Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.Całość jest jak rzeźba.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.이 모든 게 거대한 찰흙덩어리인 셈입니다.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.Kokonaisuus on kuin pala savea, ikään kuin veistos.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.Questa cosa è come un grosso pezzo di argilla, una scultura.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.Tout ceci est comme une grosse masse de glaise, une sculpture.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.Tudo isto é como se fosse barro, uma escultura.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.В общем, это и правда напоминает большой ком глины, скульптуру.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.Отже в цілому це все схоже на великий шмат пластиліну, скульптуру.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.Така че цялото това нещо е като един голям къс от глина, скулптура.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.אז כל זה בערך כמו גוש חימר ענקי, פסל.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.كل هذا كأنه نوع من أنواع نحت الطين.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Acest inel - "El a alunecat un şarpe de smarald inelul din degetul său şi se întinse pe palmă.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Cet anneau - "Il a glissé un serpent vert émeraude bague de son doigt et il tendit sur la paume de sa main.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Denna ring - "Han halkade en smaragd orm ringen från sitt finger och höll den ut på handflatan.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Denne ring - "Han gled en smaragd slange ring af sin finger og holdt den ud på sin hule hånd.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Deze ring - "Hij gleed een smaragd slang ring van zijn vinger en hield het uit op de palm van zijn hand.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Este anel - "Ele escorregou uma serpente esmeralda anel de seu dedo e estendeu-o na palma da sua mão.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Ez a gyűrű - "Ő elcsúszott smaragd kígyó gyűrűt az ujjáról tartotta ki fel a tenyerében.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.그의 손가락에서 반지를하고 자신의 손바닥 위에 그것을 가졌다.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Pierścień ten - "Wsunął węża szmaragd pierścień z palca i trzymał go na dłoni.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Tämä rengas - "Hän liukastui smaragdi käärme sormus sormeen ja piti sitä ulos, kun kämmen kätensä.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Ta obroč - "On je spodrsnilo kača smaragdno prstan s prstom in jo dvignil ven na dlan svoje roke.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Tento prsten - "Protáhl se had Emerald prsten z prstu a držel ji na dlaň.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Този пръстен - "Той се подхлъзна змия смарагд пръстен от пръста си и го държеше върху дланта на ръката си.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Це кільце - "Він послизнувся змія смарагд кільце з пальця і простягла на долоні.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.Это кольцо - "Он поскользнулся змея изумруд кольцо с пальца и протянула на ладони.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.טבעת מאצבעו והושיטה אותה על כף ידו.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı.عقدت حلقة من إصبعه والخروج على كف يده.
Bu halka "O bir zümrüt yılan süzüldü parmağını halka ve elinin avuç üzerine uzattı."陛下は、私がさらに価値の高い必要なものを持っている、"ホームズは言った。
Bunlardan on binlerce var. (Yazı: avucumun içinde) (Gülüşmeler)(Texte : je l'ai serré) (rires)
Bu noktada tartışmak istediğim şey, kitapların bizim avucumuzda olmaları.Ce que je voulais soutenir est que, les livres sont à notre portée.
Bu noktada tartışmak istediğim şey, kitapların bizim avucumuzda olmaları.Chciałem zatem dowieść, że książki są w naszym zasięgu.
Bu noktada tartışmak istediğim şey, kitapların bizim avucumuzda olmaları.Deci ceea ce am vrut să spun este că avem cărțile la îndemâna noastră.
Bu noktada tartışmak istediğim şey, kitapların bizim avucumuzda olmaları.Il progetto libri e' gia' realizzabile
Bu noktada tartışmak istediğim şey, kitapların bizim avucumuzda olmaları.제가 말하고자 하는 것은, 책들이 우리 손 안에 있다는 것입니다.
Bu noktada tartışmak istediğim şey, kitapların bizim avucumuzda olmaları.Lo que quiero demostrar es que tenemos libros al alcance.
Bu noktada tartışmak istediğim şey, kitapların bizim avucumuzda olmaları.Mijn betoog is: boeken zijn binnen handbereik.
Bu noktada tartışmak istediğim şey, kitapların bizim avucumuzda olmaları.Quero dizer, os livros estão ao nosso alcance.
Bu noktada tartışmak istediğim şey, kitapların bizim avucumuzda olmaları.Vậy điều tôi muốn chắc chắn là, sách nằm trong tầm với của chúng ta.
Bu noktada tartışmak istediğim şey, kitapların bizim avucumuzda olmaları.Worauf ich raus will, ist, dass Bücher in unserer Reichweite sind.
Bu noktada tartışmak istediğim şey, kitapların bizim avucumuzda olmaları.Άρα αυτό το οποίο υποστηρίζω είναι ότι τα βιβλία είναι εντός του βεληνεκούς μας.
Bu noktada tartışmak istediğim şey, kitapların bizim avucumuzda olmaları.Така, това за което исках да споря, е че книгите са в нашия обсег.
Bu noktada tartışmak istediğim şey, kitapların bizim avucumuzda olmaları.Я могу сказать, что книги в пределах нашей досягаемости.
Bu noktada tartışmak istediğim şey, kitapların bizim avucumuzda olmaları.Я хотів довести, що до книжок - як рукою подати.
Bu noktada tartışmak istediğim şey, kitapların bizim avucumuzda olmaları.אז מה שאני רציתי לטעון זה, ספרים הם בהישג ידינו.
Bu noktada tartışmak istediğim şey, kitapların bizim avucumuzda olmaları.لذلك ما أود الجدال حوله أن الكتب بمتناول يدينا
Bu noktada tartışmak istediğim şey, kitapların bizim avucumuzda olmaları.すべての本にアクセスすることに挑戦するのは そんなに大変なことではありません
Bunu yapan bir avuç dolusu eyalet var, ama Teksas onlardan biri değil.Ada beberapa negara bagian yang melakukan itu; Texas tidak.
Bunu yapan bir avuç dolusu eyalet var, ama Teksas onlardan biri değil.Alcuni stati lo hanno fatto; il Texas non lo ha fatto.
Bunu yapan bir avuç dolusu eyalet var, ama Teksas onlardan biri değil.Đã có rất nhiều bang thực hiện được; Texas thì chưa.
Bunu yapan bir avuç dolusu eyalet var, ama Teksas onlardan biri değil.Eine Handvoll Bundesstaaten macht das, Texas nicht.
Bunu yapan bir avuç dolusu eyalet var, ama Teksas onlardan biri değil.Er zijn enkele staten die dat doen; Texas doet dat niet.
Bunu yapan bir avuç dolusu eyalet var, ama Teksas onlardan biri değil.Hay unos cuantos estados que lo hacen; Texas no.
Bunu yapan bir avuç dolusu eyalet var, ama Teksas onlardan biri değil.Hrstka států to již dělá, Texas ne.
Bunu yapan bir avuç dolusu eyalet var, ama Teksas onlardan biri değil.Il y a une poignée d'états qui le font ; pas le Texas.
Bunu yapan bir avuç dolusu eyalet var, ama Teksas onlardan biri değil.Jest kilka stanów, które już to robią, ale nie Teksas.
Bunu yapan bir avuç dolusu eyalet var, ama Teksas onlardan biri değil.이를 실시하는 주는 소수 뿐이고, 텍사스는 하지 않습니다.
Bunu yapan bir avuç dolusu eyalet var, ama Teksas onlardan biri değil.Sunt câteva state care fac asta. Texas nu e printre ele.
Bunu yapan bir avuç dolusu eyalet var, ama Teksas onlardan biri değil.Υπάρχουν ελάχιστες πολιτείες που το κάνουν αυτό· όχι το Τέξας.
Bunu yapan bir avuç dolusu eyalet var, ama Teksas onlardan biri değil.Кілька штатів роблять це, але не Техас.