- AKIMLARI ve avlanmanın.- Prądy i wielorybnictwa.
- AKIMLARI ve avlanmanın.- Proudy a lovu velryb.
- AKIMLARI ve avlanmanın.- Prúdy a lovu veľrýb.
- AKIMLARI ve avlanmanın.- Ströme und Walfang.
- AKIMLARI ve avlanmanın.- Strømforhold og hvalfangst.
- AKIMLARI ve avlanmanın.- Stromingen en walvisjacht.
- AKIMLARI ve avlanmanın.- Strömmar och valfångst.
- AKIMLARI ve avlanmanın.- Tokovi in kitolov.
- AKIMLARI ve avlanmanın.- Virtausten ja valaanpyyntiä.
- AKIMLARI ve avlanmanın.- Ρεύματα και τη φαλαινοθηρία.
- AKIMLARI ve avlanmanın.- Течения и китолов.
- AKIMLARI ve avlanmanın.- Токи и китов.
- AKIMLARI ve avlanmanın.- Токи і китів.
Al. Avlanmak için ekstra bir silaha ihtiyacınız olacak.Hier, je hebt een extra wapen nodig om te jagen.
Al. Avlanmak için ekstra bir silaha ihtiyacınız olacak.Ето Вие ще трябва допълнително пистолет, за да отиде на лов с.
Al. Avlanmak için ekstra bir silaha ihtiyacınız olacak..הנה, תצטרך עוד אקדח כדי לצוד
Al. Avlanmak için ekstra bir silaha ihtiyacınız olacak.خذ . ستحتاجون لمسدس آخر للصيد
Ama uluslar arası alanda balıkçılık ve aşırı balık avlanma iyice çılgınlaştı.국제 해역에서는 어획과 남획이 횡횡한 곳입니다
Ama uluslar arası alanda balıkçılık ve aşırı balık avlanma iyice çılgınlaştı.אבל בתחום הבין לאומי, היכן שהדייגים ודייג היתר באמת היו ללא בקרה,
Ama uluslar arası alanda balıkçılık ve aşırı balık avlanma iyice çılgınlaştı.ولكن في المملكة الدولية حيث يصبح الصيد و المبالغة فيه حقاً عنيفاً
Ama uluslar arası alanda balıkçılık ve aşırı balık avlanma iyice çılgınlaştı.国際海域においては ホープスポットを 作らなければならない所もあります
Amerika ve Kanadanın avlanmasına izin veren bir yasa hayal edebiliyorum.어장의 관리가 잘 되는 것을 봤을 때
Amerika ve Kanadanın avlanmasına izin veren bir yasa hayal edebiliyorum.Mi-aş putea imagina o reglementare care să permită
Amerika ve Kanadanın avlanmasına izin veren bir yasa hayal edebiliyorum.אני יכולה לדמיין מדיניות שנותנת לקנדה ואמריקה לדוג,
Amerika ve Kanadanın avlanmasına izin veren bir yasa hayal edebiliyorum.أستطيع التخيل بوجود سياسة تسمح لكندا وأمريكا بالصيد،
Amerika ve Kanadanın avlanmasına izin veren bir yasa hayal edebiliyorum.アメリカとカナダには 漁業権を認める政策を
Ancak daha önemlisi avlanma büyüsünden daha derin çok daha sofistike bir özlemden söz ediyordu.Dar, mai important, vorbea despre o năzuință mai adâncă, ceva mult mai sofisticat decât magia vânătorii.
Ancak daha önemlisi avlanma büyüsünden daha derin çok daha sofistike bir özlemden söz ediyordu.하지만 더 중요한 것은, 이것이 사냥의 성공을 위한 기원보다 훨씬 더 심오한 무언가에 대한 깊은 갈망을 나타내고 있다는 점입니다.
Ancak daha önemlisi avlanma büyüsünden daha derin çok daha sofistike bir özlemden söz ediyordu.Maar belangrijker: er sprak een dieper verlangen uit, iets veel verfijnders dan de magie van het jagen.
Ancak daha önemlisi avlanma büyüsünden daha derin çok daha sofistike bir özlemden söz ediyordu.Ma soprattutto, parla dell'anelito più profondo, qualcosa di molto più sofisticato della magia della caccia.
