İman bir avuntu da olsa, ona sahip olmayı olmamaya yeğlerim.Even if faith were a placebo, I would rather have it than not.
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.But what normally preoccupied them also involved yearning to know.
Tüm bunda başka bir avuntu ve rahatlık kaynağı var.There is another source of solace and comfort for all this.
Kral Davut Avşalom'un yanına gitmeyi çok istiyordu. Çünkü Amnon'un ölümü konusunda avuntu bulmuştu.King David longed to go forth to Absalom: for he was comforted concerning Amnon, since he was dead.
‹‹Sözümü dikkatle dinleyin, Bana verdiğiniz avuntu bu olsun."Listen diligently to my speech. Let this be your consolation.
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.As one whom his mother comforts, so will I comfort you; and you will be comforted in Jerusalem."
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.Aber was sie üblicherweise beschäftigte, umfasste eben auch das Verlangen zu wissen.
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.Ale to, čím se obyčejně zabývali, taky zahrnovalo touhu vědět.
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.Ale to, čo ich normálne zaujíma, tiež zahŕňa túžbu vedieť.
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.Însă ceea ce îi preocupa în mod normal implica şi dorinţa de a şti.
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.하지만 그들이 보통 때 하던 일 자체가 종종 지식을 추구하는 것이기도 했어요.
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.Lecz co zwykle absorbuje ich jest także żądzą poznania.
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.Ma anche quello che facevano di solito li spingeva a cercare di sapere.
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.Maar ook hun alledaagse beslommeringen zetten aan tot zoeken naar meer inzicht.
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.Mais ce qui les préoccupait normalement leur donnait aussi envie d'en savoir plus
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.Men det, der normalt optog dem, indebar også en længsel efter viden.
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.Nhưng những bận rộn bình thường cũng liên quan tới những khao khát được biết
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.Pero lo que normalmente les preocupaba también involucraba un deseo por saber.
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.Αλλά ό,τι τους απασχολούσε συνήθως περιείχε επίσης τη θέληση για γνώση.
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.Но онова, което обикновено ги занимавало, също включвало копнеж към познание.
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.Но то, что обычно занимало их мысли, тоже было основано на желании знать.
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.אבל מה שבד"כ העסיק אותם כלל גם כמיהה לדעת.
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.ولكن ماهو الشيء الذي عادة ما يشغلهم والذي يتضمن أيضاً السعي للمعرفة.
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.知りたいという欲求も含まれていたのです。 彼らは知りたかったのです --
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Ako keď niekoho teší jeho matka, tak vás ja budem tešiť, a budete potešovaní v Jeruzaleme.
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Aku akan menghibur kamu di Yerusalem, seperti seorang ibu menghibur anaknya
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Come una madre consola un figlio così io vi consolerò; in Gerusalemme sarete consolati
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Comme un homme que sa mère console, Ainsi je vous consolerai; Vous serez consolés dans Jérusalem.
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Como alguém a quem consola sua mãe, assim eu vos consolarei; e em Jerusalém vós sereis consolados.
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Como aquel a quien su madre consuela, así os consolaré yo a vosotros. En Jerusalén seréis consolados
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Cum mîngîie pe cineva mamă-sa, aşa vă voi mîngîia Eu; da, veţi fi mîngîiaţi în Ierusalim!
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Ich will euch trösten, wie einen seine Mutter tröstet; ja, ihr sollt an Jerusalem ergötzt werden.
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Ik zal u daar troosten, zoals een kind wordt getroost door zijn moeder.
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Jako ten, kteréhož matka jeho těší, tak já vás těšiti budu, a tak v Jeruzalémě potěšováni budete.
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Jako ten, którego cieszy matka jego, tak Ja was cieszyć będę; a tak w Jeruzalemie uciechy miewać będziecie.
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Kakor če koga tolaži mati njegova, tako hočem jaz tolažiti vas; in v Jeruzalemu boste obliti s tolažbo.
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.어미가 자식을 위로함 같이 내가 너희를 위로할 것인즉 너희가 예루살렘에서 위로를 받으리니
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Mint férfit, a kit anyja vígasztal, akként vígasztallak titeket én, és Jeruzsálemben vesztek vígasztalást!
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Niinkuin äiti lohduttaa lastansa, niin minä lohdutan teitä, ja Jerusalemissa te saatte lohdutuksen.
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Såsom en moder tröstar sin son, så skall jag trösta eder; ja, i Jerusalem skolen I få tröst.
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.som en Moder trøster sin Søn, således trøster jeg eder, i Jerusalem finder I Trøst.
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Som en mor trøster sitt barn, således vil jeg trøste eder; i Jerusalem skal I få trøst.
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Ta sẽ yên ủi các ngươi như mẹ yên ủi con, và ấy là tại trong Giê-ru-sa-lem mà các ngươi sẽ được yên ủi.
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Ta sẽ yên_ủi các ngươi như mẹ yên_ủi con , và ấy_là tại trong Giê-ru-sa-lem mà các ngươi sẽ được yên_ủi .
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Както един, когото утешава майка му, Така Аз ще ви утеша; И ще се утешите в Ерусалим.
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.Как утешает кого-либо мать его, так утешу Я вас, и вы будете утешены в Иерусалиме.
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.כאיש אשר אמו תנחמנו כן אנכי אנחמכם ובירושלם תנחמו׃
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.كانسان تعزيه امه هكذا اعزيكم انا وفي اورشليم تعزون.
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.母 親 怎 樣 安 慰 兒 子 、 我 就 照 樣 安 慰 你 們 . 你 們 也 必 因 〔 或 作 在 〕 耶 路 撒 冷 得 安 慰
Çocuğunu avutan bir anne gibi avutacağım sizi, Yeruşalimde avuntu bulacaksınız.母親 怎 樣 安慰 兒子 、 我 就 照 樣 安慰 你 們 . 你 們也 必 因 〔 或 作在 〕 耶路撒冷 得 安慰
Kral Davut Avşalom'un yanına gitmeyi çok istiyordu. Çünkü Amnon'un ölümü konusunda avuntu bulmuştu.Dette avholdt kong David fra å dra ut imot Absalom; for han hadde trøstet sig over Amnons død.
Kral Davut Avşalom'un yanına gitmeyi çok istiyordu. Çünkü Amnon'un ölümü konusunda avuntu bulmuştu.Ðoạn , vua Ða - vít bỏ không đuổi theo Áp - sa-lôm nữa , vì vua đã được giải buồn về sự chết của Am-nôn .
Kral Davut Avşalom'un yanına gitmeyi çok istiyordu. Çünkü Amnon'un ölümü konusunda avuntu bulmuştu.Ðoạn, vua Ða-vít bỏ không đuổi theo Áp-sa-lôm nữa, vì vua đã được giải buồn về sự chết của Am-nôn.
Kral Davut Avşalom'un yanına gitmeyi çok istiyordu. Çünkü Amnon'un ölümü konusunda avuntu bulmuştu.Então o rei Davi sentiu saudades de Absalão, pois já se tinha consolado acerca da morte de Amnom.
Kral Davut Avşalom'un yanına gitmeyi çok istiyordu. Çünkü Amnon'un ölümü konusunda avuntu bulmuştu.Împăratul David a încetat să mai urmărească pe Absalom, căci se mîngîiase de moartea lui Amnon.
Kral Davut Avşalom'un yanına gitmeyi çok istiyordu. Çünkü Amnon'un ölümü konusunda avuntu bulmuştu.In kralj David si je želel iti tja k Absalomu, zakaj utolažil se je bil zaradi Amnona, ker je bil mrtev.
Kral Davut Avşalom'un yanına gitmeyi çok istiyordu. Çünkü Amnon'un ölümü konusunda avuntu bulmuştu.Ja kuningas Daavid ikävöi päästä Absalomin luo, sillä hän oli lohduttautunut Amnonin kuolemasta.
Kral Davut Avşalom'un yanına gitmeyi çok istiyordu. Çünkü Amnon'un ölümü konusunda avuntu bulmuştu.다윗 왕의 마음이 압살롬에게 향하여 간절하니 암논은 이미 죽었으므로 왕이 위로를 받았음이더라
Kral Davut Avşalom'un yanına gitmeyi çok istiyordu. Çünkü Amnon'un ölümü konusunda avuntu bulmuştu.Le roi David cessa de poursuivre Absalom, car il était consolé de la mort d`Amnon.
Kral Davut Avşalom'un yanına gitmeyi çok istiyordu. Çünkü Amnon'un ölümü konusunda avuntu bulmuştu.Men Kongen begyndte at længes inderligt efter Absalon, thi han havde trøstet sig over Amnons Død.