Tom'un avukat olan bir kız kardeşi var.Tom has a sister who is a lawyer.
Tom'un bir Avustralyalı ile evli olan bir kızı var.Tom has a daughter who's married to an Australian.
Tom avuç içini okuttu.Tom had his palm read.
Tom onu yapmamızı önerdiğin şekilde onu yapmanın bir avantajı olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think there is any advantage of doing it the way you suggest we do it.
Tom yeninin yaklaşık yarısını dolara ve diğer yarısını avroya çevirdi.Tom converted about half of his yen into dollars and the other half into euros.
Tom bir avuç dolusu kuru üzüm yedi.Tom ate a handful of raisins.
Tom avcı bıçağı ile Mary'yi bıçakladı.Tom stabbed Mary with a hunting knife.
Tom, Mary'yi bir av tüfeği ile vurdu.Tom shot Mary with a shotgun.
Tom Mary'ye Avustralya hakkında bir kitap verdi.Tom gave Mary a book about Australia.
Tom Mary'ye Avustralya hakkında bir sürü soru sordu.Tom asked Mary many questions about Australia.
Tom Mary'ye iki haftalık maaş avansı verdi.Tom advanced Mary two week's salary.
O, Avustralya'ya gitmek için yola çıktı.He departed for Australia.
Tom Mary'nin iyi bir kelle avcısı olacağını söyledi.Tom thought that Mary would make a good bounty hunter.
Tom her zaman bir kelle avcısı olmayı hayal etti.Tom always dreamed of becoming a bounty hunter.
Jim, bir avukat değil, ama bir doktordur.Jim isn't a lawyer, but a doctor.
Jim, bir avukat değil. O bir doktor.Jim's not a lawyer. He's a doctor.
Sen Avrupa'dasın!You're in Europe!
Söylenenlere göre on Avrupalıdan biri IKEA yatakta hamile kalmıştır.Supposedly, one in ten Europeans are conceived in an IKEA bed.
Almanya Avrupa'nın ortasındadır.Germany is in the middle of Europe.
Baykuşlar geceleri avlanır.Owls hunt at night.
Avcı bir tilki vurdu.The hunter shot a fox.
Avcılar tüfeklerini file doğrulttular.The hunters aimed their rifles at the elephant.
Tom kaseden bir avuç patlamış mısır aldı.Tom took a handful of popcorn from the bowl.
Tom geceyi eski bir avcı kulübesinde geçirdi.Tom spent the night in an old hunting shack.
Tom avlusunda bazı çiçekler ekti.Tom planted some flowers in his yard.
Tom'un iyi bir avukata ihtiyacı var.Tom needs a good lawyer.
Tom yıllarca Avustralya'da yaşadı.Tom lived in Australia for quite a few years.
Tom şeytanın avukatını oynamada çok iyi değildir.Tom isn't very good at playing the devil's advocate.
Tom ön avlusunda bir çukur kazdı.Tom dug a hole in his front yard.
Tom Avustralya hakkında bir şey bilmiyor.Tom doesn't know anything about Australia.
Tom Avustralya'dan Japonya'ya geldi.Tom came to Japan from Australia.
Tom Mary'ye Avustralya'daki hayatı hakkında soru sordu.Tom asked Mary about her life in Australia.
Tom'un şu ana kadar yaşadığı tek ülke Avustralyadır.The only country Tom has ever lived in is Australia.
Tom'un bir avukat tutamaması beni hiç şaşırtmadı.It didn't surprise me at all that Tom couldn't afford a lawyer.
2 avroya mal olmaktadır.It costs 2 euros.
Geyik avcılar tarafından öldürüldü.The deer was killed by hunters.
Semtimde bir balık avı marketi var.There's a bait shop in my neighborhood.
Tom avukatını aramak istiyor.Tom wants to call his lawyer.
Tom, Mary'nin avukatının verdiği tüm belgeleri imzaladı.Tom signed all the documents Mary's lawyer gave him.
Erkek kardeşim şimdi Avustralya'da.My brother is in Australia now.
Onlar Avrupa'da yetkiye sahipler.They have authority in Europe.
Onların Avrupa'da otoriteleri var.They have authority in Europe.
Sen bir avukat mısın?Are you a lawyer?
Sidney, Avustralya'daki kız kardeşimi arıyorum.I`m calling my sister in Sidney, Australia.
Ellerinde bir av tüfeği ile arabaya bindi.He got in with a shotgun in his hands.
Biz Avustralyalıyız.We are Australian.
Haber Avrupa genelinde yayıldı.The news traveled all around Europe.
Haber tüm Avrupa'yı dolaştı.The news traveled all around Europe.
Ben onun bir avukat olmadığına inanıyorum.I believe he is not a lawyer.
Eylülde Avrupa'dan döndüm.I got back from Europe in September.
Bazı insanlar bu ülkede çok fazla avukat olduğunu düşünüyorlar.Some people think that there are way too many lawyers in this country.
Bazı insanlar bu ülkede çok fazla sayıda avukat bulunduğunu düşünüyor.Some people think that there are too many lawyers in this country.
Avrupa'nın Çin yemekleri, Çin'in Çin yemekleri gibi değildirler.Europe's Chinese food is nothing like China's Chinese food.
Ben dün nehire gidip balık avladım.Yesterday I went and fished by the river.
Ben sarışın, mavi gözlü bir Avrupalı kadın bulmak istiyorum.I want to find a blonde, blue-eyed European woman.
Wombat, Avustralyalı tipik bir hayvandır.Wombat is a typical australian animal.
Liechtenstein bir Avrupa ülkesi midir?Is Liechtenstein a European country?
Avcı tavşanları köpeğiyle avladı.The hunter hunted rabbits with his dog.
Birçok müşteri o avukata tavsiye için gelir.Many clients come to that lawyer for advice.
Ayının kürkünü onu avlamadan önce satma.Don't sell the bear's fur before hunting it.