Ben onları ayırmadım.I didn't detach them.
Bu ayın sonunda Boston'a taşınıyoruz.We're moving to Boston at the end of this month.
Tom'a biraz zaman ayırmalıyız.We should give Tom some time by himself.
Gözünü kapıdan ayırma.Keep an eye on the door.
Bize her ayın üçüncü cumasında ödeme yapılır.We get paid on the third Friday of every month.
Onları nasıl ayırt edebiliyorsun?How can you tell them apart?
Tom ve John'u ayırt edebiliyor musun?Can you tell Tom and John apart?
Jackson ikizlerini ayırt edebilir misin?Can you tell the Jackson twins apart?
Tom'a benim için bir parça kek ayırmasını söyledim.I told Tom to save a piece of cake for me.
Sonunda Jackson'un ikizlerini ayırabiliyorum.I can finally tell the Jackson twins apart.
Jackson'ın ikizlerini ayırt etmek imkansız.It's impossible to tell the Jackson twins apart.
Doğru ile yanlışı ayırt edebilmek her zaman çok kolay değildir.It's not always so easy to tell right from wrong.
Ebeveynlerini bile bazen ikizleri birbirinden ayırma sorunu var.Even their parents sometimes have trouble telling the twins apart.
Ben ayın üzerindeyim.I'm over the moon.
Tom'un bir tek yumurta ikizi var ve az insan onları ayırt edebilir.Tom has an identical twin brother and few people can tell them apart.
Bana bir çörek ayırın.Save me a donut.
Sana bir koltuk ayırdık.We saved you a seat.
Tatlı için yer ayır.Save room for dessert.
Sana bir yer ayıracağız.We'll save you a place.
Bana bir parça pasta ayır.Save me a piece of pie.
Senin için bir koltuk ayıracağız.We'll save a seat for you.
Bana bir koltuk ayır, olur mu?Save me a seat, won't you?
Sana yanımda bir koltuk ayırdım.I've saved you a seat next to me.
Bu koltuğu biri için mi ayırıyorsun?Are you saving this seat for someone?
Bu kek parçasını Tom için ayıracağız.We'll save this piece of cake for Tom.
Sana ön sırada bir koltuk ayıracağım.I'll save you a seat in the front row.
Bana birkaç kurabiye ayırabilir misin?Could you save me a couple of cookies?
Eylül ayında üzümler olgundur.In September the grapes are ripe.
Atlantik Okyanusu, Fransa'yı Amerika Birleşik Devletlerinden ayırır.The Atlantic Ocean divides France from the United States.
Ağustos ayında neredeyse tüm mağazalar indirim sunar.In August almost all the stores offer discounts.
Manş denizi Fransa'yı İngiltere'den ayırır.The English Channel separates France from England.
Saat 6 için bir masa ayırtmak istiyoruz.We would like to reserve a table for 6 o'clock.
Ekim ayında evleniyoruz.We're getting married in October.
Ayın sonuna kadar kiramızı ödemek zorundayız.We have to pay our rent by the end of the month.
Ayıracak bir anımız yok.We don't have a moment to spare.
Büyük, zaman alan görevleri parçalara ayırıyorum.I break large, time-consuming tasks into chunks.
Benim için bir koltuk ayırabilir misin?Can you save a seat for me?
Ayı sansarı zayıf ve hasta hayvanları öldürerek doğanın temizlik ekibini oluşturuyor.Wolverines make up nature's clean-up crew, killing weak and sick animals.
Beş dakika ayırabilir misin?Can you spare five minutes?
Hamileliğimin beşinci ayındayım.I'm in my fifth month of pregnancy.
Bit yumurtalarını ayıklayalım.Let's pick nits.
Mary ve ben mayıs ayında evleniyoruz.Tom and I are getting married in May.
Mary ve ben ağustos ayında evleniyoruz.Mary and I are getting married in August.
O Tom, benim oyuncak ayım.That's Tom, my teddy-bear.
Benim haziran ayı kredi kartı ekstresinde 145 dolarlık bir uyuşmazlık var.There is a discrepancy of 145 dollars in my June credit card statement.
Kalan üç ayın var.You've got three months left.
Üç ayın kaldı.You've got three months left.
"Şimdi Roma'da mı yaşıyorsun?" "Evet, biz temmuz ayından bu yana orada yaşıyoruz.""Do you live in Rome now?" "Yes, we've been living there since July."
Ekim ayından beri Boston'dayım.I've been in Boston since October.
Hafızam beni yanıltmıyorsa, Tom ve Mary 2003 yılının ekim ayında evlendi.If my memory serves me right, Tom and Mary got married in October of 2003.
Koala ayıları okaliptüs gibi kokarlar.Koala bears smell like eucalyptus.
Haziran ayının son haftasında, geçen hafta babanla tanıştım.I met your father last week, so in the last week of June.
Haziran'dan eylül ayına kadar, biz daha fazla çalışırız.From June to September, we work harder.
Tom ayık görünüyor.Tom looks sober.
Tom gelecek ekim ayında otuz yaşında olacak.Tom will be thirty next October.
Ayın sonuna kadar kiramızı ödememiz gerekiyor.We need to pay our rent by the end of the month.
Ocak ayında gece erken gelir.Night comes early in January.
Plajlar eylül ayında daha az kalabalık.The beaches are less crowded in September.
Tom bir ayı tarafından saldırıya uğradı.Tom got attacked by a bear.
Tom'un yaşamak için sadece üç ayı var.Tom has only three months to live.