Ana içeriğe geç
Sözlük

avantaj ile cümle

avantaj kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Sen benim avantajıma sahipsin.You have the advantage of me.
Senin iyi bir eğitim avantajın var.You have the advantage of a good education.
Yakışıklı olmak bir avantajdır.It's an advantage to be good-looking.
Onlar üzerinde her türlü avantaja sahibiz.We have every advantage over them.
Biz onlara göre avantajlıyız.We have the edge on them.
Planımızın bir sürü avantajı var.Our plan has lots of advantages.
Planımızın birçok ek avantajı vardır.Our plan has many additional advantages.
Güçlü yen firmamız için avantajlıydı.The strong yen was advantageous to our company.
Ehliyetinin olması bu iş için bir avantaj.Having a driver's license is an advantage for this job.
Haksız avantaj, Bill'in zayıflığındandır.Unfair advantage was taken of Bill's weakness.
Basketbolda uzun oyuncuların avantajı vardır.In basketball, tall players have an advantage.
Bir satış avantajından yararlandım ve üç kazak aldım.I took advantage of a sale and bought three sweaters.
Bunu yapmanın avantajı yoktur.There is no advantage in doing that.
Bu onun avantajı için.It is to his advantage.
Şirket tüm çalışanları için sağlık bakımı ve hayat sigortası avantajları sağlar.The company provides health care and life insurance benefits for all of its employees.
Bir bilgisayarı kullanabilmek bir avantaj.It is an advantage to be able to use a computer.
Bu mağaza coğrafi bir avantaja sahiptir.This store enjoys a geographical advantage.
Bu evlilik onun kariyeri için avantajlı olacak.This marriage will be advantageous to his career.
Burada kalmanın hiçbir avantajı yok.There is no advantage in staying here.
Bu avantajlar için ne kadar ödemek zorundayız?What price do we have to pay for these advantages?
Karar vermeden önce avantajlar ve dezavantajlar üzerinde düşünün!Reflect on advantages and disadvantages before you make up your mind.
Evi avantajlı şekilde sattım.I sold the house to advantage.
Ona üçe birlik avantaj önerdim.I offered him odds of 3 to 1.
Bu dünyadaki bütün insanlar sahip olduğun avantajlara sahip olmadı.All the people in this world haven't had the advantages that you've had.
Genel durum bizim için avantajlı.The general situation is advantageous to us.
Büyük bir şehirde yaşamanın birçok avantajları var.Living in a large city has many advantages.
Şehir hayatının farklı avantajları var.There are several advantages to city life.
Yakıt tasarrufu bu arabanın önemli bir avantajıdır.Fuel economy is a big advantage of this car.
Avantajlar ondan yana.The odds are in his favor.
O duvarı boyamak için güzel havanın avantajlarından yararlandı.He took advantage of the fine weather to paint the wall.
Onun iyi eğitim avantajı var.He has the advantage of a good education.
O, benim üzerimde bir avantaja sahiptir.She has an advantage over me.
Birinci sınıfın tüm hizmetlerini ve avantajlarını keşfedin.Discover all the services and advantages of first class.
Şehir yaşamının hem avantajları hem de dezavantajları vardır.There are both advantages and disadvantages to city living.
Kent yaşamının avantajları ve dezavantajları vardır.City life has advantages and disadvantages.
Okumamayı seçenlerin okuyamayanlara göre hiçbir avantajı yoktur.Those who choose not to read have no advantage over those who can't read.
Planımızın bir sürü ekstra avantajları var.Our plan has lots of additional advantages.
Bu teknolojinin avantajı nedir?What is the advantage to this technology?
Bazı insanlar kendi kişisel bağlantılarını kullanarak avantaj kazanmaya çalışırSome people try to gain advantage by exploiting their personal contacts.
O teknolojinin avantajı nedir?What is the advantage of that technology?
Tom onu yapmamızı önerdiğin şekilde onu yapmanın bir avantajı olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think there is any advantage of doing it the way you suggest we do it.
Onun güzellik avantajı vardır.She has the advantage of beauty.
Onu yapmanın avantajını anlayamıyorum.I can't see the advantage of doing that.
Çok fazla avantaj almak istemiyorum.I don't want to take too much advantage.
Biz tenis oynamak için günün güzel havasının avantajından yararlandık.We took advantage of the day's nice weather to play tennis.
Tom bir vergi kaçırma avantajından yararlandı.Tom took advantage of a tax loophole.
Onun küçük bir avantajı var.He has a small advantage.
O küçük bir avantaja sahiptir.She has a small advantage.
Ondan avantaj elde etmek istiyorum.I want to take advantage of it.
Tüm yazı sistemlerinin avantajları ve dezavantajları vardır.All writing systems have advantages and disadvantages.
Bu prosedürün avantajları ve dezavantajları vardır.This procedure has advantages and disadvantages.
Biz bunu çok avantajlı koşullar altında yaptık.We did this under very advantageous conditions.
Tom'un boyu ona oyunda kararlı bir avantaj verdi.Tom's height gave him a decided advantage in the game.
Senin avantajın var.You've got the advantage.
Bizim bir avantajımız var.We have an advantage.
Bu metodun avantajları ve dezavantajları nelerdir?What are the advantages and drawbacks of this method?
Bu durumda, peşin almak daha avantajlıdır.In this case, it is more advantageous to buy in cash.
Ulus devletlerin varlığı, dünya'nın geri kalanında Avrupa'ya büyük bir avantaj sağladı.The existence of nation-states gave Europe a great advantage over the rest of the world.
Bu teknolojinin avantajları nelerdir?What are the advantages of this technology?
Bir avantajımız var.We do have one advantage.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod