Ana içeriğe geç
Sözlük

avantaj ile cümle

avantaj kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bunun avantajını kullanmak için on milyonlarca yıldır evrimleşiyorlar.수백만년동안 이들은 진화하면서 이 세계에 정착하고 있었습니다.
Bunun avantajını kullanmak için on milyonlarca yıldır evrimleşiyorlar.Sie haben innerhalb von Zig-Millionen von Jahren die Fähigkeit entwickelt dies zu nutzen.
Bunun avantajını kullanmak için on milyonlarca yıldır evrimleşiyorlar.Vyvíjali sa desiatky miliónov rokov, aby ho využívali.
Bunun avantajını kullanmak için on milyonlarca yıldır evrimleşiyorlar.Ze zijn gedurende tientallen miljoenen jaren geëvolueerd om daar gebruik van te maken.
Bunun avantajını kullanmak için on milyonlarca yıldır evrimleşiyorlar.За десятки миллионов лет они научились пользоваться этой средой.
Bunun avantajını kullanmak için on milyonlarca yıldır evrimleşiyorlar.Те са еволюирали в продължение на десетки милиони години, за да се възползват от това.
Bunun avantajını kullanmak için on milyonlarca yıldır evrimleşiyorlar.הם התפתחו על פני עשרות מיליוני שנים כדי לנצל את העובדה הזאת.
Bunun avantajını kullanmak için on milyonlarca yıldır evrimleşiyorlar.تطورت عبر عشرات الملاين من السنوات لكي تستخدمها بصورة تفيدها
Bunun avantajını kullanmak için on milyonlarca yıldır evrimleşiyorlar.進化してきたのです 私たちの行動が 知らず知らずのうちに
Bunun birçok avantajı var.A to má mnoho výhod.
Bunun birçok avantajı var.Dan agama-agama terorganisir memiliki berbagai keunggulan.
Bunun birçok avantajı var.Dat heeft allerlei voordelen.
Bunun birçok avantajı var.E isso tem todo o tipo de vantagens.
Bunun birçok avantajı var.E questo ha tutta una serie di vantaggi.
Bunun birçok avantajı var.És ennek sokféle előnye van.
Bunun birçok avantajı var.Et celà a toutes sortes d'avantages.
Bunun birçok avantajı var.Iar asta are tot felul de avantaje.
Bunun birçok avantajı var.In to ima vrsto prednosti.
Bunun birçok avantajı var.이들은 유리한 점을 많이 가지고 있어요.
Bunun birçok avantajı var.Ma to wiele zalet.
Bunun birçok avantajı var.Och det har många typar av fördelar.
Bunun birçok avantajı var.Og det har alle mulige fordele.
Bunun birçok avantajı var.To má celou řadu výhod.
Bunun birçok avantajı var.Und das hat eine ganze Menge an Vorteilen.
Bunun birçok avantajı var.Và điều đó mang lại nhiều thuận lợi.
Bunun birçok avantajı var.Y eso tiene todo tipo de ventajas.
Bunun birçok avantajı var.Αυτό έχει κάθε λογής πλεονεκτήματα.
Bunun birçok avantajı var.А това има редица предимства.
Bunun birçok avantajı var.В этом есть масса преимуществ.
Bunun birçok avantajı var.І в цьому є чимало переваг.
Bunun birçok avantajı var.ולדבר הזה יש כל מיני יתרונות.
Bunun birçok avantajı var.تمتلك كل المميزات
Bunun birçok avantajı var.第一に規模と力があります
Bunun gibi süper elektrik şebekeleri, akıllı elektrik şebekelerinin avantajlarını tamamlayacaktır.Dichas superredes deberían complementar las ventajas de una red inteligente.
Bunun gibi süper elektrik şebekeleri, akıllı elektrik şebekelerinin avantajlarını tamamlayacaktır.Källa: Europeiska miljöbyrån.
Bunun gibi süper elektrik şebekeleri, akıllı elektrik şebekelerinin avantajlarını tamamlayacaktır.Takéto supersiete by mali dopĺňať výhody inteligentných sietí.
Bunun gibi süper elektrik şebekeleri, akıllı elektrik şebekelerinin avantajlarını tamamlayacaktır.Takovéto super sítě by měly doplňovat výhody, které přinášejí inteligentní sítě.
Bunun gibi süper elektrik şebekeleri, akıllı elektrik şebekelerinin avantajlarını tamamlayacaktır.Tällaiset superverkot täydentäisivät älyverkkojen etuja.
Bunun gibi süper elektrik şebekeleri, akıllı elektrik şebekelerinin avantajlarını tamamlayacaktır.Zulke supernetten zouden de voordelen van slimme netten versterken.
Bunun gibi süper elektrik şebekeleri, akıllı elektrik şebekelerinin avantajlarını tamamlayacaktır.Τέτοια υπερδίκτυα πρέπει να λειτουργούν συμπληρωματικά προς τα οφέλη ενός ευφυούς δικτύου.
Bunun kontratları ile alakası yok, size doğru söylemek, onların avantajına olduğununda bunu yapıyorlar.De fapt, nu există nimic în contractele lor care le-ar oferi avantaje dacă întotdeauna ar spune adevărul.
Bunun kontratları ile alakası yok, size doğru söylemek, onların avantajına olduğununda bunu yapıyorlar.Er staat in feite niets in hun contract waardoor het altijd in hun voordeel is om je de waarheid vertellen.
Bunun kontratları ile alakası yok, size doğru söylemek, onların avantajına olduğununda bunu yapıyorlar.Il n'y a rien dans leur contrat, en fait, qui leur procure toujours un avantage s'ils vous disent la vérité.
Bunun kontratları ile alakası yok, size doğru söylemek, onların avantajına olduğununda bunu yapıyorlar.사실상 계약서의 내용도 그들이 편한 쪽으로만 해석하게 되지만, 진실만을 얘기하라는 조항도 없습니다.
Bunun kontratları ile alakası yok, size doğru söylemek, onların avantajına olduğununda bunu yapıyorlar.Kontrakt nie zachęca ich, nie zapewnia korzyści z mówienia prawdy.
Bunun kontratları ile alakası yok, size doğru söylemek, onların avantajına olduğununda bunu yapıyorlar.No hay nada en sus contratos, de hecho, que convierta eso en su ventaja siempre, el decirle a Ud. la verdad.
Bunun kontratları ile alakası yok, size doğru söylemek, onların avantajına olduğununda bunu yapıyorlar.Всъщност, в техния договор няма нищо, което винаги да го превръща в тяхно предимство, честно казано.
Bunun kontratları ile alakası yok, size doğru söylemek, onların avantajına olduğununda bunu yapıyorlar.Такого условия нет в их контракте, говорить правду им невыгодно.
Bunun kontratları ile alakası yok, size doğru söylemek, onların avantajına olduğununda bunu yapıyorlar.אין בחוזה שלהם למעשה דבר שאומר שלטובתם מוטב תמיד שיאמרו את האמת.
Bunun kontratları ile alakası yok, size doğru söylemek, onların avantajına olduğununda bunu yapıyorlar.ليس هناك شيء في عقودهم، في الواقع، ذلك يشتغل لمصلحتهم دائما، أن يخبروك بالحقيقية.
Bunun kontratları ile alakası yok, size doğru söylemek, onların avantajına olduğununda bunu yapıyorlar.彼らの契約にとって 不利になることもあるのです 今話題にしている人々と言うのは
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.Ce qui compte dans tout ça, c'est que ça nous donne un levier extraordinaire.
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.Daje nam to olbrzymi wpływ.
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.Ez rendkívüli lehetőséget ad nekünk.
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.Het levert ons een buitengewoon voordeel op.
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.Jedna vec je, že nám to dáva neobyčajnú páku.
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.Jedna věc je, že nám to dává neobyčejný vliv.
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.이 점은 우리에게 폭넓은 수단들을 제공해줄 수 있다.
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.Lo más importante de todo esto es que nos proporciona una extraordinaria capacidad de influencia.
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.Lucrul cel mai important în această privinţă este că ne dă o pârghie extraordinară.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod