avukat ile cümle
avukat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Senin çok iyi bir avukat olacağına dair içimde bir his var.I have a feeling you'll be a very good lawyer.
Avukatından tavsiye alsan iyi olur.Better to get advice from your lawyer.
Bir öğretmenin aylığı bir avukatınkinden daha düşüktür.The salary of a teacher is lower than that of a lawyer.
Şirket avukatları birleşmeyi tamamlamak için günün her saatinde çalışıyorlar.Company attorneys are working around the clock to complete the merger.
Müşteri avukatla konuştu.The client talked with the lawyer.
Daha deneyimli bir avukat, dava ile farklı bir şekilde ilgilenirdi.A more experienced lawyer would have dealt with the case in a different way.
Ben, bildiği her şeyi avukata anlatmaya karar verdi.Ben decided to tell the lawyer everything he knew.
Nereden iyi bir vergi avukatı bulabilirim?Where can I get hold of a good tax lawyer?
Nerede iyi bir vergi avukatı tutabilirim?Where can I get hold of a good tax lawyer?
Avukat savunmada niçin kaybetti?Why did the lawyer lose in the argument?
Avukatın ücreti çok yüksekti.The lawyer's fee was very high.
Avukat, sekreteriyle birlikte dışarı çıktı.The lawyer went out with the secretary.
Avukatın müthiş profesyonel yeteneği sayesinde çok sayıda müvekkili var.Because of his great professional skill, the lawyer has a large number of clients.
Avukat durmaksızın konuştu.The lawyer spoke on and on.
Avukat, Bay Smith adına konuşacağını söyledi.The lawyer said he would speak on behalf of Mr. Smith.
Avukat adil bir gelire sahiptir.The lawyer has a fair income.
Avukatın birçok zengin müşterisi var.The lawyer has a lot of wealthy clients.
Jim bir avukat değil fakat bir doktordur.Jim is not a lawyer but a doctor.
O adam Perry Mason, avukat.That man is Perry Mason, the lawyer.
Avukatımı arama hakkım var.I have the right to call my lawyer.
Avukat olan bir kuzenim var.I have a cousin who is a lawyer.
Avukat kuzenim şu anda Fransa'da.My cousin, who is a lawyer, is in France at present.
Erkek kardeşlerimden biri öğretmen, ve diğerleri avukattır.One of my brothers is a teacher and the others are lawyers.
Babası avukat olan bir kız tanıyorum.I know a girl whose father is a lawyer.
Fransız bir avukat tarafından bana iş verildi.I'm employed by a French lawyer.
Vasiyetim hakkında avukatımla istişarem var.I had a consultation with a lawyer about my will.
Eşyamı avukata teslim ettim.I entrusted my property to the lawyer.
Bir avukat olarak kariyer yapacağım.I will establish myself as a lawyer.
Bir avukat olmaya karar verdim.I decided to be a lawyer.
Ben bir avukat olmaya niyetliyim.I intend to become a lawyer.
Avukattan vasiyetimi yazmasını rica ettim.I asked the solicitor to make out my will.
Birçok müşteri danışma için avukata gelirler.A lot of clients come to the lawyer for advice.
Seyirciler arasında öğretmenler, avukatlar, mühendisler ve benzerleri vardı.Among the audience, there were teachers, lawyers, engineers, and so on.
Niçin bizzat bir avukata danışmıyorsun?Why don't you consult an attorney in person?
Onun avukat olmuş üç oğlu var.He had three sons who became lawyers.
O, meslek olarak bir avukattır.He is a lawyer by profession.
Onun oğlu bir avukat olmak istiyor.His son wants to be a lawyer.
Onun tutkusu bir avukat olmaktır.His ambition is to be a lawyer.
Onun amacı bir avukat olmaktır.His aim is to become a lawyer.
Bir avukata gitmemi tavsiye etti. Bunu hemen yaptım.He advised me to see a lawyer. This I did at once.
O bir politikacı değil, fakat bir avukat.He is not a politician but a lawyer.
Er ya da geç iyi bir avukat olacak.He'll make a good lawyer sooner or later.
Onun bir avukat olduğuna inanmıyorum.I don't believe he is a lawyer.
O bir avukat olarak iyi değil.He is no good as a lawyer.
Belge ile avukata güvenmeye karar verdi.He decided to trust the lawyer with the document.
Bir avukat olma düşüncesiyle gece gündüz çalıştı.He studied day and night with a view to becoming a lawyer.
O, bir avukat olmalıydı.He should have been a lawyer.
O bir avukat olmaya karar verdi.He decided to be a lawyer.
Ona bir avukat olduğunu söyledi.He let on that he was a lawyer.
O, bir avukat olmak için niteliklidir.He is qualified to be a lawyer.
O savunma avukatına güvendi.He trusted his defense attorney.
O bir avukat olarak eğitildi.He was trained as a lawyer.
O yetenekli bir avukat.He is a capable lawyer.
Onun bir avukat olup olmadığından şüpheliyim.I doubt if he is a lawyer.
Onun bir avukat olarak başarılı olacağını düşünüyorum.I think she will succeed as a lawyer.
O, nişanını avukat arkadaşına duyurdu.She announced her engagement to her lawyer friend.
Babam beni bir avukat yapmak istiyor.My father wants to make a lawyer of me.
Avukatın bana söylediğinin yanlış olduğu sonunda ortaya çıktı.What the lawyer had told me finally turned out to be false.
Avukat benim vasiyetimi düzenledi.The lawyer drew up my will.
Avukat beni cuma günü görebilir mi?Can the lawyer see me on Friday?