ayır ile cümle
ayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Alet, uygulandığı kişinin kişiliklerini ayırmaktadır.Ils étaient représentatifs du statut de la personne qui les portent.
Kabuk rengi dışında, cihazların dışı da ayırt edilemezdi.Il n'y a pas de hiérarchie des couleurs en dehors de l'atout.
Artık ne oğlunu ne de başkalarını ayırt edemeyen kadın, kısa süreli hafızaya da sahip değildir.Mon amour pour elle et notre fils ne connaît aucune limite.
Türleri ayıran sınırları belirlemek çok zordur.Distinguer les différentes espèces est très délicat.
Grup üyeleri Şubat 2001'de yollarını ayırsa da,hiçbir zaman dağıldıklarını resmi olarak açıklamadı.En février de l'année suivante, sortie de Never Let You Go .
Lenin'e göre politika dost ile düşman arasında ayırım gözetme sanatıdıydı.La politique est pour Schmitt ce domaine dans lequel on doit décider entre l'ami et l'ennemi.
Buna ayırma deniyor.On décide de l'isoler.
Arketip kavramını çözmesi onu Freud'tan ayıran bir özelliktir.Cette nouvelle typologie de la personnalité est une autre façon de se démarquer de Freud.
Sırala: Gereksiz öğeleri ayır.Amanduire : apporter quelque chose qui manque.
Manevi faziletleri ve iyi ile kötüyü ayırt etme kapasitesini ihtiva eder.Il ressent même les émotions et distingue le bien du mal.
Ötüşleri ayırıcı bir yüksek düdük sesi gibidir.Leurs appels est comme un son de tuyauterie, fort distinctif.
Üç farklı sorunu ayırt etmemiz gerekir.On peut cependant distinguer trois cas différents.
Bu akımda ressamlar nesne ile rengi ayırmayı ve önceliği renklerin ifadesine vrmeyi arzulamışlardır.Les peintres désirent séparer la couleur et l'objet, donnant la priorité à l'expression des couleurs.
"Redington Geçiti" Rincon Dağları'nı Santa Çatalına Dağlarından ayırır.Le col Redington sépare le massif Rincon de celui de Santa Catalina.
Her devlet, kendi ülkesini bölgelere ayırmaktadır.Chacun possède son propre découpage du territoire national.
Genel olarak iki tip rezonans ayırt edilmelidir- doğrusal ve doğrusal olmayan.Deux types de résonance doivent généralement être distingués – linéaire et non linéaire.
John Locke ise iktidarın gücünü yasama, yürütme ve federatif olarak ayırır.John Locke : séparations des pouvoirs entre pouvoir exécutif et pouvoir législatif.
Anlatıcı daha sonra cesedi parçalara ayırıp yer döşemelerinin altına gizler.Puis il dépèce sa victime et dissimule les morceaux sous le plancher.
Kimler ayırdı bizi 07.Here We Come 07.
Sealy'in onuruna, Minnesota Timberwolves onun giydiği 2 nolu formayı emekliye ayırdı.En son honneur, les Timberwolves du Minnesota ont retiré son maillot numéro 2.
Erişim: 23 Mayıs 2009 ^ ABD Bütçe Ayırdı ^22 mai : Discours du budget.
Yine ticari bankaları yatırım bankalarından ayıran yasalar da mevcut değildi.Les banques ne sont plus les seules distributeurs de produits bancaires.
Bu, bölgenin ayırt edici bir özelliğidir.Cela est du au statut particulier de cette région.
Bu gibi birçok durumda, devlet tarafından ailelerinden ayırılıyorlardı.Dans ces orphelinats, ils étaient de toute façon déjà séparés de leurs familles.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.1905 : adoption de la Loi de séparation des Églises et de l'État en France.
Sonra, "Kutsamak için bana bir hak ayırmadın mı?" diye sordu.Elles dirent : "Puissions choisir un vœu.
Yılını aylara ayıran tüm takvimlerde olduğu gibi, yılın bir kaç ay süresinin de olması şarttır.Auquel avons adjouté manière de vivre par chacun mois de l'an.
Şehir yakınlarındaki Öresund Boğazı, Danimarka'yı İsveç'ten ayırır.Plus précisément, la ville est située sur la côte du détroit de l'Öresund, séparant la Suède du Danemark.
Bu işlem sürgünleri ayıracaktır.Elle déboute ainsi les plaignants.
Büyüsü "Parçalara Ayırma Büyüsü"dür.Son don magique est de rapetisser.
