ayır ile cümle

ayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
"O'nun elçileri arasında hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik.They say, 'We hear, and obey.
Biz onları (İsrailoğulları’nı) ayrı ayrı oymaklar olarak on iki topluluk (ümmet) olarak ayırdık.And We cut them up into twelve tribes, nations.
De ki: "Rabbimiz (kıyamet günü) bizi birarada toplayacak, sonra da hak ile aramızı ayıracaktır.Say: 'Our Lord will bring us together, then make deliverance between us by the truth.
Biz İsrailoğullarını oymaklar halinde on iki topluluğa ayırdık.And We cut them up into twelve tribes, nations.
Fecir doğup da aydınlığıyla kara iplik, sizce beyaz iplikten ayırt edilinceye dek yiyin, için.So now lie with them, and seek what God has prescribed for you.
Allah'ın resullerinden hiçbirini ötekinden ayırmayız. Şöyle demişlerdi: "Dinledik, boyun eğdik.They say, 'We hear, and obey.
Biz onları, on iki torun kabileye ayırdık.And We cut them up into twelve tribes, nations.
De ki: "Rabbimiz hepimizi biraraya toplayacak, sonra da aramızı hak ile ayıracak.Say: 'Our Lord will bring us together, then make deliverance between us by the truth.
"Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik.They say, 'We hear, and obey.
Biz İsrailoğullarını oymaklar halinde oniki kabileye ayırdık.And We cut them up into twelve tribes, nations.
"Biz Allah'ın peygamberleri arasında ayırım yapmayız, duyduk ve itaat ettik.They say, 'We hear, and obey.
"Ayrıca yüzünü tevhid dininden ayırma ve sakın müşriklerden olma!" (diye emrolundum)."Set thy face to the religion, a man of pure faith, and be thou not of the idolaters;
De ki: "Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra da hak hükmü ile aramızı ayıracaktır.Say: 'Our Lord will bring us together, then make deliverance between us by the truth.
Onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık.And We cut them up into twelve tribes, nations.
Yeri ve göğü ayırarak yaratansın. Dünya ve ahirette sensin benim Velim (sahibim).O Thou, the Originator of the heavens and earth, Thou art my Protector in this world and the next.
Sürelerini doldurdukları zaman, onları güzelce tutun, yahut güzelce ayırın.Then, when they have reached their term, retain them honourably, or part from them honourably.
Allah, bozanı düzeltenden ayırır.Allah knoweth the foul-dealer from the fair-dealer.
(Allah) Aranızı ayırır. Allah yaptıklarınızı görmektedir.He shall decide between; and Allah is of that which ye you work Beholder.
Allah bozgun (fesad) çıkaranı ıslah ediciden bilir (ayırt eder).Allah knoweth the foul-dealer from the fair-dealer.
Allah düzeltenden bozanı ayırdetmesini bilir.If ye mix with them, then they are your brethren.
Allah onlarla sizi ayırır. Allah işlediklerinizi görendir.He shall decide between; and Allah is of that which ye you work Beholder.
Allah, onların işlerini bozanı, düzgün bir hale getirenden ayırt eder, bilir.Allah knoweth the foul-dealer from the fair-dealer.
Allah, bozguncuyu barışseverden ayırmasını bilir.Allah knoweth the foul-dealer from the fair-dealer.
O, sizi birbirinizden ayıracaktır. Allah, işleyip ürettiklerinizi açık açık görmektedir.He shall decide between; and Allah is of that which ye you work Beholder.
Çünkü Allah aranızı ayırır. Allah, yaptıklarınızı görendir.He shall decide between; and Allah is of that which ye you work Beholder.
Allah, bozguncuyla ıslah ediciyi bilir, birbirinden ayırd eder.Allah knoweth the foul-dealer from the fair-dealer.
Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir.And it was said unto them: come ye, fight in the way of Allah or defend.
Çünkü Allah aranızı ayırır. Allah yaptıklarınızı görendir.He shall decide between; and Allah is of that which ye you work Beholder.
