avuç ile cümle
avuç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Quando erano in piccolo numero, pochi e forestieri in quella terra
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Toen zij nog maar met weinig mensen waren,
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.vtedy, keď ich bol ešte len malý počet, keď ich bolo máličko, a boli v nej pohostínmi.
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Ενω ησαν αυτοι ολιγοστοι τον αριθμον, ολιγοι, και παροικοι εν αυτη,
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Когато те бяха още малко на брой Да! малцина и пришелци в нея,
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.בהיותם מתי מספר כמעט וגרים בה׃
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.اذ كانوا عددا يحصى قليلين وغرباء فيها.
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.當 時 他 們 人 丁 有 限 、 數 目 稀 少 、 並 且 在 那 地 為 寄 居 的
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.當時 他 們 人丁 有限 、 數目 稀少 、 並且 在 那 地 為 寄居 的
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.Ačkoli vás byl malý počet, a maličko byli jste v ní pohostinu.
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.Choć was była mała liczba, a przez krótki czas byliście przychodniami w niej;
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.Cuando eran pocos en número, muy pocos y forasteros en ella
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.Da de kun var en liden Hob, kun få og fremmede der,
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.Dahulu umat TUHAN hidup sebagai orang asing di sana jumlah mereka sedikit saja
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.da I var en liten flokk, få og fremmede der.
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.da sie wenig und gering waren und Fremdlinge darin.
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.Då voren I ännu en liten hop, I voren ringa och främlingar därinne.
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.Ei erau puţini la număr atunci, foarte puţini la număr, şi străini în ţara aceea.
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.Eppure costituivano un piccolo numero; erano pochi e per di più stranieri nel paese
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.Ils étaient alors peu nombreux, Très peu nombreux, et étrangers dans le pays,
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.Khi ấy các ngươi chỉ một số ít người, Hèn mọn, và làm khách trong xứ;
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.Khi ấy các ngươi chỉ một số_ít người , Hèn_mọn , và làm_khách trong xứ ;
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.때에 너희 인수가 적어서 매우 영성하며 그 땅에 객이 되어
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.ko vas je bilo po številu še malo, prav malo, in ste kot tujci bivali v njej;
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.Midõn ti számszerint kevesen valátok, igen kevesen, és zsellérek azon a földön;
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.Quando eram poucos em número, sim, mui poucos, e estrangeiros na terra,
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.Teitä oli vähäinen joukko, vain harvoja, ja te olitte muukalaisia siellä.
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.vtedy, keď vás bol ešte len malý počet, keď vás bolo máličko, a boli ste v nej pohostínmi.
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.Ενω σεις ησθε ολιγοστοι τον αριθμον, ολιγοι και παροικοι εν αυτη,
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.Когато бяха малцина на брой, Малцина и пришелци в нея,
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.Они были тогда малочисленны и ничтожны, и пришельцы в ней,
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.בהיותכם מתי מספר כמעט וגרים בה׃
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.حين كنتم عددا قليلا قليلين جدا وغرباء فيها.
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.當 時 你 們 人 丁 有 限 、 數 目 稀 少 、 並 且 在 那 地 為 寄 居 的
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.當時 你 們 人丁 有限 、 數目 稀少 、 並且 在 那 地 為 寄居 的
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Akkor, amikor a sor kitört, volt egy kis nedves piros festéket a tenyér az én kezét.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Apoi, când a izbucnit rândul, am avut un pic umed vopsea roşie în palma mea mână.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Dann, wenn die Zeile ausbrach, hatte ich ein wenig feucht roter Farbe in die Handfläche meiner der Hand.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Então, quando a linha começou, eu tinha um pouco úmido pintura vermelha na palma da minha mão.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Entonces, cuando la fila se rompió, yo tenía un poco de pintura roja húmeda en la palma de mi la mano.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Kemudian, ketika baris pecah, aku cat merah kecil lembab di telapak saya tangan.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."그럼, 행이 발생했을 때, 내 손바닥에 약간 촉촉한 붉은 페인트를했다 손.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Pak, když se řada vypukl, měl jsem trochu vlhký červený lak na dlani své rukou.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Poi, quando scoppiò la fila, ho avuto un po 'di vernice rossa umida nel palmo della mia mano.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Potem, kiedy wiersz wybuchła, miałem trochę wilgotne czerwoną farbą w dłoni mojej strony.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Potem, ko je zapored izbruhnili, sem imel malo vlažen rdeče barve v dlan mojih roko.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Potom, keď sa rad vypukol, mal som trochu vlhký červený lak na dlani svojej rukou.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Puis, lorsque la ligne a éclaté, j'ai eu un peu de peinture humide rouge dans la paume de ma à la main.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Så, når rækken brød ud, havde jeg en lille fugtig rød maling i håndfladen af mine hånden.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Sau đó, khi liên tiếp nổ ra, tôi đã có một màu đỏ sơn ít ẩm trong lòng bàn tay của tôi tay.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Sedan, när raden bröt ut, hade jag lite fuktig röd färg i handflatan av mitt hand.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Sitten, kun rivi puhkesi, olin hieman kostea punaisella maalilla Palm, minun kädellä.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Toen de rij uitbrak, had ik een beetje vochtig rode verf in de palm van mijn hand.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Στη συνέχεια, όταν η σειρά ξέσπασε, είχα λίγο υγρό κόκκινη μπογιά στην παλάμη μου χέρι.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Затем, когда ряд вспыхнула, у меня было немного влажной красной краски на ладони моей рукой.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Потім, коли ряд спалахнула, у мене було трохи вологою червоної фарби на долоні моєї рукою.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."Тогава, когато избухва ред, имах малко влажни червена боя в дланта на моята ръка.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."לאחר מכן, כאשר בשורה פרצה, היה לי קצת צבע אדום לח בכף שלי ביד.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli."ثم كان لي عندما اندلع خلاف ، قليلا الطلاء الأحمر رطبة في كف من بلادي اليد.
"O zaman, satır patlak, benim avuç içi biraz nemli kırmızı boya vardı eli.手。 私は、前方に急いで下に落ち、私の顔に私の手を拍手、そして哀れbecame
İlgili Sayfalar