avlu ile cümle

avlu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Yeremya Yeruşalim'in ele geçirildiği güne dek muhafız avlusunda kaldı.In ostal je Jeremija v veži straže prav do dne, ko je bil vzet Jeruzalem.
Yeremya Yeruşalim'in ele geçirildiği güne dek muhafız avlusunda kaldı.Ja Jeremia jäi olemaan vankilan pihassa siihen päivään asti, jona Jerusalem valloitettiin.
Yeremya Yeruşalim'in ele geçirildiği güne dek muhafız avlusunda kaldı.Jeremia bleef in de gevangenis tot Jeruzalem door de Babyloniërs werd ingenomen.
Yeremya Yeruşalim'in ele geçirildiği güne dek muhafız avlusunda kaldı.Jérémie resta dans la cour de la prison jusqu`au jour de la prise de Jérusalem.
Yeremya Yeruşalim'in ele geçirildiği güne dek muhafız avlusunda kaldı.예레미야가 예루살렘이 함락되는 날까지 시위대 뜰에 머물렀더라
Yeremya Yeruşalim'in ele geçirildiği güne dek muhafız avlusunda kaldı.Men Jeremia fick stanna i fängelsegården ända till den dag då Jerusalem blev intaget.
Yeremya Yeruşalim'in ele geçirildiği güne dek muhafız avlusunda kaldı.Og Jeremias blev i vaktgården like til den dag da Jerusalem blev inntatt.
Yeremya Yeruşalim'in ele geçirildiği güne dek muhafız avlusunda kaldı.Således sad Jeremias i Vagtforgården, lige til den Dag Jerusalem blev indtaget.
Yeremya Yeruşalim'in ele geçirildiği güne dek muhafız avlusunda kaldı.Und Jeremia blieb im Vorhof des Gefängnisses bis auf den Tag, da Jerusalem gewonnen ward.
Yeremya Yeruşalim'in ele geçirildiği güne dek muhafız avlusunda kaldı.И оставался Иеремия во дворе стражи до того дня, в который был взят Иерусалим. И Иерусалим был взят.
Yeremya Yeruşalim'in ele geçirildiği güne dek muhafız avlusunda kaldı.И така Еремия остана в двора на стражата до деня, когато се превзе Ерусалим.
Yeremya Yeruşalim'in ele geçirildiği güne dek muhafız avlusunda kaldı.וישב ירמיהו בחצר המטרה עד יום אשר נלכדה ירושלם והיה כאשר נלכדה ירושלם׃
Yeremya Yeruşalim'in ele geçirildiği güne dek muhafız avlusunda kaldı.فاقام ارميا في دار السجن الى اليوم الذي أخذت فيه اورشليم. ولما أخذت اورشليم
Yeremya Yeruşalim'in ele geçirildiği güne dek muhafız avlusunda kaldı.於 是 耶 利 米 仍 在 護 衛 兵 的 院 中 、 直 到 耶 路 撒 冷 被 攻 取 的 日 子
Yeremya Yeruşalim'in ele geçirildiği güne dek muhafız avlusunda kaldı.於是 耶利米 仍 在 護衛 兵 的 院中 、 直 到 耶路撒冷 被 攻取 的 日子
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:Azonban Ésaiás még alig ért a város közepére, mikor az Úr beszéde lõn õ hozzá, mondván:
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:Da aber Jesaja noch nicht zur Stadt halb hinausgegangen war, kam des HERRN Wort zu ihm und sprach:
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:Ê - sai chưa đi khỏi thành trong , có lời của Ðức_Giê - hô-va phán với người rằng :
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:Ê-sai chưa đi khỏi thành trong, có lời của Ðức Giê-hô-va phán với người rằng:
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:E sucedeu que, não havendo Isaías ainda saído do meio do pátio, veio a ele a palavra do Senhor, dizendo:
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:In zgodi se, ko ni bil Izaija še prešel sredine mesta, da pride beseda GOSPODOVA do njega, veleč:
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:Isaia, care ieşise, n'ajunsese încă în curtea din mijloc, cînd cuvîntul Domnului i -a vorbit astfel:
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:Ještě pak Izaiáš nebyl vyšel do půl síně, když se k němu stalo slovo Hospodinovo, řkoucí:
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:이사야가 성읍 가운데까지도 이르기 전에 여호와의 말씀이 저에게 임하여 가라사대
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:Men Esaias var ennu ikke kommet ut av den indre by, da kom Herrens ord til ham, og det lød så:
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:Men Esajas var endnu ikke ude af den mellemste Forgård, før HERRENs Ord kom til ham således:
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:Men innan Jesaja hade hunnit ut ur den inre staden, kom HERRENS ord till honom; han sade:
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:Mutta Jesaja ei ollut vielä lähtenyt keskimmäiseltä esipihalta, kun hänelle tuli tämä Herran sana:
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:Nog voordat Jesaja het binnenplein van het paleis had verlaten, sprak de HERE hem al weer toe.
