avukat ile cümle
avukat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Paris'te hukuk okudu ve 1952 yılında bir avukat oldu.Steeg became a lawyer in Paris in 1905.
Daha sonra avukatlık yapmaya başlarken, kararını değiştirdi ve oyuncu oldu.He later decided to become a lawyer, but changed his mind and went into acting instead.
Siyasete girmeden önce bir avukat olarak çalıştı.He worked as a lawyer before entering politics.
Sanıklar, duruşmada bulunmayan avukatlarına danışamadı.The accused were unable to consult their lawyers, who were not seated near them.
Avukatlığını kendi memleketinde yapmaya başladı.He then practiced law in his home county.
1987'de serbest avukat olarak çalışmaya başlamıştır.In 1987, she started working as a freelance lawyer.
Bu sırada uzun zamandır birlikte yaşadığı avukat sevgilisi Laura (Iben Hjejle) ağlıyordur.It is a collaboration with her long-time band mate Lawyer Dave.
"Laiklik karşıtı avukata suç duyurusu"."Longtime death case lawyer appeals ouster".
"Mahkemeyi karıştıran avukat"."The lawyer who courted death".
Avukat Margareta Timofti ile evlidir ve üç oğlu vardır.(Committee Chairman Konstantin Timofeyev) He is married and has three children.
Elza'nın ailesinin avukatı Stanislav Markelov 19 Ocak 2009'da suikasta kurban gitti.The first is Stanislav Markelov, a human rights lawyer who was shot dead in Moscow in January 2009.
Ceza davalarında yaşanan avukat.Die Welt der Angeklagten.
19 Ekim 1943, Bursa, Türkiye), Türk siyasetçi, avukat.Turhan Tayan (born 19 October 1943, Bursa, Turkey), Turkish politician, lawyer.
Avukatı Jonathan Marks onun suçlu olmadığını savunmuştur.His lawyer David Humphrey stated he would plead not guilty.
Bu süreç içerisinde sanık avukatları birçok kez mahkemenin tutumunu eleştirerek protesto ettiler.In this way, the lawyer attacks several premises of the prosecution's argument at once.
Babası avukat olan Brune, 1763'te Brive-la-Gaillarde'de doğmuştur.The son of a lawyer, Brune was born at Brive-la-Gaillarde, Corrèze.
Wagner bir avukat ve Nazi Partisi üyesiydi.Brauer was a member of the Nazi Party.
Avukatların itirazı da 11 Mayıs 2011 tarihinde reddedildi.The courts re-affirmed this ruling on May 11, 2011.
1901 yılından 1908 yılına kadar Kahire’de avukatlık yaptı.He was Sudan Agent in Cairo from 1905 to 1908.
Aynı zamanda avukat, politikacı ve yazardır.He also served as a U.S. lawyer, politician and author.
Avukat, üniversite profesörü ve siyasetçi.He is also a lawyer, college professor and environmentalist.
Sanıkların çoğu avukat tutma hakları yoktu.Most magistrates are not lawyers.
Mezun olanlar arasında avukattan öğretmenine türlü meslek sahipleri vardır.There are graduates of the faculty among them.
Avukatlığa, 1948'de Samsun'da başladı.He was initiated into sannyasa in 1948.
Saul bir avukattır.Browne is a lawyer.
1996 yılından itibaren serbest avukat olarak çalıştı.Since 1996 he has worked as a lawyer.
Gelecekte politikacı ya da avukat olabilir.A future politician or lawyer?
O bir avukattı.He was a lawyer.
"Her banka veya avukatı."Her banker or her lawyer.
"Norton isimli bir İngiliz avukatla.""To an English lawyer named Norton."
Paran ancak vasat bir avukata yetiyorsa, iki yılını hapiste geçirebilirsin.And if you can afford only a mediocre attorney you might wind up two years in jail.
İyi bir avukatın varsa, iki hafta veya bir ay göz altında geçirirsin.If you can afford a good attorney you might get two weeks probation, you know, or a month probation.
Dolayısıyla, avukatların sadece buna bakarak ne kadar yozlaşmış oldukarını anlamaları lazım.So attorneys must understand by man alone they are corrupt.
Avukatlar dürüst olsa.If the attorneys were honest.
Katiller aynı zamanda avukatlar ve hakimlerse, hukuki sistem etkili midir?Can the legal system be efficient, if killers are also lawyers and judges?
Hastaydým, avukatlarýmýn baskýsý altýndaydým, kafam karýţýktý.I was ill. I was being pressured by my lawyers.
Aklýmýzý kaybettik. Aaron buna çok ţaţýrmýţtý, avukatlarý çok ţaţýrmýţtý, hepimiz çok ţaţýrmýţtýk.Aaron was clearly very distraught about it.
Tamam. Bende avukatınla görüşmek zorunda kalacağımWell, I'll have to talk to your lawyer.
Onun işe ilk aldığı kişi, hastaları savunan bir yasal hizmetler avukatıydı.And his first hire was a legal services attorney to represent the patients.
Ve avukatım Jeff Pucell'e ayrılmam gerektiğini söylemem gerektiğini biliyordum.And I knew I had to tell Jeff Purcell, my attorney, that I needed to leave.
Avukata filan da talimat vermiţtir. " Bir ţey olursa çýkar ţuradan ver " diye.He must have also given directions to a lawyer about it. In case anything happens to him...
Sağ lobun yeniliği, onu şeytanın avukatı durumuna getiriyor.The newness of the right hemisphere makes it the devils advocate.
Sen bana senin avukat tarafından rehberlik ve daha sonra beni zafer almak bileceksin.Thou shalt guide me by thy counsel, and afterwards receive me to glory.
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--RB: I know, I have -- the lawyers say you mustn't do things like that, but --
Tabiî, mahkeme hızla patent avukatlarıyla dolup taştı.Rapidly, of course, this court filled up with patent lawyers.
Patent avukatları ise neredeyse bunun tersi bir dili kullanıyorlardı.The language patent lawyers use is almost the opposite.
Patent avukatları birinci sırada.Patent lawyers is number one.
Şimdiki zamanda bir avukatı bile yoktur.It doesn't even have a lawyer present.
avukat hepsini öldürüyorthe lawyer killed all of them
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti. İmzalanmış olarak bize geri döndü.My attorney said, "Nah, no chance of that working."
Ben bir avukat değilim, ama eğer olsaydım, burası, "Başka sorum yok" dediğim yer olurdu.Now I'm not a lawyer, but if I would be, this is where I would say, "I rest my case."
Avukatların deyimiyle iddia ediyorum ki bu komik kedi resimleri yaratılabilecek en aptal şey.Now I want to stipulate, as the lawyers say, that LOLcats are the stupidest possible creative act.
O bir avukat oldu.He was a lawyer.
"Onun bankacı ya da avukatı."Her banker or her lawyer.
Kime" Norton adlı bir İngiliz avukatla. ""To an English lawyer named Norton."
Avukatlarınızdan şu şekilde mektuplar alıyorum:I get letters from your lawyers saying:
(PER E. SAMUELSSON-Lundström'ün avukatı) Bu karar beni iliklerime kadar sinirlendirdi.This verdict makes me upset to the bone.
(PETER ALTHIN-Peter'in avukatı) Bugün gündemi sarsan haberi dün gece öğrendim.Last night I learned about the news that blew up today.
Davacının avukatlarının da bir parçası olduğu kurumlar bunlar.Organizations that the attorneys from the plaintiff's are part of.
Ve davacı tarafın bütün avukatları:And all the lawyers that assist the prosecution: