ayır ile cümle
ayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Çahşamak, bir şeyi parçalamak, ufak parçalara ayırmak anlamına gelir.Auslassen bedeutet, das Fell in kleine Streifen zu schneiden.
Buna ayırma deniyor.Nun teilt man diesen auf.
Bu onu babasının işlerinden tamamen ayırır.Dieser vollendete damit das Werk seines Vaters.
Ancak görünüşündeki çeşitliliklerin türleri ayırt etmede önemli kolaylıklar sağlayacağı düşünülmektedir.Es ist interessant, zu beobachten, wie unterschiedlich scheinbar gleiche Elemente sind.
Ayırt etme gücünden yoksundur.Dir mangelt die Enthaltsamkeit.
Fakat bizi ayıran bu farklılıklar değil.Was uns eint, was uns trennt.
Renkleri veya şekilleri ayırt edemeyen farklı gözlerin varlığı.Ihre Facettenaugen vermögen sowohl Formen als auch Farben zu erkennen und zu unterscheiden.
Ayrıca, komutları amaçlarına göre kategorilere ayırmak yararlı olacaktır.Auch die Zielgruppe bestimmt, ob etwas für sie sehenswürdig ist.
Homojen örnekleri ayırmak ve onları tür düzeyinde taksonlar içine yerleştirmektir.Deswegen behandeln sie ihre Pferde mit Achtung und halten sie in großzügigen Ställen.
Ancak ikili 2000 yılı sonlarında yollarını ayırdı.Wenn man über die gleichen Witze wie vor 2000 Jahren lacht.
Pusulanın gösterdiği yönlere göre mekânı 9 bölüme ayırmayı öngörmektedir.Durch diese Ringelung entsteht der Eindruck, sie bestünden aus 19 Segmenten.
Çünkü çarpanlara ayırma problemine bir çözüm birçok farklı yönlerde araştırılmıştır.Die Beseitigung der Spuren war aus mehreren Gründen ratsam.
Bu sistem, virüsleri genom yapılarına ve çoğalma tarzlarına göre ayırır.Sie werden untereinander aufgrund ihrer Wirtsorganismen und ihrer Virulenz unterschieden.
Nil, Sudan'ı Batı ve Doğu Sudan olmak üzere ikiye ayırır.Ihre Aufgabe ist es, Wasserdefizite zwischen Ost und West auszugleichen.
Bu onları bakteriler ve protozoalardan ayırır.Letztere frisst daneben noch Bakterien und Protozoen.
Asal çarpanlarına ayırma çok büyük sayılar için zor bir problemdir.Die Erhebung der Grunddaten stellt eine große Schwierigkeit dar.
Her şeyi görür, bilir ve doğruyu yalanı ayırt ederdi.In der Systematik weist er dem Begreifen, Erkennen und Verstehen je verschiedene Wahrheitsideale zu.
Bu zaman erkeği ayırmak için uygun zamandır.Besser wäre eine zeitliche Trennung.
Bu da diğer piramitleri Adım Piramidi'nden ayırır.Dafür schließen sie sogar Frieden mit den Pygmäen.
Bir İngiliz ile Amerikan'ı nasıl ayırt edersiniz?Comment pouvez-vous distinguer un Anglais d'un Américain ?
Çikolatayı en küçük parçalarına kadar ayırın.Cassez le chocolat en petits morceaux.
İnsanları kendi aralarında iyi ve kötü olarak ayırmak saçma. İnsanlar neşeli ya da sıkıntılı olabilir.Il est absurde de diviser les gens entre bons et méchants. Les gens sont soit charmants, soit ennuyeux.
Kitaplarını beş gruba ayırdı.Il divisa ses livres en cinq groupes.
Ekvator dünyayı iki yarım küreye ayırır.L'équateur divise la Terre en deux hémisphères.
Uzun zamandan beri denedim, sonunda bugün başardım: sıfırdan ayırdım.J'essayai depuis longtemps, j'ai finalement réussi aujourd'hui : j'ai divisé par zéro.
Gözünü cüzdanından ayırmaGarde un œil sur ton portefeuille!
Özellikle ben; duygusal radarımı bu şarkıdan ayırıyorum, yoksa çalamam.Surtout moi, je détache mon radar émotionnel de cette chanson, ou alors je ne pourrais pas la jouer.
İkisi arasında çıkan kavgayı Cody, Christopher Daniels ve güvenlik ayırdı.Les deux ont été séparées par Cody, Christopher Daniels et la sécurité.
Kamtok'un temel zamir sistemi üç kişiyi ve iki sayıyı birbirinden ayırır.Le système de base du pronom Kamtok distingue trois personnes et deux numéros.
Bu özellikler, SX Phoenicis değişenlerini kuzenleri Delta Scuti değişenlerinden ayırır.Ces propriétés distinguent les variables SX Phoenicis de leurs cousines, les variables de type Delta Scuti.