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:Pobudował też ołtarze w domu Pańskim, o którym powiedział był Pan: W Jeruzalemie położę imię moje.
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:Prima che Isaia uscisse dal cortile centrale, il Signore gli disse
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:Yesaya meninggalkan Hizkia, tetapi sebelum ia keluar dari halaman tengah istana, TUHAN menyuruh di
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:Y sucedió que antes que Isaías saliese del patio central, le vino la palabra de Jehovah, diciendo
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:Και πριν εξελθη ο Ησαιας εις την αυλην την μεσαιαν, εγεινε λογος Κυριου προς αυτον, λεγων,
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:А преди да беше излязъл Исаия до средната част на града, Господното слово дойде към него и рече:
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:Исаия еще не вышел из города, как было к нему слово Господне:
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:ויהי ישעיהו לא יצא העיר התיכנה ודבר יהוה היה אליו לאמר׃
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:ولم يخرج اشعياء الى المدينة الوسطى حتى كان كلام الرب اليه قائلا.
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:以 賽 亞 出 來 、 還 沒 有 到 中 院 〔 院 或 作 城 〕 耶 和 華 的 話 就 臨 到 他 、 說
Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöyle dedi:以 賽亞 出來 、 還沒 有 到 中院 〔 院 或 作城 〕 耶和華 的 話就 臨到 他 、 說
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.A nedopustil, aby kdo jakou nádobu nesl skrze chrám.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.a nedopustil, aby niekto preniesol nádobu cez chrám.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.A nie dopuścił, żeby kto miał nieść naczynie przez kościół.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.Dan tidak seorang pun yang diizinkan-Nya membawa apa saja melalui halaman Rumah Tuhan itu
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.eikä sallinut kenenkään kantaa mitään astiaa pyhäkön kautta.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.e não consentia que ninguém atravessasse o templo levando qualquer utensílio;
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.e non permetteva che si portassero cose attraverso il tempio
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.És nem engedi vala, hogy valaki edényt vigyen a templomon keresztül.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.et il ne laissait personne transporter aucun objet à travers le temple.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.han tillstadde icke heller att man bar någonting genom helgedomen.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.in ne pusti, da bi kdo nesel posodo skozi tempelj.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.아무나 기구를 가지고 성전 안으로 지나다님을 허치 아니하시고
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.Ngài cấm không cho ai được đem đồ gì đi ngang qua đền thờ .
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.Ngài cấm không cho ai được đem đồ gì đi ngang qua đền thờ.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.og han tillot ikke at nogen bar noget kar gjennem templet.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.Og han tilstedte ikke, at nogen bar nogen Ting igennem Helligdommen.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.Şi nu lăsa pe nimeni să poarte vreun vas prin Templu.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.stuurde iedereen die met allerlei spullen het plein op kwam terug.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.und ließ nicht zu, das jemand etwas durch den Tempel trüge.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.y no consentía que nadie cruzase por el templo llevando utensilio alguno

İlgili Sayfalar