Ana içeriğe geç
Sözlük

avantaj ile cümle

avantaj kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Çoğu savaş, kaynakları kontrol etmek... ...veya farklılık avantajı durumunu korumak içindir.De meeste oorlogen worden gevoerd over de controle van de aardse bronnen en om je sterke positie te behouden.
Çoğu savaş, kaynakları kontrol etmek... ...veya farklılık avantajı durumunu korumak içindir.La plupart des guerres ont pour but le contrôle des ressources et le maintien d'avantages différentiels.
Çoğu savaş, kaynakları kontrol etmek... ...veya farklılık avantajı durumunu korumak içindir.Pri večini vojn gre za nadzor nad viri in za ohranjanje položaja razlikovalne prednosti.
Çoğu savaş, kaynakları kontrol etmek... ...veya farklılık avantajı durumunu korumak içindir.Useimmat sodat käydään resurssien hallitsemisen ja etulyöntiaseman säilyttämisen vuoksi.
Çoğu savaş, kaynakları kontrol etmek... ...veya farklılık avantajı durumunu korumak içindir.Většinou se válčí za účelem ovládání zdrojů a udržení konkurenční výhody.
Çoğu savaş, kaynakları kontrol etmek... ...veya farklılık avantajı durumunu korumak içindir.Większość wojen prowadzonych jest o kontrolę nad surowcami i utrzymanie przewagi nad innymi.
Çoğu savaş, kaynakları kontrol etmek... ...veya farklılık avantajı durumunu korumak içindir.Οι περισσότεροι πόλεμοι γίνονται για τον έλεγχο των πόρων και για τη διατήρηση της πλεονεκτικής σου θέσης.
Çoğu savaş, kaynakları kontrol etmek... ...veya farklılık avantajı durumunu korumak içindir.В основном, войны ведутся ради контроля над ресурсами и поддержания позиции конкурентного преимущества.
Çoğu savaş, kaynakları kontrol etmek... ...veya farklılık avantajı durumunu korumak içindir.Повечето войни се водят за контролиране на ресурси и за поддържане на позициите на преимущество.
Çoğu savaş, kaynakları kontrol etmek... ...veya farklılık avantajı durumunu korumak içindir.الغاية من معظم الحروب هي السيطرة على موارد والحفاظ على وضعك بميزة تفاوتية.
Çünkü, inorganik sistemlere göre bazı avantajları var, mesela hızlı yarı iletkenler, vs.초고속 반도체와 같은 무기체 체제에도 이점이 있기 때문이죠
Çünkü, inorganik sistemlere göre bazı avantajları var, mesela hızlı yarı iletkenler, vs.Pentru că sunt unele avantaje ale sistemelor anorganice, cum ar fi semiconductorii de viteze mai mari, etc.
Çünkü, inorganik sistemlere göre bazı avantajları var, mesela hızlı yarı iletkenler, vs.Perché ci sono alcuni vantaggi nei sistemi inorganici, come semiconduttori di velocità superiori, eccetera.
Çünkü, inorganik sistemlere göre bazı avantajları var, mesela hızlı yarı iletkenler, vs.Ponieważ systemy nieorganiczne mają pewną przewagę, np. półprzewodniki o większej prędkości, itp.
Çünkü, inorganik sistemlere göre bazı avantajları var, mesela hızlı yarı iletkenler, vs.Porque hay algunas ventajas en los sistemas inorgánicos, como semiconductores de mayor velocidad, etcétera.
Çünkü, inorganik sistemlere göre bazı avantajları var, mesela hızlı yarı iletkenler, vs.Адже неорганічні системи мають певні переваги, як-от напівпровідники з вищою швидкістю і так далі.
Çünkü, inorganik sistemlere göre bazı avantajları var, mesela hızlı yarı iletkenler, vs.Понеже неорганичните системи имат някои предимства, като по-висока скорост на полупроводниците, и т.н.
Çünkü, inorganik sistemlere göre bazı avantajları var, mesela hızlı yarı iletkenler, vs.כי יש כמה יתרונות למערכות לא-אורגניות, כמו מוליכים-למחצה בעלי מהירות-על, וכו'.
Çünkü, inorganik sistemlere göre bazı avantajları var, mesela hızlı yarı iletkenler, vs.لأن هناك بعض الإيجابيات في الأنظمة غير العضوية، مثل أشباه الموصلات الأكثر سرعة، وهلم جرا.
Çünkü orada idame ettirilebilen yaşamın bizimkine kıyasla muazzam avantajları var demektir.이건 저 너머 먼 곳에서 생명체가 살아갈 수 있는 방법을 의미하며 이 방법은 행성에서 사는 것 보다 많은 이점이 있기 때문입니다.
Çünkü orada idame ettirilebilen yaşamın bizimkine kıyasla muazzam avantajları var demektir.Perchè significherebbe che la vita lassú ha enormi vantaggi rispetto alla vita su un pianeta.
Çünkü orada idame ettirilebilen yaşamın bizimkine kıyasla muazzam avantajları var demektir.Pretože to znamená, že tamojší spôsob života má ohromné výhody v porovnaní so životom na planéte.
Çünkü orada idame ettirilebilen yaşamın bizimkine kıyasla muazzam avantajları var demektir.Protože by to znamenalo, že tento způsob života má obrovské výhody oproti životu na planetě.
Çünkü orada idame ettirilebilen yaşamın bizimkine kıyasla muazzam avantajları var demektir.Защото то значи, че начина на живот там има изключителни предимства пред живота на една планета.
Çünkü orada idame ettirilebilen yaşamın bizimkine kıyasla muazzam avantajları var demektir.Потому что то, как жизнь может существовать там, имеет огромное преимущество над жизнью на какой-либо планете.
Çünkü orada idame ettirilebilen yaşamın bizimkine kıyasla muazzam avantajları var demektir.כי זה אומר ש -- הדרך בה החיים יכולים לחיות שם בחוץ, יש להם יתרונות עצומים בהשוואה לחיים על פני כוכב לכת.
Çünkü orada idame ettirilebilen yaşamın bizimkine kıyasla muazzam avantajları var demektir.لأن ذلك يعني أن الطريقة التي تعيش بها هذه الكائنات هناك, تقدم مزايا كثيرة مقارنة بالحياة على كوكب
Çünkü orada idame ettirilebilen yaşamın bizimkine kıyasla muazzam avantajları var demektir.はるかに生息しやすいということを意味するからです 惑星から惑星に移り住むことは非常に難しいことです
Çünkü vahşi doğada sahip olduğumuz tek avantaj,우리가 야생에서 가지는 하나의 이점은,
Çünkü vahşi doğada sahip olduğumuz tek avantaj,Notre seul avantage à l'état sauvage --
Çünkü vahşi doğada sahip olduğumuz tek avantaj,Perché l'unico vantaggio che avevamo nella giungla --
Çünkü vahşi doğada sahip olduğumuz tek avantaj,Porque la ventaja que tenemos en el mundo silvestre no son ni los colmillos ni las garras ni la velocidad,
Çünkü vahşi doğada sahip olduğumuz tek avantaj,Потому что единственное наше преимущество в дикой местности,
Çünkü vahşi doğada sahip olduğumuz tek avantaj,כי היתרון האחד שהיה לנו בטבע -
Çünkü vahşi doğada sahip olduğumuz tek avantaj,ان واحدة من الايجابيات التي وجدت في البرية لدينا
Çünkü vahşi doğada sahip olduğumuz tek avantaj,牙でも爪でも俊敏性でもありません
Demek artık kendi kuyun var, A.J.? Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.-Podnikáš na vlastní pěst, A.J.
Diğer konu ise,eğer her şey parmak uçuşlarınızda ise, elinizde olan zaman avantajı.Cealaltă problemă e avantajul timpului, pe care-l ai dacă ai toate lucrurile astea la îndemână.
Diğer konu ise,eğer her şey parmak uçuşlarınızda ise, elinizde olan zaman avantajı.Den anden ting er fordelen af den tid man har hvis man har alle disse ting i fingerspidserne.
Diğer konu ise,eğer her şey parmak uçuşlarınızda ise, elinizde olan zaman avantajı.Druga sprawa to przewaga czasowa, jaką ma osoba z dużą wiedzą.
Diğer konu ise,eğer her şey parmak uçuşlarınızda ise, elinizde olan zaman avantajı.Druhou výhodou je čas, který získáte, pokud máte všechna fakta po ruce.
Diğer konu ise,eğer her şey parmak uçuşlarınızda ise, elinizde olan zaman avantajı.El otro asunto es la ventaja de tiempo que tienes si tienes todos estos datos en mano.
Diğer konu ise,eğer her şey parmak uçuşlarınızda ise, elinizde olan zaman avantajı.Het andere probleem is het voordeel van tijd dat je hebt met al deze dingen binnen handbereik.
Diğer konu ise,eğer her şey parmak uçuşlarınızda ise, elinizde olan zaman avantajı.또 하나는 모든 정보를 손끝에 두어 얻을 수 있는 시간적 장점입니다.
Diğer konu ise,eğer her şey parmak uçuşlarınızda ise, elinizde olan zaman avantajı.L'autre avantage concerne le temps dont vous disposez si vous avez toutes ces choses en tête.
Diğer konu ise,eğer her şey parmak uçuşlarınızda ise, elinizde olan zaman avantajı.O outro ponto é a vantagem de tempo que temos se soubermos todas estas pequenas coisas nas pontas dos dedos.
Diğer konu ise,eğer her şey parmak uçuşlarınızda ise, elinizde olan zaman avantajı.Poi c'è la questione del vantaggio del tempo, se hai già a disposizione tutte queste cose.
Diğer konu ise,eğer her şey parmak uçuşlarınızda ise, elinizde olan zaman avantajı.Vấn đề tiếp theo là lợi thế về thời gian mà bạn có nếu bạn có tất cả kiến thức sẵn trong đầu.
Diğer konu ise,eğer her şey parmak uçuşlarınızda ise, elinizde olan zaman avantajı.Το άλλο θέμα είναι το προτέρημα χρόνου που έχεις αν έχεις όλα αυτά τα πράγματα πρόχειρα στο μυαλό σου.
Diğer konu ise,eğer her şey parmak uçuşlarınızda ise, elinizde olan zaman avantajı.Второй момент — это преимущество во времени, если ты держишь эти вещи в голове.
Diğer konu ise,eğer her şey parmak uçuşlarınızda ise, elinizde olan zaman avantajı.Другият проблем е преимуществото от време, което имате, ако знаете тези неща.
Diğer konu ise,eğer her şey parmak uçuşlarınızda ise, elinizde olan zaman avantajı.הנושא השני הוא היתרון של הזמן שיש לך אם יש לך את כל הדברים האלה מתחת ליד.
Diğer konu ise,eğer her şey parmak uçuşlarınızda ise, elinizde olan zaman avantajı.والمسألة الأخرى هي الأستفادة من وقتك الذي تملكه إذا كان لديك كل هذه الأشياء في متناول يدك.
Diğer konu ise,eğer her şey parmak uçuşlarınızda ise, elinizde olan zaman avantajı.「時間」の利点についてです ティリー・スミスという女の子の話を 例にしましよう
Diğer konuklarla Kraliçe yokluğunda avantaj almıştı ve dinlenme gölge:Další hosté využil nepřítomnosti královny, a byl v klidu odstín:
Diğer konuklarla Kraliçe yokluğunda avantaj almıştı ve dinlenme gölge:Ďalší hostia využil neprítomnosti kráľovnej, a bol v pokoji odtieň:
Diğer konuklarla Kraliçe yokluğunda avantaj almıştı ve dinlenme gölge:De andre gæster havde benyttet sig af dronningens fravær, og hvilede i
Diğer konuklarla Kraliçe yokluğunda avantaj almıştı ve dinlenme gölge:Die anderen Gäste hatten den Vorteil der Königin der Abwesenheit entnommen und in der Ruhe
Diğer konuklarla Kraliçe yokluğunda avantaj almıştı ve dinlenme gölge:다른 손님들은 여왕의 부재의 이점을 촬영했다, 그리고에 휴식했다
Diğer konuklarla Kraliçe yokluğunda avantaj almıştı ve dinlenme gölge:Les autres invités avaient profité de l'absence de la reine, et se reposaient dans la
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod