Ana içeriğe geç
Sözlük

avantaj ile cümle

avantaj kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bir klişeyi kendi avantajına dönüştürebiliyor." demiştir.Gali save pakeisti į auksą“.
Ancak daha büyük kafesler bu küçük evcil kuşlar için daha da avantajlıdır.Šis porūšis tik nežymiai didesnis už sibirines mažąsias gulbes.
Futbolda sonuca ve skora gitmede avantaj sağlayacak pozisyonlarda pas almak, önemli bir beceridir.Europos pirmenybių mastą atitinkančios sporto halės projektavimas ir statyba buvo nelengvas uždavinys.
Bu şehrin çok avantaji vardır."Miestas gavo daug privilegijų.
Ama ara frekansın pek çok avantajı vardır.Horizontalus segmentavimas turi daug privalumų.
Ancak nişastanın daha az yer tutmasını sağladığı için bir avantaj temin eder.Pagrindinis plokštelių pranašumas buvo toks, jog jos užėmė mažiau vietos.
Radyo teleskopların en önemli avantajı, birbirlerine bağlanabilmeleridir.Pro didelius teleskopus galima pamatyti didžiausias jų paviršiaus detales.
Bir genin (hatta tüm bir genomun) kopyalanmasının diğer bir avantajı ise yedeklemeyi artırmasıdır.Veel üheks eeliseks duplikaatsete geenide (või isegi terve genoomi) juures on suurem kõdusus (redundancy).
Nanoantenlerin öne sürülen en büyük avantajlarından biri -teorik olarak- yüksek olan etkinlikleridir.Üheks suuremaks nanoantennide eeliseks peetakse nende suurt teoreetilist efektiivsust.
Bunun pek çok yönden avantajları bulunmaktadır.See on mitmes suhtes soodne tulemus.
Ticarete izin vermek yerine, birçok alan, serbest ticaretin avantajlarına odaklanmaktadır.Kasutusele on võetud mitmeid infosüsteeme, eelistatud on vabavaralised lahendused.
Vergi avantajları sebebiyle kentin nüfusu büyüme eğilimi göstermektedir.Elanike arv kasvab hoogsalt maksusoodustuste tõttu.
Tekrar-kullanılabilirlik teknik ve ekonomik olarak çeşitli avantajlar sunmaktadır.Tal on rida eeliseid nii tehnilises kui ka majanduslikus mõttes võrreldes teiste töötlemisviisidega.
Avantaj İngilizler'in elindeydi.Jõudude tasakaal kaldus järjekindlalt inglaste kasuks.
E-kitap okuyucular bu avantajından ötürü kullanıcılara çok daha iyi bir okuma deneyim sunar.Kirjade sildistamise abil saavad kasutajad oma kirjadest parema ülevaate.
Avantajları arasında düşük sistem-kaynak kullanımı, basitlik ve hız vardır.Selle viisi eelis on lihtsus, kiirus ja odavus.
Bu durum onlara savaşlarda avantaj sağlar.Hinnatakse omadusi, mis annavad nendes kaklustes eelist.
Siyah ve Beyazın Satrançtaki Avantajı.Sulestikus domineerivad valged ja mustad toonid.
Bu bakımdan gerek üreticilere gerekse tüketicilere önemli avantajlar sağlamaktadır.Oluline on seadmetes kasutada valmistaja poolt soovitatud rõhku.
Bir diğer avantajı da daha düşük bant genişliğine ihtiyaç duymasıdır.Eespool nimetatud tehnoloogia teine tähtis eelis on see, et see vajab vastuvõtjas vähem tasakaalustamist.
Vücutlarının bu aşırı büyüklüğü mücadelede büyük avantaj sağlar.Lahingus annab üllatuse element ülekaaluka eelise.
İki yöntemin de avantaj ve dezavantajları vardır.Mõlemal meetodil on oma head ja vead.
Yabancı dil avantajından dolayı İspanya'da adaptasyon sorunu yaşamadı.Võõrsil löödud värava reegel Hispaania liigakarikas ei kehtinud.
1 ila 100 nanometre boyda, neden bilmem. Bunun sebebi ve avantajı ise şu:Em qualquer caso, a razão para esta maravilha é porque
[3 milyon yıl önce] İki ayak üstünde yürümenin pek çok avantajı vardı:(3 milhões de anos atrás) Andar sobre duas pernas tinha muitas vantagens:
[3 milyon yıl önce] İki ayak üstünde yürümenin pek çok avantajı vardı:[3 mln lat temu] chodzenie na dwóch nogach miało wiele zalet:
[3 milyon yıl önce] İki ayak üstünde yürümenin pek çok avantajı vardı:Laufen auf zwei Beinen hatte viele Vorteile:
[3 milyon yıl önce] İki ayak üstünde yürümenin pek çok avantajı vardı:Marcher sur deux jambes avait de nombreux avantages:
[3 milyon yıl önce] İki ayak üstünde yürümenin pek çok avantajı vardı:Op 2 benen lopen had veel voordelen [ 3 Miljoen JG ]
[3 milyon yıl önce] İki ayak üstünde yürümenin pek çok avantajı vardı:Ходенето на два крака имало много предимства.
[3 milyon yıl önce] İki ayak üstünde yürümenin pek çok avantajı vardı:להליכה על 2 היו יתרונות רבים:
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.500 anni fa, è incappato in un concorrente con un vantaggio letale.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.500 évvel ezelőtt belefutott egy halálos előnnyel rendelkező versenytársba.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.500 jaar geleden kwam er een concurrent met een dodelijk voordeel.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.500년전에, 이것이 치명적 장점을 지닌 경쟁자에 부딪혔죠.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.500 lat temu trafiło na zawodnika ze śmiertelną przewagą.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.500 năm trước, nó đã gặp phải một kẻ cạnh tranh với một ưu thế chết người.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.500 tahun yang lalu, komunikasi tatap muka bertemu pesaing dengan keunggulan mematikan.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.500 χρόνια πριν, έπεσε πάνω σε έναν ανταγωνιστή με φονικό πλεονέκτημα.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.Acum 500 de ani, a dat peste un competitor cu un avantaj letal.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.För 500 år sedan kom en konkurrent med en dödlig fördel.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.Há 500 anos, isso encontrou um competidor com uma vantagem mortal.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.Hace 500 años se encontró con un competidor con una ventaja letal.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.Il y a 500 ans, il a heurté un concurrent avec un avantage mortel.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.Před 500 lety to našlo konkurenta se smrtící výhodou.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.Pred 500 rokmi narazilo na konkurenta s osudovou výhodou.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.Vor 500 Jahren traf es auf eine Konkurrenz mit einem tödlichen Vorteil.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.А 500 лет назад оно столкнулось с соперником, обладающим стратегическим превосходством.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.Преди 500 години, то се сблъска с конкурент със смъртоносно предимство.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.לפני 500 שנים, היא נתקלה במתחרה שהיה לו יתרון מכריע.
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.منذ 500 عام كان التحدي جسدي .. وكان دموي
500 yıl önce çok avantajlı bir şeyle rekabete maruz kaldı.強力な長所を持つ 競争相手が現れました
açısından bilimsel avantajlardan yararlanmayı başardık.bármely jól megtervezett mintavételi programnál.
açısından bilimsel avantajlardan yararlanmayı başardık.dan doelbewust ontworpen testprogramma's.
açısından bilimsel avantajlardan yararlanmayı başardık.jest wyjątkowym i pozytywnym doświadczeniem.
açısından bilimsel avantajlardan yararlanmayı başardık.les programmes d'échantillonnage les mieux conçus.
açısından bilimsel avantajlardan yararlanmayı başardık.local fiable ha aumentado exponencialmente.
açısından bilimsel avantajlardan yararlanmayı başardık.overført til den formelle verden af beregninger og analyser.
açısından bilimsel avantajlardan yararlanmayı başardık.programma di campionamento adeguatamente concepito.
Ama bu kararın beklemediğimiz üçüncü bir avantajı daha vardı.Có thuận lợi thứ ba là bằng cách di chuyển nhưng không như mong đợi.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod