"Fiziksel iticiliğinin farkında olmasının yanısıra, bunu bir avantaja bile çevirebiliyor."לא רק שהיא מודעת לכמה שהיא דוחה, היא הופכת את זה ליתרונה
"Fiziksel iticiliğinin farkında olmasının yanısıra, bunu bir avantaja bile çevirebiliyor."أنها ليست فقط مدركة لشكلها المنفر، بل أنها تحوله لميزة.
"Fiziksel iticiliğinin farkında olmasının yanısıra, bunu bir avantaja bile çevirebiliyor.敢えてそれをアピールした 写真に何か付けて贈ろう」
Gelirler ve fiyatlandırma hakkında düşünerek... ...müthiş bir avantaj kazanacaksınız.Będziesz miał znaczącą przewagę w postrzeganiu przychodów i wyceny.
Gelirler ve fiyatlandırma hakkında düşünerek... ...müthiş bir avantaj kazanacaksınız.수익원과 가격 책정에 대해 생각할 때도 굉장히 유리할 겁니다
Gelirler ve fiyatlandırma hakkında düşünerek... ...müthiş bir avantaj kazanacaksınız.Van a tener una ventaja increíble a la hora de pensar en los ingresos y la fijación de precios.
Gelirler ve fiyatlandırma hakkında düşünerek... ...müthiş bir avantaj kazanacaksınız.Ви отримаєте неймовірну перевагу, думаючи про прибуток та ціноутворення.
Gelirler ve fiyatlandırma hakkında düşünerek... ...müthiş bir avantaj kazanacaksınız.ستكتسب ميزة مذهلة في دراسة تدفقات الإيرادات والتسعير.
Gelirler ve fiyatlandırma hakkında düşünerek... ...müthiş bir avantaj kazanacaksınız.抜きんでた結果を得ることでしょう
"Ha, evet, bir dakika, Google'dan bakıyorum" diyen insanlara göre iki avantajı olduğunu düşünüyorum.머리 속에 지식을 갖고 있는 사람이 "아 그래, 잠깐만. 구글에서 검색해볼께" 라고 말하는 사람보다 나은 점 말이지요.
"Ha, evet, bir dakika, Google'dan bakıyorum" diyen insanlara göre iki avantajı olduğunu düşünüyorum.Nad těmi, kdo vždycky řeknou: "To hned vygooglím, vydrž chvilku."
"Ha, evet, bir dakika, Google'dan bakıyorum" diyen insanlara göre iki avantajı olduğunu düşünüyorum."Θα το ψάξω στο Google. Περίμενε μισό λεπτό".
"Ha, evet, bir dakika, Google'dan bakıyorum" diyen insanlara göre iki avantajı olduğunu düşünüyorum.לאלה מאיתנו שיש להם דברים אלה בראש מעל למישהו שאומר: "הו, כן. אני יכול לגוגל את זה. חכה שנייה.."
"Ha, evet, bir dakika, Google'dan bakıyorum" diyen insanlara göre iki avantajı olduğunu düşünüyorum.「グーグルで調べてあげるよ」 という人にはないもの その利点とは「量」と「時間」です
Haksız avantaj sağlamış olacaktı.)Ar fi un avantaj nedrept.)
Haksız avantaj sağlamış olacaktı.)Byla by to nespravedlivá výhoda.)
Haksız avantaj sağlamış olacaktı.)Ce serait un avantage injuste.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı.)Det ville være en uretfærdig fordel.)
Haksız avantaj sağlamış olacaktı.)Đó sẽ là một lợi thế không công bằng.)
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.샌델 : 공평치 못한 혜택이 될거란 말이군요. 만약 그가 골프카트를 타게된다면 말이죠.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.Michael Sandel: Sarebbe un vantaggio ingiusto se lui potesse andare in giro in una golf car.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.MS: Ar fi un avantaj nedrept daca ar putea sa se plimbe cu masina.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.MS: Byla by to nespravedlivá výhoda, kdyby mohl řídit vozík.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.MS : Ce serait un avantage injuste s'il pouvait utiliser une voiturette.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.MS: Det ville være en uretfærdig fordel, hvis han får lov at køre i en golfvogn.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.MS: Đó sẽ là một lợi thế không công bằng nếu anh ta được lái một chiếc xe golf.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.MS: Es würde ein unlauter Vorteil sein, wenn er mit dem Golfwagen fährt.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.MS: Het zou een oneerlijk voordeel bieden als hij in een golfkar mag rijden.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.MS: Keuntungan yang tidak adil jika dia dapat mengendarai mobil golf.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.MS: Niesprawiedliwa przewaga. Jazda wózkiem golfowym.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.MS: Sería una ventaja injusta si él se moviliza en un carrito de golf.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.MS: Tisztességtelen előny lenne, ha golfkocsit használhat.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.Seria uma vantagem desleal ele andar num carrinho de golfe.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.ΜΣ: Θα ήταν άδικο πλεονέκτημα εάν μπορούσε να μετακινείται με αμαξάκι του γκολφ.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.МС: Би било нечестно предимство, ако му се разреши да се вози в количка за голф.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.М.С.: У него появится незаслуженное преимущество, если он сможет ездить на гольф-каре.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.מייקל סאנדל: זה יהיה יתרון לא הוגן אם הוא יוכל לרכב על עגלת הגולף.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.مايكل: ستكون ميزة غير عادلة إذا كان سيركب عربة الغولف.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.不公平な優位性であるということだね カートの使用を認めない人の
Haksız avantaj sağlamış olacaktı.)Es würde ein unlauter Vorteil sein.)