Doğruyu eğriden, hakkı batıldan ayırd eden Furkanı da indirdi.Aforetime, for a guidance unto the people, and sent down the criterion.
Bu da O’nun müminleri ayırd etmesi, münafıklık yapanları da meydana çıkarması için idi.And it was said unto them: come ye, fight in the way of Allah or defend.
ALLAH bozanı düzeltenden ayırdetmesini bilir.Allah knoweth the foul-dealer from the fair-dealer.
Elbette ALLAH doğrucuları ile yalancıları birbirinden ayıracaktır.So Allah will surely know those who are true and He will surely know the liars.
Allah, bozanı düzeltenden ayırır. Allah dileseydi sizi zora sokardı.And if Allah had wished, He could have put you into difficulties.
(Allah) Aranızı ayırır.He will judge between you.
Hüküm yalnızca Allah'ındır. O, doğru haberi verir ve O, ayırt edenlerin en hayırlısıdır."The decision is only for Allah, He declares the truth, and He is the Best of judges."
(Allah) Sizin aranızı ayıracaktır.He will judge between you.
Allah onlarla sizi ayırır.He will judge between you.
O, sizi birbirinizden ayıracaktır.He will judge between you.
Çünkü Allah aranızı ayırır.He will judge between you.
Allah mü'minleri, (şu) üzerinde bulunduğunuz halde bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır.God will not leave the believers as you are, without distinguishing the wicked from the sincere.
Onları yeryüzünde topluluklara ayırdık.And We scattered them into communities on earth.
Şu halde ona uyun. Sizi O'nun yolundan ayıracak (başka) yollara uymayın.And do not follow the other paths, lest they divert you from His path.
Halbuki bu ikisinden, koca ile karısının arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı.But they learned from them the means to cause separation between man and his wife.
Allah inananları sizin durumunuzda bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır.God will not leave the believers as you are, without distinguishing the wicked from the sincere.
Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma.And do not turn your eyes away from them, desiring the glitter of this world.
Firavun memleketin başına geçti ve halkını fırkalara ayırdı.Pharaoh exalted himself in the land, and divided its people into factions.
Allah, inananları, şu bulunduğunuz halde bırakmayacak, sonucu, pisi temizden mutlaka ayırt edecek.God will not leave the believers as you are, without distinguishing the wicked from the sincere.
Allah, müminleri şu üzerinde bulunduğunuz halde bırakmayacaktır. Sonuçta pisi temizden ayıracaktır.God will not leave the believers as you are, without distinguishing the wicked from the sincere.
O küfre sapanlar görmediler mi ki gökler ve yer bitişik idi, biz onları ayırdık.Do the disbelievers not see that the heavens and the earth were one mass, and We tore them apart?
Gerçek şu: Firavun o yerde egemenlik kurmuş ve ora halkını gruplara ayırmıştı.Pharaoh exalted himself in the land, and divided its people into factions.
Kuşkusuz, Rabbin, evet O, ihtilaf edip durdukları hususlarda onların arasını ayıracaktır.Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection regarding everything they had disputed.
Rahmetini dilediğine ayırır.He specifies His mercy for whomever He wills.
Allah, müminleri (şu) bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; sonunda murdarı temizden ayıracaktır.God will not leave the believers as you are, without distinguishing the wicked from the sincere.
(Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır.And do not follow the other paths, lest they divert you from His path.
Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir.There shall be no compulsion in religion; the right way has become distinct from the wrong way.
Allah, müminleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir, pisi temizden ayıracaktır.God will not leave the believers as you are, without distinguishing the wicked from the sincere.
Sizi O'nun yolundan ayıracak başka yollara uymayın.And do not follow the other paths, lest they divert you from His path.
Ve onları yeryüzünde birçok ümmetlere ayırdık.And We scattered them into communities on earth.
Sen dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan gözlerini ayırma.And do not turn your eyes away from them, desiring the glitter of this world.
Ve bir vakit Mûsâ'ya kırk gecelik bir süre ayırmıştık.And recall that We appointed for Moses forty nights.
İlgili Sayfalar