Gündüz tehlike sezdiğinden gece avlanmayı tercih eder.Velduilen jagen bij voorkeur overdag vanuit de lucht.
Popülasyon azalmasının bir başka muhtemel nedeni de kaçak avlanmadır.Ook de toename van het aantal zoogdieren door het terugdringen van de jacht is een mogelijke oorzaak.
2002 yılında balık üretiminin %90 avlanma, %10 yetiştiricilikten sağlanmaktaydı.Voor de IJsselmeervisserij is de bot van ondergeschikt belang, in 2002 slechts 1% van de totale vangst.
Gündüzleri taş altlarında gizlenir, geceleri avlanmak için çıkar.De wants schuilt overdag om 's nachts te gaan jagen.
Bu yüzden avlanma sırasındaki koşusu genellikle bir dakikadan daha kısa sürer.Polowanie zazwyczaj kończy się w ciągu minuty.
Burada tek başına avlanma hakkı verildi.Myśliwy sam został upolowany.
Çin'de korunduğu bölgelerde yasadışı olarak da avlanmaktadır.W Chinach na obszarach objętych ochroną dochodzi do kłusownictwa.
Popülasyon azalmasının bir başka muhtemel nedeni de kaçak avlanmadır.Prawdopodobnie główną przyczyną zmniejszenia się populacji jest łowiectwo.
Atçılık ve avlanma onlar için önemlidir.Dzieło dla łowczych i miłośników polowania wielce użyteczne.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Był miłośnikiem polowań i łowienia ryb.
Sürgündeki Wilhelm'in en büyük tutkularından biri avlanmaktı.Największą pasją księcia Henryka było polowanie.
Amazon nehir yunusları doğrudan hiçbir zaman avlanmamıştır.Bogactwo z czasów złotej ery La Palmy nigdy nie stało się udziałem zwykłych mieszkańców wyspy.
Gençlerimiz arasında avlanmak yaygındır.Młodzieńcy udali się na polowanie.
Gene de kaçak avlanma hâlâ önemli bir sorundur.Tjuvjakt på arten är fortfarande ett problem.
Son yıllarda kaçak avlanma ve Kongo İç Savaşı, vahşi yaşam nüfusuna ciddi şekilde zarar vermiştir.På senare år har tjuvskytte och inbördeskriget hårt drabbat parkens viltbestånd.
Avlanma şekli çok ilginçtir.Deras jaktmetod är väldigt fascinerande.
Türün, büyük olasılıkla aşırı avlanma sonucu yok olduğu tahmin edilmektedir.Arten anses med största sannolikhet vara utdöd.
Aynı zamanda adanın bazı bölgelerinde avlanmaktadır.Den hittas även på några öar i området.
Popülasyon azalmasının bir başka muhtemel nedeni de kaçak avlanmadır.En mindre del av populationens minskning beror också på jakten.
Avlanma ve yaşam alanlarının tahrip edilmesi sebebiyle her iki türün de sayıları gerilemiştir.På grund av jakt och förstöring av hjortarnas levnadsområde har beståndet minskat för bägge arterna.
Burada tek başına avlanma hakkı verildi.Jakt är tillåten inom området.
Bu yüzden ada etrafında trolle avlanma yapılamaz.Det går således inte att "åka runt" ön.
Sürgündeki Wilhelm'in en büyük tutkularından biri avlanmaktı.Vilhelms favoritsysselsättning tycks ha varit jakt.
Bu populasyonun yok olması aşırı avlanmaya bağlanmış olsa da iklimin değişikliği nedeniyle de olabilir.Utbredningen av sjukdomen tycks öka, möjligtvis på grund av klimatförändringen.
Genellikle yalnız avlanmasıyla dikkat çeker.Jakten utförs vanligen ensam.
Bunun en önemli sebebi yasa dışı avlanmalarıdır.Hotet utgörs huvudsakligen av olaglig jakt.
Pek çok türde balık bulunmakta ve avlanmaktadır.Flera arter fiskas och säljs på marknader.
Gündüzleri taş altlarında gizlenir, geceleri avlanmak için çıkar.Där gömmer de sig på dagen och jagar under natten.
Yapılış maksadı avlanmak olan ağ, bir nevi tuzaktır.Det trekantiga fångstnätet fungerar som en fälla.
