två typer av skönhet, naturlig och poetisk skönhet.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.Testerna skiljer inte mellan akuta och kroniska infektioner.
Genç kuşlar ve bir yaşındaki kuşlar erişkinlerden pek ayırt edilemez.Juvenila fåglar och fåglar under ett år kan vara nästan omöjliga att skilja från vuxna.
Ancak tanısal testler, hastalığın aşamalarını ayırt edememektedir.Med diagnostiska tester går det emellertid inte att särskilja olika sjukdomsstadier.
Altun ayırγan tura tüşer, al torχam yayılı tüşer.Flytta båt, förtöja dimma holme.
İkili birbirine o kadar yakındır ki, herhangi bir teleskopla ayırt etmek olanaksızdır.Komponenterna ligger så tätt samman att de inte kan åtskiljas med teleskop.
Bu onu babasının işlerinden tamamen ayırır.Det är därför svårt att skilja hans insats från faderns.
Hoste Adası'nı, Navarino Adası'ndan ayırır ve kuzeyde Beagle Kanalı tarafından sınırlandırılır.Den separerar ön Hoste från Navarino och är bunden mellan Beaglekanalen i norr.
Bireysel yıldızlar, teleskopla ayırt edilemeyecek kadar birbirlerine yakındırlar.De enskilda stjärnorna har inte separerats med ett teleskop.
Derin kanallar ve fiyortlar adaları birbirlerinden ve anakaradan ayırmaktadır.Djupa kanaler och fjordar skiljer dem från fastlandet.
Bu çizgiler sayesşnde kolayca ayırt edilebilirler.Dessa utslag kan lätt missas.
Toplumu yönetenler ve yönetilenler olarak, art zamanlı şekilde, iki sınıfa ayırmak mümkündür.Hennes verksamhet som konstnär och formgivare kan tydligt delas in i två perioder.
Sesleri ayırt edici zik şeklinde ve şakımaları dalgalı siroo-sir-sir-siroo şeklinde duyulur.Locklätet är ett zick och sången är en drillande siroo-sir-sir-siroo.
Diğer gözünün de sorun çıkarması üzerine 1964 yılında kendisini emekliye ayırdı.Den senare tjänsten innehade han till sin pensionering år 1964.
Yine de şekli, ince ve uzun boynu ve uzun gri gagasıyla kolayca ayırtedilebilir.Den är ändå lätt igenkännlig på sin form, långa hals och långa grå näbb.
Tip 1 diyabet, kandaki otoantikorların varlığını test ederek tip 2 diabetes mellitus'tan ayırt edilebilir.Tillståndet kan föregripa fullt utvecklad typ 2 diabetes mellitus.
Diğer köpeklerden hoşlanmama eğilimi vardır; hatta Chihuahualar kendi ırklarını diğerlerinden ayırabilir.Chihuahuan är också känd för att föredra hundar av sin egen ras framför främmande.
Daha özele indirgeyecek çeşitli testler farklı menenjit tiplerini ayırt etmek için kullanılabilir.Ett flertal andra specialiserade test kan användas för att särskilja mellan olika typer av meningit.
Geleneksel olarak tarihçiler, imparatorluğu Principatus ve Dominatus olarak iki döneme ayırırlar.Kejsartiden brukar indelas i principatet och dominatet.
Bir sistem kendisini çevresinden ayırarak kendisini ve çevresini kurar.De lever som i ett vakuum, avskurna både från sin omgivning och från sig själva.
1826 yılında, Bretonneau viral krupu difteri kaynaklı kruptan ayırmıştır.År 1826 gjorde Pierre Bretonneau skillnad mellan viruskrupp och krupp beroende på difteri.
Hastalığın başlangıcında her zaman güvenilir bir ayırt edici olmayabilir.I början av sjukdomsförloppet upplevs ofta inga symptom alls.
Renkleri veya şekilleri ayırt edemeyen farklı gözlerin varlığı.Det finns flera underarter som skiljer sig i utseende och färgteckning.
Ülke GSYİH'sinin %1,8'ini askerî harcamalara ayırmaktadır.Landet använder 0,5 % av BNP på militärutgifter.
Bütün sihirlerini kullanarak onları ayırmaya çalışır.Dock deltar dom i striden genom att använda diverse magi.
Kuzey Adası 'nı Güney Adası 'ndan ayırır.Den skiljer samtidigt av öns Södra ö från dess norra delar.
Demir halatların kollarını ayırmak için madeni kavela kullanılır.Man använde stenkol för att smälta järnmalmen.
Üç farklı sorunu ayırt etmemiz gerekir.Man skiljer på tre olika typer.
Kalıntı şizofreniden ayırmak zor olabilir.De skulle löpa ökad risk för schizofreni.
Bunun nedeni ise bir konuşmanın temel düşüncesini ayırt edici özellikleriyle tanımlayarak göstermektir.Detta kan hjälpa till att övertyga hjärnan att det finns en fokusskillnad.
Genel olarak o bölgeyi dört satraplığa ayırmışlardı.Detta distrikt var indelat i fyra zoner.
Sadece onları geleneksel folklorik hikâyelerden ayırt edebilmek için bu isimle anılırlar.Det är bara detaljer som skiljer denna art från den vanliga kråshajen.
Saat ve dakika ayırıcıları ülkeler arasında da değişmektedir.Mötena och ordförandeposten växlar mellan länderna.
İlgili Sayfalar