Haksız avantaj sağlamış olacaktı.)Het zou een oneerlijk voordeel bieden.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı.)Itu keuntungan yang tidak adil.)
Haksız avantaj sağlamış olacaktı.)Sería una ventaja injusta)
Haksız avantaj sağlamış olacaktı.)Tisztességtelen előny lenne.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı.)To byłaby niesprawiedliwa przewaga.)
Haksız avantaj sağlamış olacaktı.)Θα ήταν άδικο πλεονέκτημα.)
Haksız avantaj sağlamış olacaktı.)Би било нечестно предимство.)
Haksız avantaj sağlamış olacaktı.)У него появится незаслуженное преимущество.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı.)サンデル:カートに乗ることが
Hala bu olayı açıklamaya ve bu olayın nasıl bir evrimsel avantaj yaratabileceğini anlamaya çalışıyoruz.Chúng tôi vẫn đang cố gắng lí giải và kết luận về ý nghĩa thuận lợi tiến hoá trong trường hợp này.
Hala bu olayı açıklamaya ve bu olayın nasıl bir evrimsel avantaj yaratabileceğini anlamaya çalışıyoruz.우리는 아직도 이것을 설명하려고 노력하고 있고 이것의 진화적 이점이 무엇인지에 관한 용어에 도달하려고 노력하고 있습니다.
Hala bu olayı açıklamaya ve bu olayın nasıl bir evrimsel avantaj yaratabileceğini anlamaya çalışıyoruz.Még mindig próbáljuk megmagyarázni és megérteni, hogy ennek mi az evolúciós előnye.
Hala bu olayı açıklamaya ve bu olayın nasıl bir evrimsel avantaj yaratabileceğini anlamaya çalışıyoruz.On n'est pas encore parvenus à comprendre et expliquer ce que cela peut apporter à l'évolution de l'espèce.
Hala bu olayı açıklamaya ve bu olayın nasıl bir evrimsel avantaj yaratabileceğini anlamaya çalışıyoruz.Stiamo ancora cercando di capire e spiegare quale sia stato il beneficio evolutivo di questo gesto.
Hala bu olayı açıklamaya ve bu olayın nasıl bir evrimsel avantaj yaratabileceğini anlamaya çalışıyoruz.Todavía intentamos explicar y aceptar cual es la ventaja evolutiva de esto.
Hala bu olayı açıklamaya ve bu olayın nasıl bir evrimsel avantaj yaratabileceğini anlamaya çalışıyoruz.Wciąż usiłujemy jakoś to wytłumaczyć i ustalić, jakie mogą być tego korzyści ewolucyjne.
Hala bu olayı açıklamaya ve bu olayın nasıl bir evrimsel avantaj yaratabileceğini anlamaya çalışıyoruz.We proberen nog steeds om hiervoor een evolutionaire verklaring te vinden.
Hala bu olayı açıklamaya ve bu olayın nasıl bir evrimsel avantaj yaratabileceğini anlamaya çalışıyoruz.Wir versuchen immer noch zu verstehen und erklären, was der evolutionäre Vorteil davon ist.
Hala bu olayı açıklamaya ve bu olayın nasıl bir evrimsel avantaj yaratabileceğini anlamaya çalışıyoruz.Ακόμα προσπαθούμε να εξηγήσουμε και να συμπεράνουμε ποιο είναι το εξελικτικό πλεονέκτημα αυτής της ενέργειας.
Hala bu olayı açıklamaya ve bu olayın nasıl bir evrimsel avantaj yaratabileceğini anlamaya çalışıyoruz.Все още се опитваме да обясним и осъзнаем какво е еволюционното предимство на това.