Ne ayıp!What a shame!
Ayıp sana!Shame on you!
Hatasını ayıplamalı.He should reflect on his failure.
O, tembel olduğum için beni ayıpladı.She reproached me for being lazy.
Fakirlik ayıp değildir.There is no disgrace in being poor.
Andrea'nın bunu erken bırakması ne ayıp.What a shame that Andrea left this early.
Aman Tanrım,Ne ayıp.Oh dear. What a shame.
Toplantı odamız kirli. Bu bir ayıp.Our meeting room is dirty. It's a shame.
Onun için seni ayıplayamam.I can't fault you for that.
Denediğim için beni ayıplayamazsınız.You can't blame me for trying.
Ne ayıp.What a shame.
Tom'un bunu yapamaması bir ayıp.It's a shame Tom couldn't make it.
Ayıp sana, Tom.Shame on you, Tom.
Bilmiyorum demek ayıp değildir.There is no shame in saying 'I don't know'.
Senin davranışın ayıptı.Your behaviour was shameful.
Bunun bir ayıp olduğunu düşünüyorum.I think it's a shame.
Sanırım bu bir ayıp.I think that's a shame.
Ayıp değil mi?Is it awkward?
Martin Luther yazımını ağır terimlerle ayıplamıştır.Martin Luther had condemned his writing in strong terms.
"Yaptığınız ayıp sizin, bir de akraba olacaksınız.Verily you are suspended like scales between your sorrow and your joy.”
"TRT ayıp etti"."Cornell Outrage".
(Ayıpençesigiller) Bignoniaceae Juss.2: Bignoniaceae.
Albümün dördüncü ve son klibi ise 2011'in Ağustos ayında Ayıp Ettin isimli parçaya gelmiştir.The fourth and final insignia, adopted in 2011, is also an inverted triangle.
Oturarak misafir karşılanmaz, ayıp sayılır.Sympathizing is pleasurable, failing to sympathize is aversive.
"Ama benim için çok ciddi bir" geri döndü ayıplayarak Kral."But a very serious one to me," returned the King reproachfully.
İlginçtir ki, bu tercih oyuncular tarafından, çok da hararetli bir şekilde ayıplanmadı.But interestingly, this choice was not condemned too vehemently by gamers.
Kimse sizi ayıplamıyor, kimse suya ittiğiniz sıçanlar gibi sıraya dizilmiyor.For the slaughter No one condemning you Lined up like lemmings, you led to the water
O bir canavar onu ayıplamak ne oldu!O, what a beast was I to chide at him!
Ya da yukarıda karşılaştırmak onu prais'd indirdiği hangi aynı dil ile lordum ayıplamak içinOr to dispraise my lord with that same tongue Which she hath prais'd him with above compare
Sonra büyük olasılıkla sen solgunluk, bu utanç ayıplamak için ölüm gibi bir şey üstlenmekThen is it likely thou wilt undertake A thing like death to chide away this shame,
Ayıp be!Farmer:
Bu yüzden üyeleri arasında ayrımcılığın yapıldığını bilmek, hepimize karşı yapılan bir ayıptır.Thus, the existence of discrimination amongst the members is a great insult to all.
Bu bir ayıptır.That's a shame.
Ne kadar yorgun olursan ol, merhaba dememek çok ayıp.No matter how tired you are, it's bad manners not to say hello.
Biraz da ayıp şeylerden bahsedelim.Let's talk dirty.
Ayıp onlara, Allah'ın Gazabı üzerlerine olsun!This is a shameful act of the Arabs, shame on them, the Wrath of Allah (swt) is upon them!
Ayıp alimlere, onları orada mahzun, mahrum, kırgın bir şekilde terk edenlere!Shame on the scholars! Who left them alone, oppressed, broken & deprived.
Kırk gündür hastanedeyim, karım, çocuklarım. Ben nasıl muzdarip olmam... Ayıp değil ki!Forty days in hospital, my wife, my children, seeing me suffer...
Oğlum, bilgece davran ki yüreğim sevinsin, Beni ayıplayana yanıt vereyim.Be wise, my son, and bring joy to my heart, then I can answer my tormentor.
Karanlıktakilerin gizlice yaptıklarından söz etmek bile ayıptır.For the things which are done by them in secret, it is a shame even to speak of.
Ayıplanacak duruma düşmemeleri için onları bu konularda uyar.Also command these things, that they may be without reproach.
Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan),Or backbiter, calumniator, slanderer,
Ayıp arayan, kovucu ve söz getirip götürücüyle.Or backbiter, calumniator, slanderer,
Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın!So do not pry into others' secrets and do not backbite.
Yusuf dedi: "Bugün size bir ayıplama ve azarlama yoktur. Allah, sizi, mağfiretiyle bağışlasın."There is no blame on you today," he said, "May God forgive you.
Birbirinizi ayıplamayın ve birbirinizi, küçük düşürücü kelimelerle çağırmayın.Do not slander one another, nor give one another nick-names.
Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takva elbisesi...O Descendants of Adam!
Yusuf dedi: "Bugün size bir ayıplama ve azarlama yoktur.He said, “There is no reproach on you, this day!
Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın.An evil name is ungodliness after belief.
İyilik edenleri ayıplamaya bir yol yoktur. Allah gafurdur, rahîmdir.There is no way against the good-doers -- God is All-forgiving, All-compassionate --
Onlardan, sadakaları vermede seni ayıplayan da var.And of them are some who traduce thee in respect of alms.
Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü.Thus with guile he caused the twain to fall.
Onlardan sadakaların (taksimi) hususunda seni ayıplayanlar da vardır.And of them are some who traduce thee in respect of alms.
Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın!And spy not, neither backbite one another.
Ayıp yerlerinizi örtecek giyimlikle sizi süsleyecek elbiseler gönderdik.We have provided you with clothing to cover your bodies, and for luxury.
Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın! Gıybet ederek biriniz ötekini arkasından çekiştirmesin!And do not spy on one another, nor backbite one another.
Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık.We have provided you with clothing to cover your bodies, and for luxury.
İyilik edenleri ayıplamaya bir yol yoktur.In no way can the righteous be blamed.
Bunun üzerine ikisi de o ağacın meyvesinden yedi, ayıp yerleri görünüverdi.Adam and his wife ate (fruits) from the tree and found themselves naked.
Nihayet ondan yediler. Bunun üzerine kendilerine ayıp yerleri göründü.Adam and his wife ate (fruits) from the tree and found themselves naked.