ayır ile cümle

ayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Unimogları diğer arazi araçlarının çoğundan ayıran özellikler mevcuttur.Suas recomendações alimentares estão em contradição com a maioria das outras dietas.
Sonunda 6 Haziran 1321 tarihinde imparatorluğu kısımlara ayıran barış anlaşması imzalandı.Este, em 6 de junho de 1321, firmou um acordo no qual o império foi repartido.
Onun tek çocuğuydum ve gözünden ayırmıyordu beni.Quando era pequeno não tinha ninguém para me espelhar.
Ama bu iki durumu ayıran geçiş henüz anlaşılmamıştır.A diferença entre os dois processos ainda é desconhecida .
Birbirine giren Sawyer ve Sayid'i daha sonra Michael ve Jack ayırır.Será que Kate conseguirá escolher de uma vez por todas entre Jack e Sawyer?
Su-34’lerin ayırt edici en büyük özelliği ise pek rastlanılmayacak derece de geniş olan uçuş konsolu.A característica mais distinta do Su-34 é sua larga e atípica cabine.
Bu motor beceri sorunlarının AS’i diğer yüksek ilevli OSB’den ayırdığına dair hiçbir kanıt yoktur.Não há evidências de que estes problemas de motricidade os diferem dos autistas de alto funcionamento.
Tip 1 ve tip 2 diyabet, ortaya çıkan durumlara dayalı olarak birbirinden ayırt edilebilir.É possível distinguir entre os tipos 1 ou 2 de diabetes com base nas circunstâncias.
Denklik bağıntısı, tanımlı olduğu kümeyi denklik sınıfı adı verilen altkümelere ayırır.Um sistema de caminhos autoevitantes satisfaz a chamada condição do volume excluído.
Ayırt edici bir özelliktir.Que é uma equação separável.
Temel pozisyonda ve açılışta vezir tarafı ve şah tarafı kaleleri ayırdedilir.No reverso, o imperador e seu filho estão em cadeiras curules.
RSA sayılarını çarpanlarına ayırmak için bu algoritmalar kullanılır.Este é o tipo de algoritmo utilizado para levar números RSA.
Ruslar Osmanlı Ordusunu ikiye ayırdılar.Os Russos sempre se opuseram aos movimentos separatistas do Kosovo.
1998'de USAF bu uçakları emekliye ayırdı.A USAF aposentou o caça-bombardeiro em 1998.
Luhmann otopoietik sistemleri üçe ayırmaktadır: Yaşayan sistemler, psişik sistemler ve sosyal sistemler.Luhmann aborda três tipos de sistemas sociais: as interações, as organizações e a sociedade.
İran hükümetinin bu türbe için 2 milyar Amerikan doları ayırdığı bildiriliyor.O governo iraniano teria gasto 2 bilhões de dólares para desenvolver o complexo.
Ağız boşluğunu burun boşluğundan ayırır.Seu objeto inseparável é seu piercing de nariz.
Bu bağıntı düğümlerin kümesini ayrık altkümelere ayırır.Tende a promover a separação dos dedos ao estendê-los.
Bununla ilişkili olarak ateş, iyi ve kötüyü birbirinden ayıran Tanrısal bir güce sahiptir.Ab (Ib) – O coração, esta é a fonte do bem e do mal dentro de uma pessoa.
15:7 Terumah Gedolah (Kohen için armağan) ayır Deut.15,1) (Pela graça e pelo apostolado).
Pişen kelle paça, küçük küçük parçalara ayırılır ve tekrar piştiği suya atılır.Limpa-se o peixe, que em seguida deve ser cortado em pedaços.
Film için Tobe Hooper 4,700,000 dolarlık büyük bir bütçe ayırmıştır.Hooper havia estabelecido um grande orçamento de quatro milhões e setecentos mil dólares para a sequência.
Bu zaman erkeği ayırmak için uygun zamandır.Sinto que é hora de separar nossos caminhos.
Bu işlem sürgünleri ayıracaktır.Vamos liquidar esses vagabundos.
Bütün üstünlükleri ve iyilikleri ihsân eyledi ve benim için ashâb ayırdı, seçti.Overal waar hij kwam bracht hij vrede en goedheid.
1884 yılında Berlin'de, iki büyük bakteri sınıfının ayırt edilmesi için bir yöntem geliştirdi.In 1884 ontwikkelde hij in Berlijn een methode om onderscheid te maken tussen twee klassen van bacteriën.
1323 yılında imzalanan Nöteborg Antlaşması (Fince: Pähkinäsaaren rauha), Karelya'yı ikiye ayırdı.Het Verdrag van Nöteborg (Fins: Pähkinäsaaren rauha) in 1323 verdeelde Karelië in tweeën.
İkili yollarını ayırdı ve Mayer'ın solo kariyeri başladı.De twee wegen raakten gescheiden van elkaar en Mayer begon een solocarrière.
