Ana içeriğe geç
Sözlük

avantaj ile cümle

avantaj kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.Một điều thú vị là nó cho chúng ta hiệu ứng đòn bẩy phi thường.
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.Salah satu hal yang perlu ditekankan adalah hal ini memberikan pengaruh luar biasa.
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.Solo che questo ci dà un'efficacia straordinaria.
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.Wir erhalten großen Einfluß.
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.Всем однозначно ясно, что это даёт нам колоссальный рычаг управления.
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.Това ни дава изключителни предимства.
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.דבר אחד לגבי זה- זה נותן לנו יכולת השפעה יוצאת דופן.
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.و الشىء الأوحد عن هذا, أنه يعطينا نفوذا غير عادي.
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.受け入れるかどうかは別として この進化した科学と工学が発展すれば
Bunun scubadan farkı nedir, ve neden daha iyidir? Rebreather'ın üç ana avantajı vardır.Kreislauftauchgerät von der gängigen Druckluftkonfiguration, und wieso ist es besser?
Bunun sebebi ve avantajı ise şu:En cualquier caso, la razón de esta maravilla es porque
Bunu yapmalarının nedeni avantajlardan orantısızca yararlanmaları. -Protože nepoměrně sdílejí pozitivní aspekt.
Bu özellik bazı belli avantajları var. Örneğin: Bitcoin arzını kontrol eden herhangi bir kurum yok.資産を差し押さえられることもないのです
Bu özellik bazı belli avantajları var.To ma również swoje zalety.
Bu özellik bazı belli avantajları var.To může mít určité výhody.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Astfel, atacul e mai periculos. Pentru că cel care se apără nu știe împotriva cui să riposteze.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Daje to olbrzymią przewagę atakującemu, ponieważ obrońca nie wie przeciw komu walczy.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Dette giver en kolossal fordel til angriberen, fordi forsvaren ikke ved, hvem han skal kæmpe i mod.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.E questo offre un enorme vantaggio all'aggressore perché il difensore non sa contro chi combattere.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Esto le da una ventaja enorme al atacante porque quien se defiende no sabe contra quién luchar.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Ez egy óriási előnyhöz juttatja a támadót, mert aki védekezik, nem tudja, ki ellen harcol.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Ini memberi keuntungan besar bagi penyerang, karena yang diserang tidak tahu siapa yang harus dibalas.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Isto dá uma vantagem tremenda ao atacante, porque o alvo do ataque, não sabe contra quem responder.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.이는 공격을 하는 측에 막대한 이득이 됩니다. 왜냐하면 수비 진영이 누구를 상대로 싸우는지 모를 뿐 아니라
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.To dává ohromnou výhodu útočníkovi, protože obránce neví, s kým má bojovat.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Това дава огромно предимство на нападащия, понеже защитаващия се не знае срещу кого да се бори.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Это даёт огромное преимущество нападающему, потому что обороняющийся не знает, на кого нападать в ответ.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.זה נותן יתרון עצום לתוקף, מפני שהמגן לא יודע נגד מי להילחם בחזרה.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.وهذا يعطي ميزة هائلة للمهاجم، لأن المدافع لا يعرف ضد من عليه ان يقاتل.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.被害者側は報復の 対象を定めることができないのです 報復相手を見誤れば
Bu sebeple, virüs kapmış olanlardan pek çoğu erken tedavi ve bakım avantajına sahip olmayacaktır.Prin urmare, mulţi dintre cei care sunt infectaţi nu vor avea avantajul tratamentului și îngrijirii timpurii.
Bu sebeple, virüs kapmış olanlardan pek çoğu erken tedavi ve bakım avantajına sahip olmayacaktır.Tämän seurauksena monet viruksen saaneista eivät pääse riittävän varhain hoitoon.
Bu sebeple, virüs kapmış olanlardan pek çoğu erken tedavi ve bakım avantajına sahip olmayacaktır.V důsledku toho mnozí lidé, kteří se virem nakazí, nebudou mít výhodu včasné léčby a péče.
Bu sebeple, virüs kapmış olanlardan pek çoğu erken tedavi ve bakım avantajına sahip olmayacaktır.V roku 2006 niekoľko krajín zaznamenalo iniciatívy na predchádzanie šíreniu vírusovej hepatitídy.
Bu söz, dünya çapında hâlihazırda çok iyi örgütlenmiş derneklerin, dergilerin avantajına sahip.Ennek nagy előnye, hogy egy világméretű egyesületi és újság-hálózat áll már most is mögötte.
Bu söz, dünya çapında hâlihazırda çok iyi örgütlenmiş derneklerin, dergilerin avantajına sahip.Hanno dalla loro una rete mondiale di associazioni ben organizzate, giornali e cose già avviate.
Bu söz, dünya çapında hâlihazırda çok iyi örgütlenmiş derneklerin, dergilerin avantajına sahip.Ima prednost svetovne mreže dobro organiziranih združenj in revij in obstoječih zadev.
Bu söz, dünya çapında hâlihazırda çok iyi örgütlenmiş derneklerin, dergilerin avantajına sahip.Isto tem a vantagem de já existir uma rede mundial de associações bem organizadas e jornais e coisas.
Bu söz, dünya çapında hâlihazırda çok iyi örgütlenmiş derneklerin, dergilerin avantajına sahip.Jego zaletą jest światowa sieć prężnych stowarzyszeń, periodyków i innych wdrożeń.
Bu söz, dünya çapında hâlihazırda çok iyi örgütlenmiş derneklerin, dergilerin avantajına sahip.이 용어를 쓰면 이미 세계적으로 조직화된 협회, 저널 등 기존의 네트워크를 활용할 수 있는 장점이 있습니다.
Bu söz, dünya çapında hâlihazırda çok iyi örgütlenmiş derneklerin, dergilerin avantajına sahip.To by mělo výhodu už existující celosvětové sítě dobře organizovaných společností a časopisů.
Bu söz, dünya çapında hâlihazırda çok iyi örgütlenmiş derneklerin, dergilerin avantajına sahip.יש לכך היתרון של רשת עולמית של איגודים מאורגנים היטב ושל עיתונים ודברים שכבר קיימים.
Bu söz, dünya çapında hâlihazırda çok iyi örgütlenmiş derneklerin, dergilerin avantajına sahip.هذا (الوصف) يتميز بوجود شبكات عالمية وجمعيات جيدة ودوريات علمية ومسائل إدارية أخرى قائمة.
Bu söz, dünya çapında hâlihazırda çok iyi örgütlenmiş derneklerin, dergilerin avantajına sahip.雑誌その他もすでに整備されているという利点があります 私としては 見せかけの人間中心主義が その唯一の問題だと思います
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Ahora, la gran ventaja de esta experiencia histórica ha sido que, sin los 'Han',
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Der große Vorteil dieser historischen Erfahrung ist nun, dass ohne die Han
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Dzięki takiemu rozwojowi historii, powstaniu dynastii Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Glavna prednost takšne zgodovinske izkušnje je bila, da brez tega ljudstvu Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Le grand avantage de cette expérience historique c'est que, sans les Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Marele avantaj al acestei experienţe istorice a fost acela că fără Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Namost ennek a történelmi tapasztalatnak az volt a nagy előnye, hogy a Han identitás nélkül
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Nu was het grote voordeel van deze historische ervaring dat zonder de Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Ora il grande vantaggio di questa esperienza storica è stato che, senza gli Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Sekarang keuntungan besar dari pengalaman sejarah ini adalah, tanpa dinasti Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Suurin hyöty tästä historiallisesta kokemuksesta on ollut se, että ilman han-käsitystä
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Velkým přínosem této historické zkušenosti je to, že bez Chanů by Čína nikdy nezůstala pohromadě.
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Голямото предимство на този исторически опит е, че без Хан,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Зараз найбільшою перевагою цього історичного моменту стало те, що без ханьців,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Значительным преимуществом этого исторического опыта стало то, что без хань
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki;이러한 역사적 경험의 큰 장점은
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod