Neden avucunda benim kasamın şifresi yazıyor?! şifre mi?Per quale cazzo di motivo hai la combinazione della mia cassaforte scritta sulla mano?! Combinazine?
Neden avucunda benim kasamın şifresi yazıyor?! şifre mi?Warum hast du die Kombination meines Tresors auf der Hand stehen? Kombination?
Neden avucunda benim kasamın şifresi yazıyor?! şifre mi?Γιατί έχεις τον συνδυασμό του χρηματοκιβωτίου μου γραμμένο στην παλάμη του χεριού σου;! Συνδυασμό;
Neden avucunda benim kasamın şifresi yazıyor?! şifre mi?Как у тебя на руке оказался пароль к моему сейфу? Пароль?
Neden avucunda benim kasamın şifresi yazıyor?! şifre mi?金庫の番号? 何のことだか・・・
"Ne gibi?" diye sordu. "Biz ahlaken çökmüş, terörist sever bir avuç elitistmişiz gibi." dedim.Bà ta hỏi "Cái gì cơ?" "đại loại như chúng tôi là một đám cầm quyền, đút lót cho bọn tội phạm khủng bố."
O da, insanlığın bütün bilgisine evrensel erişim artık avucumuzun içinde olduğu.바로 모든 지식에 자유롭게 접근할 수 있는 방법이 우리 손 안에 있다는 것입니다.
O da, insanlığın bütün bilgisine evrensel erişim artık avucumuzun içinde olduğu.l'accès universel à tous les savoirs est à notre portée.
O da, insanlığın bütün bilgisine evrensel erişim artık avucumuzun içinde olduğu.אותה גישה כלל עולמית לכל הידע נמצאת בהישג ידינו.
O da, insanlığın bütün bilgisine evrensel erişim artık avucumuzun içinde olduğu.أن الولوج العالمي لكل المعرفة هو في قبضتنا
O da, insanlığın bütün bilgisine evrensel erişim artık avucumuzun içinde olduğu.もしこのスピーチが成功したら 皆さんは
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.(128:7) которою жнец не наполнит руки своей, и вяжущийснопы – горсти своей;
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.A melyet sem arató nem szed markába, sem kévekötõ az ölébe.
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.com a qual o segador não enche a mão, nem o regaço o que ata os feixes;
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.De ella no llena su mano el segador, ni su regazo el que hace gavillas
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.Het kan zelfs niet meer als hooi dienen.
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.Høstmannen fyller ikke sin hånd, ei heller den som binder kornbånd, sitt fang.
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.ingen skördeman fyller därmed sin hand, ingen kärvbindare sin famn,
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.josta ei leikkaaja täytä kättänsä eikä lyhteen sitoja syliänsä.
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.이런 것은 베는 자의 줌과 묶는 자의 품에 차지 아니하나니
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.ktorou žnec nenaplní svojej ruky ani náručia ten, kto viaže snopy.
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.Le moissonneur n`en remplit point sa main, Celui qui lie les gerbes n`en charge point son bras,
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.Ngươi gặt không nắm đầy tay mình , Kẻ bó không gom đầy ôm mình ;
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.Ngươi gặt không nắm đầy tay mình, Kẻ bó không gom đầy ôm mình;
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.non se ne riempie la mano il mietitore, né il grembo chi raccoglie covoni
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.og ikke fylder Høstkarlens Hånd og Opbinderens Favn;
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.Secerătorul nu-şi umple mîna cu ea, cel ce leagă snopii nu-şi încarcă braţul cu ea,
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.tak ada yang menyabitnya, atau mengikatnya dalam berkas
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.von welchem der Schnitter seine Hand nicht füllt noch der Garbenbinder seinen Arm
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.Z której żeńca nie może garści swej napełnić; ani naręcza swego ten, który wiąże snopy.
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.Z níž nemůže hrsti své naplniti žnec, ani náručí svého ten, kterýž váže snopy.
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.απο του οποιου δεν γεμιζει ο θεριστης την χειρα αυτου, ουδε ο δενων τα χειροβολα τον κολπον αυτου
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.С която жетварят не напълня ръката си, Нито оня, който връзва снопите, обятията си,
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.שלא מלא כפו קוצר וחצנו מעמר׃
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.الذي لا يملأ الحاصد كفه منه ولا المحزم حضنه.
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.收 割 的 不 彀 一 把 、 捆 禾 的 也 不 滿 懷
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.收割 的 不彀 一 把 、 捆禾 的 也 不 滿懷
#OsloKahraman'ı olan karşıt etikette ise yalnızca bir avuç dolusu tweet vardı.natomiast przeciwny hashtag, #OsloHero, miał niewiele wpisów.
#OsloKahraman'ı olan karşıt etikette ise yalnızca bir avuç dolusu tweet vardı.반면에 그와 정반대인 #OsloHero(오슬로의 영웅) 해시태그에 소수의 트윗이 적혔습니다.
#OsloKahraman'ı olan karşıt etikette ise yalnızca bir avuç dolusu tweet vardı.בעוד שב-hashtag הנגדי, #OsloHero (גיבורת אוסלו), היו רק קומץ ציוצים שנכתבו.
#OsloKahraman'ı olan karşıt etikette ise yalnızca bir avuç dolusu tweet vardı.بينما الوسم المضاد، #بطلة_اوسلو، فلم يكتب عليه إلا حفنة من التغريدات.
#OsloKahraman'ı olan karşıt etikette ise yalnızca bir avuç dolusu tweet vardı.ツイートは数えるほどしかありませんでした さらにアンケートも始まり
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.(104:12) Когда их было еще мало числом, очень мало, и они были пришельцами в ней
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Cuando eran pocos en número, muy pocos y forasteros en ella
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Da de kun var en liden Hob, kun få og fremmede der,
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Da de var en liten flokk, få og fremmede der,
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Dahulu umat Allah hidup sebagai orang asing di sana jumlah mereka sedikit saja
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.da sie wenig und gering waren und Fremdlinge darin.
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Då voro de ännu en liten hop, de voro ringa och främlingar därinne.
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Heitä oli vähäinen joukko, vain harvoja, ja he olivat muukalaisia siellä.
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Ils étaient alors peu nombreux, Très peu nombreux, et étrangers dans le pays,
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Ješto jich byl malý počet, malý počet, a ještě v ní byli pohostinu.
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Kiedy ich był mały poczet, prawie mały poczet, a jeszcze w niej byli przychodniami.
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.때에 저희 인수가 적어 매우 영성하며 그 땅에 객이 되어
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Ko jih je bilo po številu malo, prav malo, pa so še kot tujci bivali v njej,
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.kor még csekély számmal valának, igen kevesen és [mintegy ]zsellérek abban,
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Lúc ấy họ chỉ là một số ít người, Không đông đảo và làm khách lạ trong xứ,
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Lúc ấy họ chỉ là một số_ít người , Không đông_đảo và làm_khách lạ trong xứ ,
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Pe atunci ei erau puţini la număr, foarte puţini la număr, şi străini în ţară;
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.Quando eles eram ainda poucos em número, de pouca importância, e forasteiros nela,