38. enlem ilk kez 1896 yılında Kore için ayırıcı bir çizgi olarak kabul edilmiştir.De 38e breedtegraad werd voor het eerst gezien als een scheidingslijn voor Korea in 1902.
Onu diğerlerinden ayıran en belirgin özelliği, kara hayvanlarının en büyüklerinden olan kafasıdır.God is dus groter afgebeeld dan Noach; familie groter dan de beesten.
Buna ayırma deniyor.Aangeraden wordt om dit buiten te doen.
Yusuf ibn Taşfin ordusunu üç bölüğe ayırmıştır.Yusuf ibn Tashfin had zijn leger in drie delen verdeeld.
Ancak, onları birbirlerinden ayırmamızı sağlayan fazladan bir yapıları vardır.Een paar afleveringen lagen bovendien in elkaars verlengde.
Gut hastalığındaki en önemli ayırıcı tanı septik artrittir.De belangrijkste differentiële diagnose van jicht is septische artritis.
Ölümün ayırdıkları son mekan olarak ahirette buluşurlar.KA staat voor levenskracht; na de dood gaat KA over naar het hiernamaals.
1751'de, Baron Axel Fredrik Cronstedt bakırı nikolitten ayırmaya çalışırken, nikeli elde etti.In 1751 probeerde Axel Fredrik Cronstedt koper te isoleren uit nikkoliet.
Madalya, bu kahramanları Lenin'in diğer Nişanları'nden ayırmak için getirildi.De ster werd ingevoerd om deze helden te onderscheiden van de andere dragers van de Orde van Lenin.
Ancak mikroskobik incelemeyle birbirinden ayırt edilirler.De twee kunnen enkel door microscopisch onderzoek van elkaar onderscheiden worden.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.In 1905 werd in Frankrijk de scheiding van kerk en staat doorgevoerd.
Doğaçlama, Commedia dell'Arte'nin ayırt edici özelliğidir.Tartaglia is een potsierlijk personage uit de commedia dell'arte.
İş gezilerinden dolayı eve çok uğramamış ve ailesine çok vakit ayıramamıştır.Naar eigen zeggen omdat hij te weinig tijd kon doorbrengen met zijn gezin.
Renault 20 ve 30 modellerini ayırt etmek çok kolaydı.De auto was inmiddels vervangen door de Renault 20 en de 30.
Mürettebatla güvenli bir şekilde yolları ayırırlar.Red de bemanning, als u wilt.
Daha sonra Ben ve Addie'nin arkadaşları yollarını ayırırlar.Hierna scheiden de wegen van Alice en Adam zich.
Katalaz enzimi H2O2'yi ayıran bir enzimdir.Katalase is een enzym dat H2O2 kan afbreken tot H2O.
Büyüsü "Parçalara Ayırma Büyüsü"dür.Thema: De magie van het vergeten.
Daha sonra Norian (210 Ma) Dönemi'nde başlayan bir başka riftleşme süreci, Gondwana kıtasını ikiye ayırdı.In het boven-Trias (210 Ma) brak Gondwana in twee delen uiteen.
Bu işinde, vaktinin çoğunu okuma ve yazmaya ayırma fırsatı buldu.Zijn werk bood hem voldoende ruimte en tijd om te schrijven.
Akkad filmin bütçesi için 320.000 dolar ayırmıştır.Akkad leverde het budget voor de film, $320.000.
İkisi bir kılıç düellosuna başlarlar; ama askerler tarafları birbirinden ayırırlar.Zij beginnen met een duel, maar worden door de soldaten uit elkaar getrokken.
Sina Yarımadası Kızıl Deniz´i ikiye ayırır.Het splitsen van de Rode Zee.
Benedict Ayıraçı indirgeyici bir şekerin varlığını belirlemek için kullanılır.Benedicts kwantitatief reagens wordt gebruikt om vast te stellen hoeveel van de suiker aanwezig is.
Yeşil renkler ayırt edilemez.Rode kleuren worden echter niet waargenomen.
Türleri birbirinden ayırmak için taksonomik karakterlerini bulmak gerekir.De taxonmybrowser onderscheidt één soort.
Harlem nehri, Manhattan ve Bronx bölgelerini ayırır.De rivier scheidt de stadsdelen Manhattan en The Bronx van elkaar.
Bu nedenle Beşiktaş ile yollarını ayırmaya karar verdi.Daarom besloot hij met wielrennen te stoppen.
İşte kulağın farklı müzik aletlerini birbirinden ayırmasını sağlayan bu harmoniklerdir.Het museum laat de tonen van verschillende muziekinstrumenten horen.
Kimler ayırdı bizi 07.Iemand moet het Doen 07.
Bu düzenlemeyle o şimdi bütün zamanlar için kolayca ayırdedilebilir olacaktır.Met haar stem is ze nog steeds klaar om op elk moment te antwoorden.
Tanrı Işığı Karanlıktan Ayırmakta.Ik beloof mijzelf aan de Duisternis.
İlgili Sayfalar