1884 yılında Berlin'de, iki büyük bakteri sınıfının ayırt edilmesi için bir yöntem geliştirdi.À Berlin, en 1884, il inventa une méthode pour distinguer deux groupes majeurs de bactéries.
Németh gittikçe kendini parti lider kadrosundan ayırdı.Németh se désolidarise progressivement de la direction du Parti.
Deneylerden birinde katılımcılardan gerçek ve sahte intihar notlarını ayırt etmeleri istenmiştir.Dans une expérience, les sujets devaient distinguer des lettres de suicide vraies et fausses.
Herhangi bir ağ adresindeki uygulamalar kendi TCP veya UDP bağlantı noktası ile ayırt edilir.Les applications situées à une quelconque adresse réseau se distinguent par leur numéro de port TCP ou UDP.
Hepsinin ayırıcı özelliği Partian döneminde ortaya çıkarılan kemer ivanlardır.Ils se sépareront alors, persuadés chacun de leur victoire.
Sina Yarımadası Kızıl Deniz´i ikiye ayırır.Celui-ci a séparé la mer rouge en deux.
Kılıcını yanından asla ayırmaz.Toujours garder son épée sur soi.
GMDC tutukevi kalanından sorunlu mahkûmları ayırmak için kullanılmıştır.Le CDGM était utilisé afin d’isoler les détenus à problème du reste du centre de détention.
Bulls ona ait 23 numarayı emekliye ayırdığı için, 45 numara ile oynamaya başlası.Depuis que les Bulls ont retiré son numéro 23, il avait opté pour le numéro 45.
Genç kuşlar ve bir yaşındaki kuşlar erişkinlerden pek ayırt edilemez.Les juvéniles et les oiseaux de l'année sont quasiment indiscernables des adultes.
Roman ikiliyi ayırır.Le roman mélange les genres.
Spektral teknikler kullanarak, bulutsuları galaksilerden ayırabiliyorlardı.Grâce aux techniques spectrales, ils sont parvenus à distinguer les nébuleuses des galaxies.
Kolaylıkla ayırt edilebilen bir kuş türüdür.Il s'agit d'un oiseau facilement reconnaissable.
4Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı.Dieu vit que la lumière était bonne ; et Dieu sépara la lumière d'avec les ténèbres.
Madalya, bu kahramanları Lenin'in diğer Nişanları'nden ayırmak için getirildi.La médaille a été mise en place pour distinguer ces héros des récipiendaires de l'ordre de Lénine.
Tom Jerry'i gövdesinden ayırmaya kalkışır, ağaçkakan süreklilikle kedinin kafasını gagalar.Tom pourchasse Jerry mais ce dernier utilise son "piège à chat".
Dev boyutlardaki tuval nem yüzünden zarar görünce, Monet, tabloyu üç parçaya ayırdı.Après que la peinture monumentale eut été endommagée par l'humidité, Monet l'a découpée en trois.
Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar.Combattez-les jusqu’à la fin de toute sédition et que croyance soit d’Allah.
Mozambik Kanalı ülkeyi Afrika ana kıtası ile birbirinden ayırmaktadır.Le canal du Mozambique la sépare du continent.
Kısa süre sonra şirketle yollarını ayırdı ve Queen Latifah'nın Flavor Unit oluşumuna katıldı.Il quitte ensuite le label pour rejoindre la Flavor Unit de Queen Latifah.
Fransa'da Kilise ile Devlet'i birbirinden ayıran Sekülerizasyon Yasası ise 1905 yılında çıkarıldı.Il faut se rappeler que la séparation de l'Église et de l'État date de 1905.
Kazancı Deresi, mevzii ikiye ayırmaktadır.Ô vous les hommes, la course aux richesses vous distrait,2.
Bu kez iki maddeyi ayıralım.Puisant, cette fois, dans deux viviers distincts.
Kalutron, uranyum izotoplarını ayırmak için kullanılan bir kütle spektrometresidir.Un calutron est un spectroscope de masse utilisé pour la séparation isotopique de l'uranium.
Uçucu bir yağ olan safranal, safranın ayırt edici aromasının önemli bileşenlerinden biridir.Le safranal, une huile volatile, donne au safran la plus grande part de son arôme,.
Burada efektif talebi mutlak talebten ayırmak gerekmektedir.En ce sens la théorie demande de concéder l’existence d’absolues.
Bir özelliği onu diğer tüm papağanlardan ayırır, kakapo uçamayan tek papağan türüdür.Parmi les oiseaux on trouve le kakapo, le seul perroquet sans la capacité de voler.
Dişileri, erkeklerinden kolaylıkla ayırt edilebilir.Les jeunes se laissent facilement apprivoiser par les hommes.
Kulak zarı; dış kulak ile orta kulağı birbirinden ayırır.Le tympan Le tympan une membrane qui sépare l'oreille interne de l'oreille externe.
Renkleri veya şekilleri ayırt edemeyen farklı gözlerin varlığı.L'œil humain permet de distinguer les formes et les couleurs.
İlgili Sayfalar