Ancak daha önemlisi avlanma büyüsünden daha derin çok daha sofistike bir özlemden söz ediyordu.Viel wichtiger ist: sie zeigen ein tieferes Sehnen, etwas weitaus Differenzierteres als die Magie der Jagd.
Ancak daha önemlisi avlanma büyüsünden daha derin çok daha sofistike bir özlemden söz ediyordu.А главное, это искусство говорит о глубокой тоске, о чём-то более тонком, чем охотничья магия.
Ancak daha önemlisi avlanma büyüsünden daha derin çok daha sofistike bir özlemden söz ediyordu.Но по-важното е, че то говори за по-дълбок копнеж, нещо много по-сложно от ловна магия.
Ancak daha önemlisi avlanma büyüsünden daha derin çok daha sofistike bir özlemden söz ediyordu.אבל חשוב יותר, היא הביעה כמיהה עמוקה יותר, למשהו מתוחכם הרבה יותר מאשר הקסם שבציד.
Ancak daha önemlisi avlanma büyüsünden daha derin çok daha sofistike bir özlemden söz ediyordu.لكن الأهم، أنه تكلم عن شوق أعمق عن شيء أكثر تعقيداً من السحر
Ancak daha önemlisi avlanma büyüsünden daha derin çok daha sofistike bir özlemden söz ediyordu.狩猟の儀式を遥かに超えた 知的な願望です それをクレイトンは次の様に表現しました
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.Als haar moeder weg ging om te jagen, bleven wij om te filmen.
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.Amikor az anyja elment vadászni, mi maradtunk és filmeztünk.
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.Când mama ei pleca să vâneze, stăteam şi filmam.
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.Cuando su madre salía a cazar nos quedábamos a filmar.
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.Keď jej matka odišla na lov, my sme zostali a natáčali.
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.Khi mẹ nó đi săn, chúng tôi ở đó và quay phim.
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.Kiedy jej matka wyruszała na polowanie, my zostawaliśmy i filmowaliśmy ją.
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.어미가 사냥을 나가고 없을때도 우리는 남아서 촬영을 했습니다.
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.Quando la madre usciva per cacciare noi rimanevamo a girare le riprese.
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.Quand sa mère partait chasser, nous restions pour filmer.
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.Wenn ihre Mutter zum Jagen ging, blieben wir bei ihr und filmten.
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.Όταν η μητέρα της πήγαινε για κυνήγι, εμείς μέναμε εκεί και βιντεοσκοπούσαμε.
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.Когато нейната майка отиваше на лов, ние оставахме и снимахме.
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.Когда ее мать уходила на охоту, мы оставались и снимали на пленку.™
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.Коли її матір йшла на полювання, ми залишались та знімали все на відео.
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.כשאימא שלה הייתה יוצאת לצוד, אנחנו נשארנו לצלם.
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.عندما تذهب أمها للصيد, نبقى نحن معها للتصوير.
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.観察と撮影をしました 私たちがいた場所から20歩ほどの木に
Artık avlanmaya ihtiyacımız yok, çünkü avlanma ihtiyacımız çoktan ortadan kalkmış durumda.Berburu bahkan tidak diperlukan lagi karena kebutuhan untuk berburu sudah lama hilang.
Artık avlanmaya ihtiyacımız yok, çünkü avlanma ihtiyacımız çoktan ortadan kalkmış durumda.Cacciare non è neanche più necessario perchè il bisogno di cacciare è più che andato.
Artık avlanmaya ihtiyacımız yok, çünkü avlanma ihtiyacımız çoktan ortadan kalkmış durumda.Cazar ni siquiera es necesario ya, porque la necesidad de cazar hace mucho tiempo que pasó.
Artık avlanmaya ihtiyacımız yok, çünkü avlanma ihtiyacımız çoktan ortadan kalkmış durumda.Chasser n'est même plus nécessaire car le besoin de chasser est passé depuis longtemps.
Artık avlanmaya ihtiyacımız yok, çünkü avlanma ihtiyacımız çoktan ortadan kalkmış durumda.Nahrung durch Jagd zu beschaffen ist schon lange nicht mehr notwendig.
Artık avlanmaya ihtiyacımız yok, çünkü avlanma ihtiyacımız çoktan ortadan kalkmış durumda.Vanatoarea nici nu mai este necesara pentru ca nevoie de a vana a disparut de mult.