Sonunda 6 Haziran 1321 tarihinde imparatorluğu kısımlara ayıran barış anlaşması imzalandı.Un accord fut conclu le 6 juin 1321 en fonction duquel l’empire serait partagé.
Alman birlikleri Sovyet birliklerini birbirinden ayırmaya çalıştılar ve daha sonra imha ettiler.Les troupes allemandes cherchèrent à isoler puis détruire les unités individuellement.
Ayırıcı karakter yoktur.Sans caractéristique individuelle.
Agrippina'nın Nero'yu Acte'den ayırma çabaları sonuçsuz kalmış ve Nero ona daha fazla bağlanmıştır.Les efforts croissants d’Agrippine pour les séparer ne fait qu'accroître l’attachement de Néron.
Karıncalardan ayırt etmek zor olabilir.Il est difficile de différencier les mâles des femelles.
Bu formlar kürk rengi ve kalınlıkları, gövde boyutları ve kafatası şekilleri ile ayırt edilirler.Cependant on peut les différencier par la couleur et la forme de leur carapace en forme de cœur.
İscehisar Çayı ise, ilçeyi ikiye ayırmıştır.Pour les Grecs, l'ivresse double la peine.
Onun tek çocuğuydum ve gözünden ayırmıyordu beni.C'était comme s'il était à moi et que je le laissais aller nulle part.
Daha da ötesinde, bu kişilere göre Hristiyanlığı siyasetten ayırmanın da bir yolu yoktu.De plus dès l’origine, le christianisme séparait la religion de la politique.
Bu eserde Toplulukları Cemaat ve Cemiyet olmak üzere ikiye ayırmıştır.Bien ainsi divisé en parties communes et parties privatives.
Hiçbir açık ayırıcı özelliği yoktur.Il n'a pas de distinction spécifique.
Bunları ayırmak için çok fazla enerji gereklidir.De très nombreux domaines nécessitent la prise en compte de cette énergie.
Bu eksiklik sonucunda çeşitli renklerin çevresindeki renkler ayırt edilemez.Il est à noter, cependant, que les différentes palettes de couleurs ne sont pas comptées ici.
Üretimi tohumla veya erken baharda bölümlere ayırarak yapılır.La propagation se fait par graines ou par division des racines au printemps.
Yüzünde bulunan renkler sayesinde kolaylıkla ayırtedilebilir.On les distingue plus facilement par leur couleur.
Nisan 2011'de Wiberg, grupla karşılıklı anlaşarak yollarını ayırdıklarını söylemiştir.Le 6 avril 2011, à la suite d'un accord mutuel, Per Wiberg quitte le groupe.
İkili birbirine o kadar yakındır ki, herhangi bir teleskopla ayırt etmek olanaksızdır.Certaines espèces sont si proches qu'on peut à peine les différencier par des signes extérieurs.
Kalp ve aortu birbirinden ayırmak zordur.Le cœur et l'aubier ne sont pas différenciés.
Bu onu babasının işlerinden tamamen ayırır.Il est difficile de distinguer son travail de celui de son père.
Ancak, onları birbirlerinden ayırmamızı sağlayan fazladan bir yapıları vardır.Mais il est d'autres devoirs qui m'ordonnent de me séparer de vous.
Şiirlerini iki ana gruba ayırabiliriz.Ses récits peuvent être divisés en deux catégories.
Mekanosentez yöntemi onu diğer nano ölçekli maddelerden ayırdeder.Cela implique que la souris les perçoit différemment, par le biais des circuits neuronaux distincts,.
İş gezilerinden dolayı eve çok uğramamış ve ailesine çok vakit ayıramamıştır.Comme depuis son entrée chez Sega, il travaille beaucoup et n'a peu d'occasion de rentrer chez lui.
2005 yılının sonlarında Redd Stardium'la yolları ayırma kararı alır.Alexander Perls souhaite à la fin de 2007 former son propre sound system.
Kültür, insanın toplumsal birliğinin en ayırıcı özelliklerinden birisidir.La culture est une caractéristique majeure de l'espèce humaine.
3 Temmuz için tek kişilik bir oda ayırtmak istiyordum.Me gustaría reservar una habitación individual para el 3 de junio.
İkizler birbirinden ayırt edilemez.Los gemelos son indistinguibles entre sí.
Bu motoru parçalara ayırmalıyım.Tengo que desmantelar este motor.
Benim evimi onunkinden bir nehir ayırıyor.Un río separa mi casa de la suya.
İsteklerinizi ihtiyaçlarınızdan ayırın.Separad vuestros deseos de vuestras necesidades.
İlgili Sayfalar