ayır ile cümle

ayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onu erkek kardeşinden ayırmak kolaydır.It is easy to tell him from his brother.
O gerçeği kurgudan ayıramaz.He can't tell fact from fiction.
O neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayıramaz.He can't tell right from wrong.
Yeşili maviden ayıramadı.He couldn't tell green from blue.
Onun ikiz kız kardeşlerini ayırt edemiyorum.I can't tell his twin sisters apart.
O, kağıdı ikiye ayırdı.He tore the paper in two.
Handa benim için bir oda ayırttı.He booked a room for me at the inn.
O, masayı kendine ayırdı.He had the table to himself.
O, ahlaksızlığı erdemden ayıramayacak kadar çok üzgündü.He was too upset to distinguish vice from virtue.
O karar vermek için uzun bir zaman ayırdığından dolayı bir üne sahiptir.He has a reputation for taking a long time to make up his mind.
Çocuklarına ayırdığı bir hesapta biraz parası vardı.He had some money in an account that he'd set aside for his kids.
O benim için bir yer ayırdı.He kept a seat for me.
O, bir saati parçalara ayırdı.He took apart a watch.
Tüm vaktini tarih çalışmalarına ayırdı.He devoted all his time to the study of history.
Kitaplarını beş kategoriye ayırdı.He grouped his books into five categories.
O, ağzını ayırarak esnedi.He yawned widely.
Elektrikli cihazları parçalarına ayırmayı seviyor.He likes to take electric devices apart.
O meşguldü, ama bana şehri gezdirmek için zaman ayırdı.He was busy, but he took the time to show me around the city.
Onlar o kadar benzer ki ben ayırt edemiyorum.They are so alike that I can't tell which is which.
Ayıracak zamanları olmadığından dolayı aceleyle kasabaya geri döndüler.Because they had no time to spare, they hurried back to town.
Araştırma çalışması için yeterli para ayırdılar.They earmarked enough money for research work.
Onu kız kardeşinden ayırt edebiliyor musun?Can you distinguish her from her sister?
Lütfen onun için bir oda ayır.Please book a room for her.
Konuşmasını özet şeklinde parçalara ayırdı.She took down the speech in shorthand.
O, mektubu parçalara ayırdı.She tore the letter into pieces.
O mektubu okuduktan sonra, onu parçalara ayırdı.After she had read the letter, she tore it to pieces.
O doğruyu yanlıştan ayıramaz.She cannot distinguish right from wrong.
O, mektubunu parçalara ayırdı.She tore his letter to pieces.
O bir oda ayırttı.She reserved a room.
Uçakta önceden yerlerinizi ayırttınız mı?Have you already booked our seats on a plane?
Babam beni hayvanat bahçesine götürmek için bir gün ayıracağını söyledi.My father said he would reserve a day to take me to the zoo.
Eğlenmek için zaman ayıramayacak kadar çok meşgulüm.I'm too busy to have time to enjoy myself.
Kitabımı parçalara ayıran sizin çocuğunuzdu.It was your child who tore my book to pieces.
Daha sonra alacağım CD'yi daha şimdiden ayırdım.I've already picked out the CD I'm going to buy next.
Yarın akşam için dört kişilik bir masa ayırtmak istiyorum.I'd like to book a table for four for tomorrow night.
Lütfen odayı ayırttığında sana söylenilen onay numarasını bana bildir.Please let me know the confirmation number you were told when you reserved the room.
Ayıracak bol zamanımız var.We have plenty of time to spare.
Bir koyunu bir keçiden ayırabilir misin?Can you tell a sheep from a goat?
İyi İngilizceyi kötü İngilizceden nasıl ayırırsın?How can you tell good English from bad English?
İyiyi kötüden ayırt etmek kolaydır.It is easy to distinguish good from evil.
Kurtlarla köpekleri birbirinden ayırabilir misin?Can you tell wolves from dogs?
Sana sadece 10 dakika ayırabilirim.I can spare you just 10 minutes.
Gümüşü kalaydan ayırabilir misin?Can you tell silver and tin apart?
Ayıracak zamanımız var.We have time to spare.
Neye karar verilmesi gerektiğine karar verelim, sonra iki takıma ayıralım.Let's decide what needs to be decided, then let's split into two teams, OK?
Bu ikizleri birbirinden ayırt edemezsin.You can't tell these twins apart.
Günaydın, bir oda ayırtmak istiyorum.Good morning, I would like to reserve a room.
Ayırdedilebilir bir işlev her yerde süreklidir.A function that is differentiable everywhere is continuous.
Doğruyu yanlıştan ayırabiliyorum.I know right from wrong.
Bu cümleyi İngilizceden ayırın lütfen.Please unlink this sentence from English.
Somon balığını küçük parçalara ayır.Cut the salmon into small pieces.
İş ortakları olarak on yıl sonra, yollarını ayırmaya karar verdiler.After ten years as business partners, they decided to part ways.
Ben bir otelde oda ayırtmak istiyorum.I'd like to reserve a room in a hotel.
Emekli olur olmaz tüm zamanımı Tatoeba'ya ayıracağım.Once I retire, I will dedicate my whole time to Tatoeba.
Bu odaya girdiğim dakikadan beri gözlerimi senden ayıramadım.I couldn't take my eyes off of you from the minute I entered this room.
Köpekler renkleri ayıramazlar.Dogs can't tell colors apart.
Kurbağayı kara kurbağasından ayırt edemem.I cannot distinguish a frog from a toad.
Anne dövüşen çocukları ayırdı.The mother separated the fighting children.
Bir nehir şehri doğuya ve batıya ayırır.A river separates the city into east and west.
Tom kağıdı iki parçaya ayırdı.Tom tore the paper in half.
İlgili Sayfalar