Buna rağmen hızlı bir avcıdır.Hij is een jager op groot wild.
Avcılık ve inşaatçılık gibi mesleklerle geçinirler.Hij is geschikt als jacht- en gezinshond.
Avcılık yaparlardı.Hij werd jachtvlieger.
Ayrıca bir avcı tarafından ısırıldığında kolaylıkla kaçabilmesini sağlar.Desondanks kan bij het vangen van een snel draaiend gevlucht de as dompen.
Anlatıldığına göre bir avcı, ormanın içinde güzel bir genç kız bulur ve onunla evlenir.Hij komt veilig door het bos en ziet een mooi meisje in een dorp en vraagt haar ten huwelijk.
Bu yüzden Eskimo ekonomisi avcılık ve balıkçılığa (özellikle balina avcılığı) dayanmaktadır.De Inupiat leven voornamelijk van de jacht en de visserij, waaronder ook het jagen op walvissen.
Ayrıca avcılık konusunda istikrarlıdırlar.Tevens ook op het jacht.
Özel olarak avcılığı yapılır.De commissaris leidt persoonlijk de jacht.
Oyunun ana kahramanı Silas Greaves adlı bir ödül avcısıdır.De speler speelt als Silas Greaves, een ex-premiejager.
52 ^ Cemal Avcı.Jagerfeestje 15.
Gugu Avcılığı.Duivels jagen.
Aerodinamiklerinde iyi olmamasına karşın başarılı bir avcı uçağıydı.Maar toch wist hij dat hij een succesvol jachtvliegtuig kon maken.
Ödül avcısı Boba Fett, Han Solo'yu karbon dondurucuyla dondurur ve Jabba the Hutt'a teslim eder.Boba Fett brengt daarna Han Solo, bevroren in carboniet, naar Jabba de Hutt, de gangsterbaas op Tatooine.
Kendinden emin bir ödül avcısı.Burke: Een demonische premiejager.
Bir varsayıma göre ise Alman denizaltı avcısı tarafından batırıldığı söylenmektedir.Het vermoeden bestaat dat het vliegtuig is neergeschoten door een Duitse jager.
Av sayısının azalmasıyla avcılar besin sıkıntısı yaşar ve avcı sayısı azalır.De andere ezelinnen zijn erg treurig en de jager krijgt medelijden.
Saab 32 Lansen, Saab tarafından üretilen İsveç yapımı bir jet avcı uçağıdır.De Saab 32 Lansen was een transsonische straaljager van de Zweedse vliegtuigfabrikant Saab.
Senta'nin eski erkek arkadaşı olan avcı Erik gelir ve Senta'nın dediklerini duyar.Als de jager Erik, Senta's vroeger vriendje binnenkomt vertrekken de meisjes.
Bir diğer tehdit ise ticari avcılık.Een andere bedreiging voor de fauna is de jacht.
Avcılık, balıkçılık ve ormancılık diğer önemli gelir kaynaklarıdır.Bosbouw, mijnbouw en visserij zijn eveneens belangrijke bronnen van inkomsten.
Avcı-bombardıman uçağı olarak tasarlanmıştır.Hier werden jachtvliegtuigen opgesteld.
Nuri Demirağ Nu D.36 eğitim ve avcı uçağı.Heinkel He 116, Transport- en verkenningsvliegtuig.
Olympos Avcılık ve bereket tanrıçası,Apollon'un ikiz kardeşi.De zaal is gewijd aan de godin van de jacht, de zuster van Apollo.
Bourdin bir hayat avcısıdır.Zaroff is ook een jager.
Gözetmen olmak da, tıpkı avcı olmak gibi bir çağrıdır.Het beest wordt door een bepaalde kracht weggetrokken als ware het een prooi van een jager.
Balık avcıları tarafından rağbet gören bir gölettir.Het is een vis waar veel op wordt gejaagd door sportvissers.
Avantajlarının yanı sıra ilk jet avcıları mükemmelden uzaktı.Pomimo niezaprzeczalnych zalet, konstrukcje wczesnych myśliwców odrzutowych były dalekie od doskonałości.
Bu ada Amerikan ve İngiliz fok balığı avcıları tarafından en erken 1820 yıllarından beri bilinmektedir.Snow Island jest znana amerykańskim i brytyjskim łowcom fok od 1820 roku.
Saab 35 Draken, Saab tarafından 1955-1974 yılları arasında üretilen İsveç yapımı avcı uçağıdır.Saab J 35 Draken lub Saab 35 – szwedzki samolot myśliwski produkowany przez wytwórnię Saab w latach 1955–1974.
Tuzak kurma da avcılık yöntemlerinden biridir.Polowanie na czatach − jeden ze sposobów polowania.
İkisi de kelle avcısı olarak hizmet vermişlerdir.Obaj pracowali tam jako myśliwi.
Kendinden emin bir ödül avcısı.Jest łowcą nagród.
Özellikle avcıların uğrak yeridir.Szczególnie uczęszczane były okolice Myśliwskich Ławek.
Barmen ona, "Avcılar hızlı iyileşir," der.Jedna z nich ogłosiła: „Homoseksualiści zostali błyskawicznie uleczeni”.
Az sayıda yunus Japon balina avcıları tarafından zıpkınla yakalanmıştır.Zgłoszono jedynie kilka przypadków łapania się młodych albatrosów podczas połowów japońskich taklowców.
Avcı uçakları öncelikle hava üstünlüğü kazanmak için silahlanmışlardır.Samoloty myśliwskie są głównym środkiem zdobywania przez siły zbrojne przewagi powietrznej.
1930lu yıllara kadar balina avcılığı adı altında yaklaşık 30.000 balina öldürülmüştür.Do połowy XX wieku łącznie zabito około 300 000 tych wielorybów.
Jaguarların diğer avcılar üzerinde de etkisi bulunur.Jaguar wywiera także efekt na innych drapieżców.
2007 yılında 380.000 ton ile zirveye ulaşan ahtapot avcılığı 2012 yılında %10 düşmüştür.Światowy szczyt osiągnięto w 2007 liczbą 380 tys. ton, po czym do 2012 nastąpił spadek o jedną dziesiątą.
Oyunun ana kahramanı Silas Greaves adlı bir ödül avcısıdır.Akcja gry dzieje się na Dzikim Zachodzie, a jej głównym bohaterem jest łowca nagród znany jako Silas Greaves.
Tank Avcıları Taburu.Taktycznej Eskadry Myśliwskiej.
1970'li yıllara kadar hem avcı hem de avcı bombardıman rollerinde etkili bir şekilde görev aldı.Na samolotach tych lata do dziś, wypełniając podwójną, myśliwską i myśliwsko-bombową rolę.
Venezuela'nın 30 adet Su-30 avcı uçağını 2006 Haziran'ında alması söz konusuydu.Algieria zamówiła 28 samolotów Su-30 w lutym 2006 roku.
Sovyet Hava Kuvvetleri'nin ilk avcı/bombardıman taarruzu oldu.Jeden z wczesnych radzieckich myśliwców odrzutowych.
Ekho bu genç avcıya ilk görüşte âşık olur.Przypadkiem trafia na młodą dziewczynę, Haruko Akagi, w której zakochuje się od pierwszego wejrzenia.
İstediği ise Avcı'nın ölmesidir.Z zamiłowania był myśliwym.
Avcılık dünyası ve balıkçılık ile ilgili yapımlar yayınlayan Fransız belgesel kanalıdır.Chasse & Pêche – francuski kanał telewizyjny poświęcony łowiectwu i wędkarstwu.
Avcı ve şifacıdır.Hipokryta i krasomówca.
ESO: Avcı’daki Bulutların Saklı Gizemleri incl.Czarny Krąg – łowcy ukryli w nim swoje moce.
1928 yılında, avcılık Siedentopf çiftlikleri hariç, Ngorongoro Koruma Alanında yasaklanmıştır.W 1928 polowań zakazano na całym obszarze w obrębie krateru z wyjątkiem dawniejszych farm Siedentopf.
Tüm başlıca güçler aynı zamanda tank avcıları ve saldırı topları da ürettiler.Wszystkie te jednostki spełniają zarówno rolę myśliwskich, jak i myśliwsko-bombowych.
Papalina avcılığı ve zeytinyağı üretimiyle bilinir.Miasto słynie z wyrobu sera pecorino oraz z produkcji oliwy z oliwek.
Eskiden bir insan avcısıdır.W przeszłości byli łowcami głów.
Bazen avcılık ortaklığıyla başlayan iki erkek arasındaki arkadaşlık çifte evlilikle sonuçlanır.Nierzadko związek dwojga osób, który narodził się w Internecie został uwieńczony małżeństwem.
52 ^ Cemal Avcı.Dywizjonu Myśliwskiego z 52.
Potansiyel Avcı'lar onu doğrularlar.Dzięki temu myśliwi mogą je schwytać.
Avcı Arjuna'nın bütün silahlarına el koyar.Zestawienie wszystkich karabinów Arisaka.
Avcılık yaparlardı.Są myśliwymi.
Ve nehir hattını, sadece hafif bir avcı hattıyla perdeleyerek savunmaya karar verdi.Zdecydował się bronić brzegu rzeki, staczając tylko lekką potyczkę w celu ukrycia swoich prawdziwych zamiarów.
Savunma, uçabilir durumdaki avcı uçaklarını Kafkasya'ya gönderdi.Poprosił o przeniesienie do lotnictwa myśliwskiego.