Aşırı avlanmanın önüne geçilmelidir.Motsatsen till jagsvag är jagstark.
Aşırı avlanma nedeniyle tehdit altındadır.Загрожує надмірне полювання.
Burada tek başına avlanma hakkı verildi.Однак за ним самим оголошено полювання.
Orkinos avcılarının çeşitli avlanma metotları vardır.У вармінтингу проводяться різні змагання мисливців.
Gene de kaçak avlanma hâlâ önemli bir sorundur.Полювання на м'ясо також являє собою серйозну загрозу.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Займався садівництвом, любив полювати й рибалити.
Kış süresince kıyıda balıkçılık yapan gruplar iç bölgelere avlanmaya ve yiyecek bulmaya geliyordu.Весною люди ходили копати і їли.
Melikşah avlanmayı sever ve alimleri korurdu.Полюбляв збирати гриби та сам їх консервував.
Aşırı ve kaçak avlanma önlenememektedir.Загрожує прямий і непрямий тиск полювання.
Balıkçılar için zengin bir avlanma noktasıdır.Великий Узень багатий на рибу.
Gündüzleri taş altlarında gizlenir, geceleri avlanmak için çıkar.У денний час ховається під каменями, вночі виходить на полювання.
Türlerin sayısı, avlanma ve yaşam alanı yok olması sebebiyle tehlike altındadır.Багатьом видам загрожує зникнення через полювання й втрату життєвого простору.
Bu yüzden Laos'ta bu balığa avlanma yasağı konulmuştur.В цьому озері ловити рибу заборонено.
Metabolizmalarının yavaşlığından dolayı kral kobralar büyük bir yemekten sonra aylarca avlanmadan yaşayabilir.Díky svému pomalému metabolismu nemusí kobra přijímat potravu i několik měsíců.
Bazı türler yerel halkın Tabu inancından dolayı avlanmazdı.Kvůli specifickým místním náboženským zvyklostem se nechovají prasata.
Burada tek başına avlanma hakkı verildi.Je povoleno lovit pouze medvědí samce.
Avlanması ve satılması serbesttir fakat nadir olarak yakalanabilmektedir.Její lov i obchod je sice zakázán, ale stěží lze jeho dodržování kontrolovat a vymáhat.
Dişi, 3 aylıkken yavruları sütten keser ve onlara avlanma dersleri vermeye başlar.Asi ve věku 6 měsíců poprvé ochutnají rybu a matka je učí lovit.
İki saatte bir avlanmaya ya da yemek arayışına çıkarlar.Zhruba ve dvou měsících zkouší sama lovit.
Çiru kaliteli olan yünü için sıklıkla avlanmaktadır.Pro svou krásnou kůži bývá často lovena.
Avlanma şekli çok ilginçtir.Zbarvení je velmi atraktivní.
Bazı ülkelerde fillerin hatıra amaçlı avlanması yasaldır.Některé africké státy dovolují na svém území lov slonů za peníze.
Petén: Bu, Mayalar’da avcılara ya da avlanmaya gidenlere verilen bir isimdi.Petén: Un tip de mayași care se ocupă cu vânătoarea.
Yerleşim olan bölgelerde avlanma yapmak yasaktır.Locuirea în zona periculoasă este interzisă.
Gündüzleri nemli yerlerde, taş altlarında ve oyuklarda gizlenir, geceleri avlanmak için çıkar.În special îi plac șipotele, unde stă ziua ascuns la fund, sub pietre, noaptea iese la vânătoare.
Avlanma mevsimi kış mevsimidir.Perioada de împerechere este iarna.
1974 yılında avlanması yasaklanmadan önce 176 balina Sovyet avcılarınca yakalanmıştır.Din 1947 vânătoarea de tigri a fost interzisă complet.
Bu yüzden Laos'ta bu balığa avlanma yasağı konulmuştur.Vânătoarea este reglementată în Laos.
Hatıra amaçlı avcılık, kaçak avlanma ile karıştırılmamlıdır.Fiind preocupați de căutarea acestora, sunt surprinși de vânătoarea inamică.
Avlanmak ulusal parklarda yasaktır.Vânătoarea este interzisă în parcuri naționale.
Ebeveynlerin avlanma alanları yuvadan 19-24 km arasında uzaklığa erişebilir.Táplálékszerzéshez a szülőmadár 19–24 kilométer távolságra is elrepülhet.